(5271 S. K. m. 279) (5237 S. K. m. 3, 22, 61)
Yerel Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
1- İncelenen dosyada; 15/09/2015 tarihli 1. bilirkişi raporunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu; 14/01/2016 tarihli 2. bilirkişi raporu olan Adli Tıp Kurumu raporunda ise sanığı asli, müteveffanın ise tali kusurlu olduğu; 21/06/2016 tarihli 3. (yapılan keşif sonrası düzenlenen üç kişilik heyetten ibaret) bilirkişi raporunda ise sanığı asli, müteveffanın ise tali kusurlu olduğu mütalaa olunduğu halde, bir birini teyit eden 2. ve 3. bilirkişi raporları yerine neden 1.bilirkişi raporunun esas alındığının denetime uygun bir şekilde gerekçelendirilmediği,
2- kabule göre de; esas alınan bilirkişi raporuna göre, asli ve tam kusurlu kabul edilen sanık hakkında, TCK 3/1, 22/4 ve 61.maddelerdeki ölçütler dikkate alınarak alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde az uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilerek çelişkiye neden olunduğu,
3- Ayrıca yalnızca kasıtlı suçlar bakımından uygulanabilecek olan ve dolayısıyla taksirli suçlarda uygulanma olasılığı bulunmayan TCK 53/1.maddesindeki hak yoksunluklarının uygulandığı; buna karşılık taksirli suçlar bakımından geçerli olan ve iddianamede sevk maddeleri içerinde gösterilen TCK 53/6.maddesinin uygulanmadığı ve neden uygulanmadığının da gerekçelendirilmediği, anlaşılmıştır.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca gerekçenin denetime imkan sağlayacak sağlayacak biçimde ve taraflar ile diğer okuyan herkesi tatmin edecek içerikte olması gerektiği; yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasakoyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağından keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunduğu ve bu sebeple de gerekçenin dosya ve toplanıp değerlendirilen delillerle uyumlu, yasal ve yeterli olmamasının CMK 289/1-g maddesinde kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlendiği anlaşılmakla (örneğin bkz. YCGK, 25/01/2011, 2010/7-192, 2011/1; 4.CD, 13/06/2016, 2014/4932-2016/12013; 19.CD,09/06/2016, 2016/4158- 2016/19431;21.CD, 30.11.2016, 2016/8- 2016/7342);
CMK 280/1-b.maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına" karar vereceğinin düzenlenmesi karşısında,
Usule aykırı ve istinaf başvurusundaki istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 04/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)