(5271 S. K. m. 141, 279, 280, 286, 291, 303) (6100 S. K. m. 353)
Yerel Mahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunmasının,
2-Davacının sanık olarak yargılandığı İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/491 Esas, 2010/414 Karar tarihli dosyanın incelenmesinde; 19/09/2007-23/09/2007 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 23/09/2007 tarihinde tutuklandığı ve 20/10/2010 tarihinde tahliye edildiği, davacı vekilinin dilekçesinde davacının gözaltına alındığı 19/09/2007 tarihinden itibaren maddi tazminat talebinde bulunduğu ve faiz başlangıcının da bu tarihten başlatılmasını istediği, davacının 19/09/2007 ile 20/10/2010 tarihleri arasında haksız tutuklu kaldığı süre 1127 gün olduğu halde, 18/12/2017 ve 26/12/2017 tarihli bilirkişi raporlarında haksız tutuklu kaldığı günlerin 1186 gün ve 1190 gün olarak tespit edildiği ve kazanç kaybının hesaplanmasında brüt asgari ücret esas alınarak 22.651,99 TL fazla maddi tazminata hükmedilmesinin,
Usul ve yasaya aykırılık oluşturan bir hususlar olduğu anlaşılmıştır.
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası, 5271 sayılı CMK'nın 141 vd devamı maddelerinde düzenlenmiş olsa da, özü itibariyle tazminat hukuku genel prensiplerine tabi ve CMK'da düzenlenen hükümler dışında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir dava çeşididir.
Yukarıda zikredilen hukuka aykırılık 5271 sayılı CMK'nın 303 ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
İSTİNAFA KONU KARARIN;
1-Hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde manevi tazminat miktarı olarak yazılı "50.000,00 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "41.000,00 TL" ibaresinin yazılması,
2-Hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde maddi tazminat miktarı olarak yazılı "22.651,29 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "19.688,62 TL" ibaresinin yazılması suretiyle,
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın, CMK.nın 303 ve 280/1-a maddeleri ile HMK'nın 353.m/1-b-2 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın taraflara tebliğine,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 286, 291 maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere 28.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)