(5237 S. K. m. 22, 50, 53, 61, 62, 85) (5271 S. K. m. 231)
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 06/11/2015 tarihli iddianamesi ile; 12/10/2015 günü saat 23:30 sıralarında Elmas Bahçeler Mahallesi Mahmudiye Caddesi Gökdere Lambalarda sanık E. K.'nun kullandığı 16 BT 453 plakalı araç ile Ö. A.'ın kullandığı ...........plakalı motorsikletin çarpışması sonucu meydana gelen kaza sonucunda Ö. A.'ın yaşamının yitirdiği, bilirkişi raporları incelendiğinde trafik kaza tespit tutanağında bu kazanın oluşumunda …………SS plakalı otomobil sürücüsü E. K.'nun sürücü kural ihlallerinden geçmenin yasak olduğu yerlerden geçme ve sola dönülmez, U dönüşü yapılmaz işareti olduğu halde dönüş yapma kurallarını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, sanık E. K.'nun ters yöne girmek suretiyle üzerine atılı taksirle ölüme neden olma suçunu bilinçli taksir ile işlediği anlaşıldığından, sanığın TCK nın 85/1 ,22/3 , 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde; sanığın üzerine atılı suçtan TCK'nın 85/1 maddesi gereğince kusur durumu gözetilerek üst hadden neticeten 6 Yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezadan TCK'nın 22/3 maddesi gereğince bilinçli taksir nedeniyle takdiren 1/3 oranında arttırım yapılarak sanığın 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 62. Maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılmak sureti ile sanığın 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sürücü belgesinin TCK'nın 53/6 maddesi gereğince 1 yıl süre ile geri alınmasına dair karar dair verildiği anlaşılmıştır.
İstinaf İddiaları:
Sanık müdafii mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile kaldırılarak, davanın duruşmalı olarak görülüp hükmün bozulmasına dair karar verilmesini talep etmiş, sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık Yerel Mahkemece Alınan Savunmasında:" Hakkımdaki suçlamayı kabul etmiyorum. U dönüşü yapılması yasak olan yerde ben aracım ile gelip durmuştum. Benim arkamda araçlar gelip durdular. Sol tarafımda da bir araba vardı. Hatta o araba U dönüşü yapıp gitti. Ben dönüş yapmamıştım. Orada duruyordum. Bu sırada karşı şeritten, duran taksinin arkasından gelen motosiklet benim şeridime doğru kaydı hafiften yağış vardı ve yerler kaygandı. Hatta motosiklet kayarak aracın sağ çamurluğuna çarpmıştı. Ben aracımla duruyordum. Hareket etmemiştim. Benim sadece hatam dönülmez yere dönüp durmak oldu. Henüz dönüş yapmıştım. Polise, ambulansa haber verdim. Polisleri kaza mahallinde bekledim. Ben doğruları söyledim. Polislere olup biteni olduğu gibi anlattım. Bu nedenle ağır kusurlu olduğumu kabul etmiyorum. Bilirkişi raporunda aleyhime olan hususları kabul etmiyorum. Katılma talebini kabul etmiyorum. Ben ölen Ö. A.'ın yakınlarına, babasına, görüşme için haber göndermiştim ancak kendileri kabul etmediler. Tepkilerinden çekindiğim için yalnız başıma gitmek istemedim. Bu hususta girişimlerim oldu ancak onlar kabul etmediği için sonuç alamadım. Sola doğru döndüğümde mecburen gelen arabaların geçmesi için kavşakta köprünün altında durdum. Ayrıca 45 dakika polislerin gelmesini bekledim. Öncelikle beraatimi istiyorum. Eğer mahkumiyetime karar verilecek ise CMK'nın 231. Maddesinin hakkımda uygulanmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Yerel Mahkemece Alınan Beyanında: "Ben sanığın ifadelerini kabul etmiyorum. Kazada ölen Ömer Alan benim oğlum oluyordu. Kaza anını görmedim ancak tutanaklardan edindiğimiz bilgilere göre oğlumun ölümüne sebebiyet veren, kural ihlali yapan sanık şahıstır. Kendisinden şikayetçiyim, davaya katılma talebinde bulunuyorum. Kazadan sonra sanık şahıs bizimle herhangi bir görüşmede bulunmamış. Baş sağlığı dilememiş. Oğlumun hastanede ziyaretine gelmemiştir. Duyarsız ve kayıtsız kalmıştır. Bu hususu da belirtmek istiyorum. Buna rağmen sanık şahıs tutuklu yargılanmayarak bizi oğlumuzun ölümü kadar yaralanmış ve etkilemiştir, Sanık bana olaydan bir hafta sonra haber göndermişti. Bende bunun üzerine geç kaldığını düşündüğüm için kabul etmedim, sanığın soruşturma aşamasındaki verdiği ifadeye itibar edilerek cezalandırılmasını talep ediyorum, takdir mahkemenizindir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
12.04.2017 tarihinde yapılan duruşmada;
