(5237 S. K. m. 51, 85)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı Sanık ..... müdafii Av ....., Sanık ..... vekili Av. ....., Sanık ..... ve Katılanlar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılan duruşmalı yargılama sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İddia:
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2016 tarih ve 2015/1 soruşturma no 2016/24374 esas nolu iddianamesi ile ..... adresindeki AVM ve ofis inşaatının ..... Yapı ve Tic. A.Ş tarafından asıl işveren sıfatıyla yapıldığı, ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketinin bu yerin kaba inşaatını alt işveren sıfatıyla yaptığı, .....'ın ..... İnş. Enerji San ve Tic. Ltd. Şirketinde demirci olarak çalıştığı, sanıklardan .....'ın asıl işveren olan ..... Yapı ve Tic. A.Ş'de proje müdürü olarak çalıştığı, .....'nin aynı şirkette şantiye şefi olarak çalıştığı, .....'nin alt işveren olan ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic.Ltd. Şirketinde proje müdürü olarak çalıştığı, .....'nin aynı şirkette şantiye müdürü olarak çalıştığı, maktulün 22/12/2014 günü saat 15:00 sıralarında çalıştığı işyerinde A-1 Blokta bulunan 2.kat asansör zemin boşluğundan zemine düşerek yaralandığı, tedavi için kaldırıldığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 31/12/2014 tarihinde saat 11:30'da öldüğü, olayla ilgili İstanbul Anadolu C. Başsavcılığınca yaptırılan 14/12/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, olayda sanıklar ....., ....., ..... ve .....'nin asli kusurlu olduklarının, olayda başkaca kusurlu bulunmadığının ölen kazalı işçi .....'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği, bu şekilde sanıkların tedbirsizlik ve dikkatsizleri sonucunda gerekli önlemleri almayarak .....'ın taksirle ölümüne sebep olduklarından bahisle eylemlerine uyan TCK 85/1, 53/son maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, olayla ilgili sanık ..... ve diğer bir kısım şüpheliler hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2016 tarih ve 2015/1 sayılı soruşturma evrakı üzerinden şüphelilerin 14/12/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre olayda kusurlu olmamaları sebebiyle suçun yasal unsurları gerçekleşmediğinden Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği, haklarında kamu davası açılan şüpheliler ile ilgili yargılamanın İstanbul Anadolu 23.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/315 esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, söz konusu Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karara şikayetçiler vekili Av. ..... tarafından şüpheli .....'a yönelik olarak itiraz edildiği, İstanbul Anadolu 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 02/08/2016 tarih ve 2016/3391 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2016 tarih ve 2015/1 soruşturma sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair kararının kaldırılmasına karar verildiği, bu sebeple İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2016 tarih ve 2016/124656 soruşturma no 2016/35108 esas nolu iddianamesi ile sanık ..... hakkında 14/12/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre olayda kusurlu olmadığının belirtilmesine rağmen, ilgili Sulh Ceza Hakimliğinin kararı sebebiyle tedbirsizlik ve dikkatsizleri sonucunda gerekli önlemleri almayarak .....'ın taksirle ölümüne sebep olduğu iddiası ile taksirle ölüme sebep olmak suçundan TCK 85/1, 53/son maddeleri gereğince cezalandırılması için kamu davası açıldığı İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/449 esas sayılı dosyasında birleştirme kararı verilerek her iki dosyanın birleştirildiği, yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarih 2016/315 esas 2017/491 sayılı kararı ile sanık ..... ve .....'nin TCK 85/1 maddesi gereğince iki yıl bir ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına- iki yıl bir ay denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına, sanıklar ....., ..... ve .....'ın tali kusurlu olmaları dikkate alınarak; bir yıl sekiz ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına- 1 yıl 8 ay denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına, karar verildiği kararın sanık ..... müdafii Av ....., sanık ..... vekili Av. ....., sanık ..... ve katılanlar vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar ve vekilleri istinaf dilekçelerinde özetle; dosyada aleyhlerine saptanan kusur raporları ve mahkemenin bu yöndeki kabulünün doğru olmadığını, kazayı önleyici gerekli tedbirlerin alındığını, kazanın meydana gelmesinde ölen işçinin kusurunun olduğunu savunarak, verilen cezaya ve miktarına itirazda bulunmuş, öncelikle beraatlerine karar verilmesi gerektiğini, belirterek şayet mahkumiyet hükmedilecekse lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmişlerdir.
