(5395 S. K. m. 5, 26)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan Katılanlar vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Davacının babasının vefatı ve annesinin maddi imkanlarının kısıtlı olması nedeni ile Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26/08/1982 tarih ve 1982/26 nolu kararı ile koruma altına alınarak SHÇEK'e bağlı kuruma yerleştirildiği, 1991 tarihine kadar kurumda kaldığı, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nün talebi üzerine Hayrabolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 31/01/1991 tarih ve 1991/10 nolu kararı ile koruma kararının kaldırıldığı, 12/02/2015 tarihinde açılan davanın konusunun, davacı hakkında verilen koruma kararının kaldırılmasına yönelik kararın hukuka aykırılığının tespiti ve davacının 18 yaşına kadar yetiştirme yurdunda kaldığının tespiti olduğu,
Davacının dava tarihi itibari ile 18 yaşından büyük olduğu, davanın açıldığı Tekirdağ aile mahkemesinin görevsizlik kararı vererek dosyayı Tekirdağ Çocuk Mahkemesi'ne gönderdiği, Tekirdağ Çocuk Mahkemesi'nin istinafa konu kararla davacının talebinin kabulüne, 18 yaşını doldurana kadar devlet koruması altında olduğunun tespitine karar verdiği anlaşılmıştır.
Çözümlenmesi gereken husus davanın niteliğinin ne olduğunun, bu davaya hangi mahkemenin bakmaya yetkili olduğunun tespitidir. Öncelikle dava konusunda esasa ilişkin karar veren çocuk mahkemesinin bu davaya bakmaya yetkisinin olup olmadığının tartışılması gerekir.
5395 sayılı çocuk koruma kanununun 26. maddesine göre çocuk mahkemesinin görevi, Asliye Ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, SSÇ' ler hakkında açılacak davalara bakmak ve çocuk mahkemesi kanundaki tedbirler ile diğer kanunlarda yer alan çocuklarla ilgili tedbirler hususunda karar vermektir. Yine aynı kanunun tanımlar başlıklı 3. maddesinin 2-c bendinde çocuk hakimi, hakkında koğuşturma başlatılmış olanlar hariç SSÇ' ler ile korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını veren hakim olarak tarif edilmektedir.5395 SK' nun 5. maddesi çocuklar hakkında verilecek koruyucu ve destekleyici tedbirlerin türünün ne olduğunu açıklamaktadır. Bu maddeye göre çocuklar hakkında verilecek tedbirler danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, barınma tedbirleridir.
Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının alınmasına, çocuğun, anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, SHÇEK ve C. Savcısının istemi üzerine veya resen çocuk hakimi tarafından karar verilebilmektedir. Koruyucu ve destekleyici tedbirler yaptırım niteliğinde değildir ve devlet zoru ile yerine getirilemez. Sadece alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasında çocuğun rızası aranmaz. Diğer tedbirler rızaya dayalı olarak yerine getirilir.
Koruyucu destekleyici tedbir kararları hakim kararı niteliğindedir. Kural olarak duruşmasız verilir. Ancak TMK hükümlerine göre velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar verilmesi için Çocuk Koruma Kanununun 7/2 gereğince duruşma açmak gerekir.
Koruyucu destekleyici kararların hakim kararı niteliğinde olması nedeni ile bu kararlar itiraza tabi kararlardır. Nitekim bu husus Çocuk Koruma Kanunun 14. maddesinde dile getirilmiştir.
Çocuklar hakkında verilen güvenlik tedbiri kararları ise yaptırım niteliğindedir. TCK'nun yaptırımlar başlıklı 3. kısmının 2. bölümünde cezalar gibi bir yaptırım türü olarak düzenlenmiştir.
Güvenlik tedbirlerinin yaptırım niteliğinde olması nedeni ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanuna göre devlet zoru ile infaz edilir. Güvenlik tedbirleri hüküm niteliğindedir ve mahkeme tarafından verilir. Hakim kararı şeklinde verilemez. Mahkeme kararı niteliğinde olması nedeni ile güvenlik tedbirleri duruşmalı olarak verilir. Cezalarda olduğu gibi bu tedbirlerde de kanunilik ilkesi geçerlidir. Suçu işlediği sabit olan ancak 12 yaşını doldurmaması ya da 12-15 yaş gurubunda olmasına rağmen ceza ehliyeti bulunmayan çocuklar hakkında uygulanabilir. Güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar mahkeme kararı niteliğinde olduğu için istinaf ve temyize tabidir ve kesinleşmedikçe infaz edilemezler.
Kısaca özetlemek gerekir ise çocuk mahkemeleri, suç işleyen 18 yaşından küçük çocukların yargılamasını yapmak, suç işlediği sabit olmakla birlikte 12 yaşından küçük olan ya da 12-15 yaş grubunda olmasına rağmen cezai ehliyeti bulunmayan SSÇ ler hakkında güvenlik tedbiri kararlarına hükmetmek görevi ile Çocuk Koruma Kanunun 5. maddesindeki koruma tedbirleri konusunda karar vermekle yükümlüdür. Koruma tedbirlerine yönelik kararlar çocuk hakimi tarafından alınır, değiştirilebilir ve kaldırılabilir. Bu kadarların hepsi de itiraza tabidir. İtiraz da CMK'ndaki usullere göre yapılır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, davacının yaşı itibari ile çocuk olmadığı gibi mahkemeden istenen kadar da koruma tedbirine, tedbirin değiştirilmesine ya da kaldırılmasına ilişkin bir karar değildir. Dava tarihinden 23 yıl önce koruma kararı kaldırılan davacının 2828 SY' daki devlet memuru olabilme hakkında yaralanmak maksadı ile 18 yaşına kadar kurumda kaldığının tespitine yöneliktir. Yani bir tespit davasıdır. Çocuk mahkemesinin, ne mahkeme sıfatı ile ne de hakim kararı şeklinde böyle bir tespit karar vermesine yasal imkan yoktur. Zaten eğer verilen karar koruma tedbirine, tedbirin kaldırılmasına yada değiştirilmesine ilişkin bir karar olsa idi itiraza tabir bir karar olacağından bölge adliye mahkemesine gelmesine gerek kalmayacaktı.
Çocuk mahkemesinin karşı görevsizlik kararı vererek görev uyuşmazlığının çözümü için dosyayı bölge adliye mahkemesinin 37. Hukuk Dairesine göndermesi yerine esasa ilişkin karar vermesinde yasaya uyarlılık görülmemiştir.
Yukarıda yazılı gerekçeler ile;
CMK 280/1-b.maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289/1-d uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına" karar vereceğinin düzenlenmesi karşısında,
Hükmün CMK'nın 289/1-d ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 21/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)