(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 230, 280, 289) (1412 S. K. m. 308) (5237 S. K. m. 89, 179)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan C. Savcısının istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Evrensel hukuk düzeninde kutsal sayılan savunma hakkının, Anayasamızın 36 maddesinde "temel haklar ve ödevler" arasında "Herkes meşru vasıta ve yollarda faydalanmak sureti ile yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde tanımlanarak, iç hukukumuzda da en geniş şekilde korunduğu,
Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'un 308/7 maddelerinde ise , mahkeme kararlarının istinaf denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması , gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması hususları düzenlendiğinden;
Bu bağlamda istinaf itirazları değerlendirildiğinde;
Sanığın 220 promil alkollü alkollü vaziyette 16 J 7234 plakalı aracı ile trafikte seyir halinde iken müşteki Fatih Çelik'in idaresindeki 16 P 1926 plakalı aracına çarptığı, kazada müştekinin alınan Adli Tıp raporuna göre BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, başlangıçta şikayetçi olan müştekinin 15/11/2016 tarihli ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu kriterinin esas alınması, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde, sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ya da şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının kabul edilmesi karşısında; mağdurdaki yaralanmanın TCK'nın 89/1. maddesi kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olmasına göre, sanığın üzerine atılı suçun bilinçli taksir ile işlenmesi hali de dahil 5237 sayılı TCK'nın 89/5. maddesi uyarınca şikayete tabi olduğu, bu kapsamda, sadece trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine, taksirle yaralama suçundan açılan davanın ise şikayet yokluğundan düşmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, (Örn. Yargıtay 12. ceza Dairesinin 2014/14858 Esas, 2015/10702 sayılı kararı) ve bu hususların karar yerinde tartışılmaması,
Kanuna aykırı olup, Cumhuriyet Savcısı'nın istinaf itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)