(5271 S. K. m. 141, 279, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurularının kapsamına göre istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Davacı hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan yürütülen soruşturma sırasında, davacının evinde arama yapılmıştır. Davacı yapılan yargılama sonucunda beraat etmiştir. Ancak; beraat kararı henüz kesinleşmemiştir.
Davacı vekili beraat kararından sonra davacının evinde yapılan aramanın ölçüsüz olduğundan, arama kararı verilmesine hukuksal bir gereklilik olmadığı halde davacının evinde arama yapıldığından bahisle, hazine aleyhine tazminat davası açmıştır.
Öncelikle, çözülmesi gereken uyuşmazlık, CMK'nun 141. Maddesinde belirtilen bir kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esası ile ilgili bir karar verilmesinin zorunlu bulunup bulunmadığı hususudur.
CMK 141. Maddesindeki yasal düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere, bir kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilebilmesi için davanın esası ile ilgili bir karar verilmesine gerek bulunmamaktadır. Örneğin gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup, kişinin yasadaki bu süre içerisinde hakim önüne çıkarılıp çıkarılmadığının saptanmasının, davanın esası ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı gibi, bu konudaki talepler hakkında karar verilebilmesi için davanın esası hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde kanundaki hakları hatırlatılmadan tutuklanan, kanuna uygun tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii önüne çıkarılmayan, yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama ölçüsüz şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda karar verilebilmesi için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır.(Örnek; Yargıtay 12. CD'nin 2015/12675 esas, 2016/11479 karar sayılı ilamı)
Ancak yine Yargıtay 12. CD'nin 2015/334 esas 2015/19161 sayılı ilamına göre aramanın hukuka aykırı olarak yapılmasının CMK'nun 141. Maddesinde tazminat nedeni olarak gösterilmediği anlaşılsa da, aramanın dayandığı kararın hukuka aykırı olması halinde, buna dayanılarak yapılan aramanın hukuki olduğu, dolayısı ile yasanın ön gördüğü korumadan yararlanamayacağının kabulü hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı gibi, yasa ile amaçlanan koruma ile de örtüşmemektedir. Ancak, aramanın kanuna aykırı olduğunun iddia edilmesi halinde yargılamanın devam edip etmediği, arama ile delil olarak kabul edilebilecek bir belge veya eşyanın ele geçip geçmediği hususları dikkate alınarak asıl yargılamada tartışılması gereken hususların değerlendirilmesinden kaçınılmalı, bu hallerde istem hükmün kesinleşmesinden sonra değerlendirilmelidir.
Davacının dilekçesinde hem aramanın ölçüsüzlüğünden hem de hiç gerek bulunmadığı halde arama kararı verilmesi nedeni ile aramanın kanuna aykırı olduğundan bahsedildiği dikkate alındığında, davacıya dilekçesinin açıklattırılarak arama kararının ölçüsüz şekilde gerçekleştirildiğine ilişkin iddiasının bulunması durumunda, esas davada verilen kararın kesinleşmesi beklenilmeden, aramaya ilişkin belgeler getirtilip incelenerek aramanın ölçüsüz şekilde gerçekleştirip gerçekleştirilmediği tespit edilip sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmeyeceği tartışılmadan, esas davanın kesinleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi;
Usul ve yasaya aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)