(5237 S. K. m. 43, 50, 51, 53, 62, 73, 106, 107, 125, 127, 131, 134, 136) (5271 S. K. m. 231)
İDDİA:
İstanbul Anadolu C.Başsavcılığının 29/04/2016 tarih 2016/19460 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında;
Sanık .....'ın bir dönem gönül ilişkisi yaşadığı şikayetçi ile ilişkisi sona erince eşinden boşanıp kendisi ile birlikteliğe zorlamak için sosyal medya ve telefon aracılığıyla gönderdiği mesajlarda ona birçok kez hakaret ettiği, şantajda bulunduğu, kişisel verilerini hukuka aykırı olarak ele geçirip yaydığı ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği iddia edilerek TCK. 107/2, 43/1, 125/1, 43/1, 136/1, 43/1, 134/2, 43/1 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık savunmasında, suç kastıyla hareket etmediğini bildirmiştir.
KAMU DAVASINA KATILMA:
Şikayetçi ..... davaya katılma talebinde bulunmuş, talep mahkemece kabul edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN ELEŞTİRİ VE KABULÜ:
İlk derece mahkemesince olay aşağıda anlatıldığı şekliyle kabul görümüştür:
Katılan ..... başka biriyle resmi nikahlı evliyken iddiasına göre kocasıyla ayrı olduğu dönemde 2014 yılında Bursa 'da sanık ..... ile tanışmış bir süre gönül ilişkisi yaşamışlar daha sonra bu ilişkileri bir nedenle sona ermiş 15/11/2015 tarihinden itibaren sanık ..... nolu telefon hattından katılanın kullandığı ..... nolu telefonuna yoğun olarak Whatsapp uygulaması aracılığıyla gönderdiği mesajlarda katılandan kocasının evini 1 ay içinde terk etmesini istediği aksi takdirde kendisinde bulunan fotoğraf ve videoları facebook sayfasında paylaşacağını bildirmiş ve bu amaçla katılanın adıyla bir sayfa açmış, kendisine de 14/12/2015 tarihine kadar süre vermiş ayrıca bu mesajların içerisine "orospu, siktir git, s..kti" şeklinde sözlerde eklemiştir.
Dosyadaki delillerden sanığın katılan adına onun fotoğraflarını kullanarak facebook sayfası açtığı, arkadaş ve yakınlarını eklediği, katılan tarafından kendisine gönderilen fotoğraf ve videoları buradan paylaştığı, zaman zaman da bağlantı kurduğu, katılanın yakınlarına bu fotoğraflardan gönderdiği anlaşılmış bu konuda taraflar arasında herhangi bir itilaf oluşmadığı anlaşılmıştır.
Sanık müdafii olayda şantaj suçunun unsurlarının bulunmadığını, hakaret içeren mesajların TCK. 127.maddesi kapsamında hakedildiğini, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmediğini zira facebook sayfasında yayınlanan video ve resimlerin katılan tarafından kendi rızası ile verildiği ve bunların kapsamları itibariyle suçun konusunu oluşturamayacağını, keza kişisel verilerden söz edilmesinin de mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
Öncelikle şantaj suçundaki açıklamalara katılmamak mümkün değildir. Zira;
TCK.'nun 107/2.maddesindeki düzenlemede öncelikle kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı durumu yaptırım altına alınmıştır. Burada yarar sağlama belirleyici özelliktir. Oysa sanığın amacı tamamen katılana zarar vermektir, zira bir şekilde kocası ile aynı çatı altında kalan katılanın oradan ayrılarak zor duruma düşmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle dosyaya yansıyan somut olayda şantaj suçundan söz etmek mümkün değildir. Ancak bu eylemin TCK.'nun 106/1-2.cümle maddesinde yazılı sair tehdit olarak adlandırılan suçu oluşturduğu kanaatine varılmış, bu nedenle sanığın bu eyleminden dolayı TCK.'nun bu maddesiyle cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
Sanığın yukarıda belirtilen ve hakaret içerdiğinde şüphe bulunmayan sözlerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğu ve sanığın da katılanın onur, şeref ve saygınlığına bu şekilde saldırdığı ortada olmakla eylemin hakaret suçunu oluşturduğu kanaatine varılmış TCK.127.maddesinin bu olayda uygulama bulunmadığından gözönünde bulundurulması mümkün görülmemiştir.
