(5271 S. K. m. 141, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurularının kapsamına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Davacının kamuoyunda Poyrazköy davası olarak bilinen dava kapsamında evinde arama ve el koyma işlemi yapıldığı, davacı hakkında 30/06/2009 tarihinde yurtdışı çıkış yasağı adli kontrol kararı verildiği, adli kontrol kararının 5 yıl 2 ay 26 gün devam ettiği, davacının hakkında açılan bu davadan beraat ettiği ve beraat kararının 19/11/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin tazminat sebebi olarak; haksız arama ve el koyma, adli kontrol uygulanması ve davacı hakkında verilen iletişimin tespiti kararlarını gösterdiği,
Davacının aynı zamanda kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen davada da yargılandığı, bu dava kapsamında 3 yıl 4 ay tutuklu kaldığı ve beraat ettiği, bu davayla ilgili de CMK 141 maddesine göre tazminat davası açtığı, İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tazminat davasında davacı lehine 400.000TL tazminata hükmedildiği ve dosyanın temyiz üzerine Yargıtay’a gönderildiği,
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/13444 Esas 2015/2705 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere 18/06/2014 tarih ve 6546 sayılı kanunun 70.maddesi ile CMK'nın 141.maddesine eklenen 3.fıkradaki "1.fıkrada yazan haller dışında suç soruşturması ve kovuşturması sırasında kişisel kusur haksız fiil ve diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere Hakimler ve Cumhuriyet Savcılarının verdikleri kararlar ve yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, CMK'nın 141.maddesinde sayılan tazminat nedenleri dışında Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur ve haksız fiilleri nedeniyle devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği anlaşılmaktadır.
CMK'nın 141.maddesine eklenen 3.fıkra ile tazminat sebepleri genişletilmiştir. Hakimlerin ve Cumhuriyet Savcılarının vermiş oldukları kararlarda kişisel kusurları ve haksız fiil teşkil edecek başkaca eylemleri var ise ve bu eylemler nedeniyle maddi ya da manevi zarar doğmuşsa CMK'nın 141/3.maddesine göre suçtan zarar gören devlet aleyhine dava açabilecektir.
Kamuoyunda Poyrazköy olarak bilinen davada yargılanan sanıklar aleyhine bir kısım kamu görevlilerinin delil uydurdukları yönünde, kesinleşmiş yargısal kararlara da yansıyan tespitler vardır. Nitekim Poyrazköy davasıyla ilgili İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu 2014/155 esas 2015/359 karar sayılı ilamda, soruşturma aşamasında hukuka aykırı delil toplayan, arama ve el koyma kararları veren, sahte delil üreten kişi yada kişiler hakkında C. Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
Davacı hakkında verilen ve 5 yıl 2 ay 26 gün devam eden yurt dışı adli kontrol yasağının davacının Anayasa ile teminat altına alınmış seyahat özgürlüğünü kısıtladığı her türlü tartışmadan uzaktır. Her ne kadar bu sürenin 3 yıl 4 aylık kısmında davacı Balyoz davası kapsamında tutuklu olması sebebiyle fiilen seyahat hürriyetini kullanamayacak durumda olsa da, adli kontrol kararı tutuklu kalınan sürenin dışında neredeyse 2 yıl daha devam etmiştir.
Yine CMK'nın 141.maddesinde ölçüsüz aramanın tazminat sebebi olarak gösterildiği, haksız arama kararı tazminat sebebi olarak gösterilmediği anlaşılsa da Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/334 Esas 2015/19161 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, AİHM kararlarındaki ölçütlere ve Ulusal mevzuata uygun olmadığı anlaşılan, dolayısıyla hukuka aykırı olan arama kararlarının da tazminatı gerektirdiği, davacı hakkında verilen beraat kararında, yukarıda da zikredildiği üzere yapılan arama kararlarının haksız olduğu vurgulanarak bu aramayı yapan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, yerel mahkemece CMK'nun 141/1.maddesindeki tazminat sebeplerini genişleten CMK'nın 141/3.maddesinin davaya konu olayda uygulanıp uygulanamayacağının ve bu kapsamda davacının uzun süre yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirine tabi tutulmasının, iletişiminin tespit edilmesinin ve davacının evinde yapılan haksız arama ve el koyma işleminin CMK'nın 141/1-3 maddeleri kapsamında tazminat gerektirip gerektirmeyeceğinin, davacı lehine haksız arama, uzun süren yurt dışı çıkış yasağı adli kontrolü ve iletişimin tespiti kararları nedeniyle makul miktarda tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceğinin tartışılıp gerekçelendirilmeden, davacının yargılanıp beraat ettiği başka bir davada (Balyoz Davası) davacı lehine tazminata hükmedildiğinden, adli kontrol kararı ve iletişimin tespiti kararlarının CMK'nın 141/1 maddesindeki tazminat sebeplerinden olmadığından, arama nedeniyle manevi tazminat verilmesinin söz konusu olamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, istinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 01.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)