Sanık Dairemizce Alınan Savunmasında: "Eski savunmalarımı tekrar ederim, ekleyecek bir husus yoktur, verilen ceza yüksektir. Ben sadece dönülmez yerden döndüm durdum, durduğum sırada bana vurdular" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık Müdafii Dairemizce Alınan beyanında: "Bizim önemle durmak istediğimiz müdafii olduğum sanık dönülmez yasağı olan yerden dönmüştür. Ancak karşı taraftan gelen araçların hiç birisi çarpmamıştır. Sağdan gelen araç dur işaretine uymayarak gelip müvekkile çarpmıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkilidir. Bir kısım raporlardan bizim tali kusurlu olduğumuz belirtilmiştir. Mahkeme bunu dikkate almayarak şüpheden sanık yararlanır ilkesini ihlal ederek ve tam kusur durumunu kabul ederek üst hadden ceza tayin etmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu ceza yanlıştır. Bunun düzeltilmesini talep ediyorum. Ayrıca müteveffa ehliyetsizdir. Müdafii bulunduğum sanık olay yerini terk etmemiştir. Ambulansı beklemiştir. Polisleride beklemiştir ve her türlü yardıma hazır şekilde olay yerinde beklemiştir. Mahkeme bu şahsi durumları gözönüne almayarak TCK 61. maddeyi yanlış yorumlamıştır. Bu yüzden yerel mahkeme kararının bozulmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasında: "Olay günü olan 12/10/2015 günü saat 23/30 sıralarında Elmas Bahçeler Mah. Mahmudiye Cad. Gökdere lambalarında sanık E. K.'nun sevk ve idaresindeki ……….. plakalı araç ile seyir halinde iken U dönüşü yapılamaz işareti olan yerden U dönüşü yaparak müteveffa Ö. A.'ın kullandığı …………. plakalı motosiklet ile çarpışmasına sebebiyet verdiği, Olay sonucunda Ö. A.'ın vefat ettiği, sanığın bilinçli taksir ile hareket ettiğinin kabulü gerektiği anlaşıldığından; İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın sabit olan eylemine uyan TCK 85/1, 22/3, 53/6 ve 61 maddeleri mucibice tecziyesine karar verilmesi, esas hakkında talep olunur." şeklinde mütalaa vermiştir.
Dairemizin Kabulü ve Gerekçe:
12/10/2015 Tarihli kaza tespit tutanağında; sanığın idaresinde bulunan ……….. plakalı otomobil ile Gökdere Bulvarı ve Zafer Bulvarı üzerinden gelip sola dönülmez işareti olan yerden Mahmudiye Caddesine (Yıldırım istikametine) gitmek için sola döndüğü kavşağa giriş yaptığında, sağ yan ön kapı çamurluk ve tampon kısımları ile Gökdere Bulvarı üzerinde Zafer Bulvarı istikametine sol şeritte seyir halinde olan Ö. A. idaresindeki ……….. plakalı motosiklete ön kısmı ile çarpıştığı ,bu kaza sonucunda sürücü Ö. A.'ın yaralandığı, kazanın oluşumunda sanık sürücünün trafik işareti ile geçmenin yasaklandığı yerden geçme kuralını ihlal ettiğinden asli oranda kusurlu olduğunun tespit edildiği, soruşturmada alınan 15/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda, sanık E. K. nun sola dönülmez işareti bulunan yerden dönerek trafik işaret levhalarına uymayarak asli kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü Ö. A.'ın ise sürücülerin kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken hızlarını azaltmak zorunda olmaları kuralını ihlal ederek tali kusurlu olduğunun rapor edildiği, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan 19/02/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda sanık sürücünün dikkatsiz ve tedbirsiz araba kullanarak tali derecede kusurlu olduğu motosiklet sürücüsü Ö. A. ın dur anlamına gelen kırmızı ışıkta geçmek kuralını ihlal etmek sureti ile asli kusurlu olduğunun rapor edildiği,
Adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinin 01/08/2016 tarihli raporunda terditli rapor verildiği, sanık sürücünün beyanında geçtiği şekilde, motosiklet sürücüsünün kırmızı ışık yanmakta iken kavşak alanına girdiği kabul edildiğinde; sanık sürücünün sola dönülmez ve u dönüşü yapılmaz levhası bulunan yerden geçmek sureti ile motosiklet önünü kapattığı, bu şekilde olayın meydana gelmesinde tali derecede kusurlu bulunduğu, motosiklet sürücüsünün ise kendisine kırmızı ışık yanmış olmasına rağmen seyrini sürdürerek otomobile tedbirsizce çarpmış olması nedeni ile asli derecede kusurlu olduğu, sanık sürücünün iddia ettiğinin aksine, ölene yeşil ışık yanmakta iken kavşağa girdiği sırada kazanın meydana geldiği varsayıldığında; sanık sürücünün sola dönülmez u dönüşü yapılamaz levhası bulunan yerden sola dönüş yaparak motosiklete çarpması nedeniyle asli derecede tam kusurlu, ölen sürücünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının rapor edildiği görülmüştür.