Katılan tarafından sanığa gönderilen ya da birlikte oldukları günlerde sanık tarafından çekilen fotoğraflar TCK.'nun 136.maddesi kapsamında kişisel veri olarak kabulü mümkün ise de sanığın buradaki amacı özellikle katılanın kendisiyle çektirdiği samimi pozları ile onun ailesi nezninde küçük düşmesine nenden olabilecek rahat kıyafetlerle çekilmiş fotoğraflarını tutucu olduğu anlaşılan ailesine göndermek suretiyle katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal kastıyla hareket ettiği ortadadır. Bu nedenle tek bir fiille gerçekleştirilen bu eylemde sadece özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunu işlediği kabul edilerek sanığın TCK.'nun 134.maddesi kapsamında cezalandırılması yoluna gidilmiş, kısmen de olsa yayınlananların özel görüntü ve sesler içermesi bu suçun oluşumu için mahkemece yeterli kabul edilmiştir.
İlk derece Mahkemesince
Sanık .....'ın;
a-) Tehdit suçundan sabit olan eylemine uyan TCK'nun 106/1-2. cümle maddesi gereğince taktiren, teştiden ve tercihen 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nun 43/1 maddesi gereğince cezası 1/4 oranında artırılarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nun 62/1 maddesi gereğince cezası 1/6 oranında indirilerek 4 AY 5 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın kasten işlediği bu suçtan dolayı mahkum edildiği, hapis cezasının kanuni sonucu olarak hakkında TCK'nun 53/1,2,3 maddesinin uygulanmasına,
CMK'nun 231, TCK'nun 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
b-) Hakaret suçundan sabit olan eylemine uyan TCK'nun 125/2 maddesi yollamasıyla 1. Maddesi gereğince taktiren, teştiden ve tercihen 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nun 43/1 maddesi gereğince cezası 1/6 oranında artılarak 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nun 62/1 maddesi gereğince cezası 1/6 oranında indirilerek 6 AY 7 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın kasten işlediği bu suçtan dolayı mahkum edildiği, hapis cezasının kanuni sonucu olarak hakkında TCK'nun 53/1,2,3 maddesinin uygulanmasına,
CMK'nun 231, TCK'nun 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
c-) Özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etme suçundan sabit olan eylemine uyan TCK'nun 134/2 Maddesi gereğince taktiren ve teştiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK'nun 62/1 maddesi gereğince cezası 1/6 oranında indirilerek 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın kasten işlediği bu suçtan dolayı mahkum edildiği, hapis cezasının kanuni sonucu olarak hakkında TCK'nun 53/1,2,3 maddesinin uygulanmasına,
TCK'nun 43/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçundan ayrıca hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
Karar kesinleştiğinde Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesine yazı yazılıp 2010/1417 esas sayılı dosyası ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden gereğinin taktir ve ifasının istenmesine,
İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı Adli Emanetinin 2016/5100 sırasında kayıtlı harici diskin delil olarak dosyada saklanmasına,
1800 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine karar verilmiştir.
Kararın sanık müdafii ve katılan vekilince istinaf edildiği, istinaf sürecinde katılanın ilk derece mahkemesine vermiş olduğu 27.12.2016 tarihli dilekçe ile şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmıştır.
Katılanın şikayetten vazgeçmesi nedeniyle katılan sıfatını kaybettiği ve kararla ilgili istinaf yoluna başvurma hakkının bulunmadığı dikkate alınarak sadece sanık müdafiinin istinaf talebi dikkate alınıp, şikayetten vazgeçme dilekçesi de nazara alınmak suretiyle şikayetten vazgeçmenin sonucuna göre karar vermek gerektiği anlaşıldığından dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin mahkemeye sunmuş olduğu 27.12.2016 tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiğini bildirdiğinden tarafların yeniden duruşmaya çağrılmalarına gerek duyulmamıştır.
Tarafların yokluğunda 31.01.2017 tarihinde duruşma yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi C. Savcısı esas hakkındaki mütalaasında:
1-Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/260 esas, 2016/587 karar ve 16.11.2016 tarihli hükmünün ortadan kaldırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı eylemlerin TCK'nun 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal, 106/1. maddesinin 2. cümlesindeki sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit ve TCK'nun 125. maddesindeki hakaret suçuna uyduğu, her 3 suçun da takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu, müştekinin ilk derece mahkemesince hüküm verildikten sonra şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından, şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkındaki özel hayatın gizliliğini ihlal, basit tehdit, hakaret suçlarından açılan davanın ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur demiştir.
