(5237 S. K. m. 53, 89) (5271 S. K. m. 230, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan yürütülen davada, aynı zamanda alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu işlediğinden bahisle de sanık hakkında ayrı bir dava bulunduğu, bu davanın İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/380 esas sayılı dosyası ile yürütüldüğü ve verilen kararın istinaf edilmek suretiyle dairemize geldiği, Yargıtayın yerleşik uygulamaları da dikkate alındığında sanığın alkollü araç kullanmak suretiyle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiğinin sübutu halinde eylemin kül halinde bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında açılan iki davanın birleştirilerek görülmesinin zaruri olduğu,
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/380 esas sayılı dosya kapsamına göre olayın tek görgü tanığı olan B.İ.'ün, kaza sonrasında sanığın aracın sağ arka kapısından çıktığını, aracı sanığın kullanmadığını beyan etmesine ve sanığın aleyhine görgüye dayalı başka bir tanık ifadesi bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında taksirle yaralama suçundan yürütülen kovuşturmada, olayın mağduru olan katılan Y.Ö.'ın mahkemece alınan ifadesinde, aracı bizzat sanık M.Ç.'ın kullandığına ilişkin beyanının bulunduğu, tanık B.İ.'ün ifadesiyle katılan Y.Ö.'ın ifadelerindeki çelişkinin giderilerek sonucuna göre hüküm kurulması, eğer çelişki giderilemezse hangi ifadeye neden itibar edildiğinin gerekçelendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Sanık hakkında iddianamede TCK'nun 53/6 maddesinin uygulanmasının talep edilmemesine rağmen mahkemece sanığa ek savunma verilmeden sanık hakkında TCK'nun 53/6 maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Olay ile bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sanığın olayda kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise kusurunun derecesi tespit edilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Dosya kapsamına göre sanığın alkollü olduğunun anlaşıldığı halde sanık hakkında TCK'nun 22/3 maddesinin uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verilmemesi,
Kabule göre; TCK'nun 89/4 maddesinden uygulama yapıldığı halde bu maddenin uygulanmasından sonra TCK'nun 89/2b maddesinin uygulanarak sanığa fazla ceza tayini yasaya aykırı olup;
Hükümün CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi ve hüküm için önemli hususlarda savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görüldüğünden CMK'nın 289/1-g-h maddeleri ile 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Aynı sanık hakkında alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek ve taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçlarından açılan davaların birlikte görülmesinde zaruret bulunduğundan takdiren dosyanın alkollü araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yargılama yapan İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 22/12/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)