(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 134, 139) (5271 S. K. m. 230, 279, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
1-Şantaj Suçu bakımından yapılan inceleme:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
2- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu bakımından yapılan inceleme:
Mağdurenin talimatla alınan 05/11/2012 tarihli ifadesinde, her iki sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, TCK 139.madde uyarınca TCK 134.maddede düzenlenen suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu (örneğin bkz. 12.CD, 28.12.2016, 2015/11104- 2016/13760; 11.01.2017, 2015/10834-2017/192) halde, yargılama şartı olan bu husus dikkate alınmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, CMK 230’da belirtilen unsurları şeklen taşımakla birlikte, ulaşılan kanaat ve maddi olaya ilişkin kabulü dosya ile uyumlu olmayan, yasa yolu denetimine elverişli olmayan, delil değerlendirmesi eksik olan, içerik olarak sabit görülen maddi olayı ve hukuki nitelendirilmesini doyurucu şekilde açıklamayan gerekçenin, yetersiz (eksik) gerekçe olduğu, dolayısıyla tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulmasının da yetersiz gerekçe sebebiyle yasaya aykırılık oluşturduğu,
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca gerekçenin denetime imkan sağlayacak sağlayacak biçimde ve taraflar ile diğer okuyan herkesi tatmin edecek içerikte olması gerektiği; yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasakoyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağından keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunduğu ve bu sebeple de gerekçenin dosya ve toplanıp değerlendirilen delillerle uyumlu, yasal ve yeterli olmamasının CMK 289/1-g maddesinde kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlendiği anlaşılmakla (örneğin bkz. YCGK, 25/01/2011, 2010/7-192, 2011/1; 4.CD,13/06/2016, 2014/4932-2016/12013; 19.CD, 09/06/2016, 2016/4158-2016/19431;21.CD, 30.11.2016, 2016/8- 2016/7342);
CMK 280/1-b.maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına" karar vereceğinin düzenlenmesi karşısında,
Usule aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 14/03/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)