Dairemizin kabulü ve gerekçe:
Sanık hakkında her ne kadar şantaj suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın müştekiye yönelik ''... adamın evini 1 ay içerisinde terketmezsen fotoğrafları ve videoları paylaşacağım, face sayfası açtım'', ''tamam bu son mesaj, 15.12.2015 tarihinde benim gibi aldattığın adamın evini boşaltmamış olursan; ne baban, ne anan nede kızına acırım'' şeklindeki mesajlarda şantaj suçunun unsurları yoktur, zira; şantaj suçunun oluşabilmesi için sanığın kendisi yada bir başkasına çıkar sağlamak amacıyla kişinin saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı tehditinde bulunması gerekir. Davaya konu olayda sanık bir süre arkadaşlık yaptığı müştekinin kendisinden ayrılması üzerine, müştekiyle birliktelik sürecinde çektirmiş olduğu bazı resimleri, müştekiye zarar vermek amacıyla müştekinin yakınlarına ve arkadaşlarına göndereceğini söyleyerek müştekiyi tehdit etmektedir. Ancak; müştekiden herhangi bir karşılık istememektedir. Müştekiye yönelik sözlerde müştekinin yada yakınlarının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit bulunmaması nedeniyle sanığın bu sözleri dairemizce sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit kapsamında değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü dairemizce de yerinde görülmüştür.
Sanık müşteki ile birlikte oldukları dönemde çektirmiş oldukları fotoğrafları oluşturduğu facebook hesabı üzerinden internette yayınlamıştır. Ayrıca, aynı fotoğrafları doğrudan müştekinin yakınlarına ve arkadaşlarına göndermiştir. Kişiye ait fotoğraflar kişisel veri niteliğinde olduğu kabul edilmekle birlikte sanığın müştekiye ait fotoğrafları gerek doğrudan gerekse müşteki adına açmış olduğu facebook hesabından, müştekinin yakınlarına ve müştekiyi tanıyanlara göndererek, müştekiye zarar vermek ve müştekiyi zor duruma düşürmek niyetiyle hareket ettiği, eylemlerinin bir bütün halinde müştekinin özel hayatının gizliliğini ihlal niteliğinde olduğu dairemizce kabul edilmiş, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü de dairemizce yerinde görülmüştür.
Sanığın müştekiye yönelik ''orospu, siktir git, a.. koduğumun, sikerim topunuzu..'' gibi sözlerinin zincirleme şekilde hakaret suçunu oluşturduğu bu suçun sübutuna yönelik herhangi bir terettütün bulunmadığı, sanığın müştekiye yönelik zincirleme şekilde hakaret ettiği dairemizce kabul görmüştür.
Dairemizin kabulüne göre sanığın müştekiye yönelik eylemleri TCK'nun 134/2, 106/1.2 cümle ve 125/2. maddelerine uyar niteliktedir.
TCK'nun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliğini ihlal suçu aynı kanunun 139. maddesine göre takibi şikayete bağlı bir suçtur. Yine sanığın üzerine atılı sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit suçu TCK'nun 106/1. maddesinin 2. cümlesine göre, zincirleme hakaret suçu ise TCK'nun 131/1. maddesine göre takibi şikayet bağlı bir suçtur.
TCK'nun 73/4 maddesine göre hüküm kesinleşinceye kadar şikayetten vazgeçme mümkün olup, müştekinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret ve sair tehdit suçlarından açılan davaların ayrı ayrı düşürülmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere:
1-İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/260 esas, 2016/587 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri ele geçirmek suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın eylemlerinin kül halinde TCK'nun 134/2. maddesine uyduğu ve bu suçun aynı kanunun 139. maddesine göre takibi şikayete tabi suçlardan olduğu anlaşıldığından şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
3-Her ne kadar sanık hakkında şantaj suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçun TCK'nun 106/1. maddesinin 2. cümlesindeki sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit suçuna uyduğu, bu suçun aynı kanunun 107/1 maddesinin 2. cümlesine göre takibi şikayete tabi suçlardan olduğu anlaşıldığından şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
4-Her ne kadar sanık hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçun TCK'nun 125/2. maddesine uyduğu ve aynı kanunun 131. maddesine göre takibi şikayete tabi suçlardan olduğu anlaşıldığından şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
5-Yargılama giderinin kamu üzerine bırakılmasına,
İstanbul Anadolu C. Başsavcılığının Adli Emanetinin 2016/5100 sırasında kayıtlı harici diskin dosyasında delil olarak saklanmasına,
Kararın sanık müdafiine tebliğine,
Tarafların yokluğunda, Cumhuriyet Savcısının katılımıyla talebe uygun olarak 31.01.2017 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)