(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 279, 280, 289) (5237 S. K. m. 85) (YCGK 25.01.2011 T. 2010/7-192 E. 2011/1 K.) (4. CD. 13.06.2016 T. 2014/4932 E. 2016/12013 K.) (21. CD. 30.11.2016 T. 2016/8 E. 2016/7342 K.)
Yerel Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
1-İncelenen dosyada, iddianame özeti, dosyadaki taraf beyanları ve bir kısım deliller alt alta sıralandığı, ancak somut olayda, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan yapılan yargılamada, sanığın hangi eyleminin ne şekilde taksirle öldürme suçunu oluşturduğu hususunun açıklanmadığı, dolayısıyla sabit görülen maddi olayın kabulüne yer verilmediği gibi olayın nasıl gerçekleştiği, gerçekleşen bu olayda sanığın, objektif özen yükümlüğüne aykırılık teşkil eden kusurlu davranışının ne olduğunun açıklanmadığı,
2- Öte yandan; sanık savunması ve tanık beyanları, müteveffanın kanında 244 mg/dl etanol bulunduğuna dair rapor, kaza tespit tutanağında kaza saatinde ışıkların yanmadığı, ölenin üzerinde koyu renk elbiseler bulunduğuna dair not , kazanın hangi şeritte meydana geldiği, olay yerine yakın yaya geçidinin ne kadar uzakta olduğu gibi diğer bulgular dikkate alınarak; maddi gerçeğe ulaşmak bakımından yeniden bilirkişi incelemesi yapılması veya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması veya bu hususların mahkemece irdelenmesi gerektiği,
Halde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yetersiz gerekçe hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, CMK 230.madde gereğince hükme esas alınan veya alınmayan delillerin gösterilmesi, tartışılması ve sabit görülen olayla irtibatlandırılması gerektiği, dolayısıyla tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme ile hüküm kurulmasının da yetersiz ve yasal olmayan gerekçe sebebiyle yasaya aykırılık oluşturduğu,
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca gerekçenin denetime imkan sağlayacak biçimde ve taraflar ile diğer okuyan herkesi tatmin edecek içerikte olması gerektiği; yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasakoyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağından keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunduğu ve bu sebeple de gerekçenin dosya ve toplanıp değerlendirilen delillerle uyumlu, yasal ve yeterli olmamasının CMK 289/1-g maddesinde kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlendiği anlaşılmakla (örneğin bkz. YCGK, 25/01/2011, 2010/7-192, 2011/1; 4.CD,13/06/2016,2014/4932-2016/12013; 19.CD,09/06/2016 , 2016/4158- 2016/19431;21.CD, 30.11.2016, 2016/8- 2016/7342);
CMK 280/1-b.maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına" karar vereceğinin düzenlenmesi karşısında,
Usule aykırı ve istinaf başvurusundaki istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 14/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)