Sanığın U dönüşü yapmanın yasak olduğu ve sola dönülemez levhası bulunan yerden geçtiği, bu sırada Gökdere Bulvarı üzerinden Zafer Bulvarı istikametine sol şeritte seyir halinde bulunan Ö. A.'ın idaresindeki ………… plakalı motosiklet ile çarpıştığı, hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır,
Sanığın Trafik işaret ve levhalarına aykırı bu davranışının, tüm bilirkişi raporlarında ayrıntıları ile açıklandığı üzere asli kusur sayılacağı, aynı zamanda yerleşik yargıtay içtihatları gereğince bilinçli taksir halini oluşturduğu açıktır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde gerekçe gösterilmeksizin, Adli Tıp Kurumu raporunun 2.ihtimalinde belirtildiği şekilde kazanın oluştuğu kabul edilerek, sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ölen motosiklet sürücüsünün ise kusursuz olduğu sonucuna varılmış, sanığın bilinçle taksirle ölüme neden olma suçundan teşdiden üst sınırdan hüküm kurulmak sureti ile cezalandırılmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Benzer bir dosyada ki Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/02/2013 tarih 2012/11798 esas sayılı - 2013/3163 karar sayılı ilamı gözetilerek,
İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, olayda bir kişinin ölmüş olması ve maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden üst sınırdan ceza tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, usul ve yasaya aykırı bulunmuş, bu sebeple dairemizce asli kusurlu sanık hakkında yeniden ceza tayini yoluna gidilmiştir.
Sanık savunması katılan ifadesi, kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, doktor raporları, otopsi raporu, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelediğinde; netice olarak sanığın bu eylemi nedeniyle asli kusurlu olduğu ve eylemini bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği sonucuna varılmış, sanığın eylemine uyan taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan kusurun ağırlığı kazanın meydana geliş şekli nazara alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak, sanığın olaydan sonraki davranışları da nazara alınarak TCK 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına, bilinçli taksir nedeni ile verilecek cezadan arttırım yapılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2016 tarih 2015/900 Esas, 2016/602 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
Sanığın taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 5237 sayılı TCK’nun 85/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu nazara alınarak taktiren ve teştiden alt sınırdan uzaklaşılarak 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği anlaşıldığından, sanığa verilen cezanın TCK.nun 22/3 maddesi uyarınca takdiren 1/3 oranında artırılarak 4 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki etkileri nazara alınarak sanığa verilecek cezadan 5237 sayılı TCK’nun 62 maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA,
Sanığa verilen cezanın niteliği gereği yasal imkan bulunmadığından 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesi gereğince verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına,
Suçlunun kişiliğine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre takdiren 5237 sayılı TCK.nun 50 maddesi gereğince verilen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına,
Kararın kesinleşmesini müteakip sanığın trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sebebiyle sübut bulan eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 53/6 maddesi uyarınca 1 YIL SÜRE İLE SÜRÜCÜ BELGESİNİN GERİ ALINMASINA, geri almanın hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe girmesine ve sürenin cezanın infazından itibaren işlemesine,
Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden Asliye Ceza Mahkemesi yargılama için 1.980 TL Bölge Adliye Mahkemesindeki yargılama bakımından ise 990 TL olmak üzere toplam 2.970 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Otopsi gideri 62,85 TL,195,40 savcılık keşif gideri, 150 TL mahkeme bilirkişi ücreti , 75 TL mahkeme keşif yol gideri, ilk derece mahkemesince yapılan ATK gideri 212TL,6 davetiye gideri 28,00-TL, olmak üzere toplam 723,25-TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, sanık ve müdafinin SEGBİS ile yüzüne karşı, katılanın yokluğunda, iddia makamının esas hakkındaki görüşüne uygun olarak C. Savcısı O. Ö.'ün huzurunda oybirliği ile KESİN olarak verilen karar açıkça ve usulen okunup anlatıldı. 12/04/2017 (¤¤)