Katılanlar vekili ise özetle ölen işçi .....kusurunun bulunmadığını, tali kusurlu sayılmasının doğru olmadığını, meydana gelen ağır neticeye karşılık verilen cezanın orantılı bulunmadığını, katılan yararına ücreti vekalete hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek tüm sanıklar aleyhine hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Savunma:
Sanık ..... Yerel Mahkemedeki Savunmasında; "Ben ana işveren firmanın şantiye şefiydim. Olay tarihinde görevim buydu. Olay anında orada değildim. Sürekli iş yapılan nokta da bulunmuyoruz. O esnada bana bilgi geldi. Birisin düştüğü ve ambulansla hastaneye kaldırıldığı söylendi. Bende derhal olay mahalline gittim. Gerekli ilk müdahale yapıldı. Hastaneye sevk edildi. Biz ana firmayız. İşlerin her birini farklı taşeron firmalara veririz , iş güvenliği tedbirleri ve diğer yükümlülükleri sözleşmelerle taşerona yükleriz. Birinci denetim ve kontrol taşeron olan yöntem inşaatın sorumluluğundaydı. Çalışanlarda yöntem inşaatın personelidir. Bu şahıs da yöntem inşaatın işçisiydi suçlamaları kabul etmiyorum, yöntem inşaatın kendisine ait iş güvenliği uzmanları ve yardımcı personelleri vardır. Bütün sorumluluk iş güvenliği uzmanlarına aittir." Şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..... Yerel Mahkemedeki Savunmasında; "Olay esnasında taşeron firmada şantiye şefiydim. Olay sırasında orada değildim. Ben kaba yapı imalatlarının sevk ve idaresine bakarım. Bu işçi yöntem inşaat sigortasında çalışan kişiydi. İşçilerin güvenliği için sahada sürekli iş güvenliği uzmanları bulunur. İş güvenlik personelleri bu önlemleri almaktadırlar. İş başlangıcında çalışan kişilere gerekli eğitimler verilir. Görev tanımı yapılır görev dışında çalışmamaları da söylenir. Maktul demirci ustasıydı. Görev yaptığı yerden bir alt kata inip asansör boşluğuna düşmüş, işçinin girmemesi gereken bölgeydi orası bu nedenle suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..... Yerel Mahkemedeki Talimatla Alınan Savunmasında; "ben daha önce bu konuda savcılıkta savunmamı yaptım. O savunmamı aynen tekrar ederim. Ben suça konu inşaatın alt işvereni olan ..... İnşaat şirketinde proje müdürü olarak görev yapmaktaydım. Benim görevim şantiyedeki mali işlerle ilgilenmek ve birimler arasındaki koordinasyonu sağlamaktı. İş güvenliği alanını da herhangi bir görevim ve sorumluluğum bulunmamaktaydı. Bu konuyla alakalı yine bizim şirketin iki adet iş güvenliği uzmanı ve bir adet şantiye şefi bulunmaktaydı. Şantiye şefi, iş güvenliği uzmanlarından sorumluydu. ..... ve ..... iş güvenliği uzmanları olarak çalışmaktaydılar. ..... ise şantiye şefimizdi. Ayrıca asıl işverenin de istihdam ettiği iş güvenliği uzmanları ve şantiye şefi bulunmaktaydı. Maktul bizim şirkette demirci ustası olarak çalışmaktaydı. İstihdam ettiğimiz işçilerimize mesleki eğitim ve iş güvenliği eğitimi vermekteydik. Ayrıca iş güvenliği konusunda gerekli önlemleri alıp iş sahaları dışında bulunmamaları konusunda da kendileri uyarılmıştı. Maktulün özlük dosyasını dosyaya ibraz etmek isterim. Belgelerimi asıl mahkemeye götürüp sunacağım. Belirttiğim sebeplerle söz konusu olayda benim görev ve sorumluluğum bulunmadığından suçsuz olduğumu söylemek istiyorum. Beraatimi isterim hakkımda lehe olan hükümler uygulansın, hakkımda şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, müşteki tarafla uzlaşmak isterim, maddi zarar konusu iş veren firmanın sorumluluğu olduğundan karşılamam, ayrıca şunu eklemek istiyorum. Kazadan önceki tarihlerde şirketimizde bulunan iş güvenliği uzmanları bana katlardaki aydınlatmanın yetersiz olduğunu iletmişlerdi. Ben de bu hususu bir kaç sefer mail ile işverene bildirdim. Buna dair belgeleri de asıl mahkemeye sunacağım," şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..... Yerel Mahkemedeki Talimatla Alınan Savunmasında; "Ben ..... Yapı Tic. Anonim şirketinde ihale sözleşme ve tasarım koordinatörü olarak çalışmaktaydım. Olay sırasında şirkette fenni bir sorumluluğum bulunmamaktadır. Teknik koordinatör adı altında görev yapmaktaydım. Olayın olduğu yer kaba inşaatların imalatlarının bittiği güvenlik çemberi ile kapatılmış bir bölgedir. Olayın gerçekleştiği yerde iş güvenliği tedbirleri alınmıştır. Ancak bu söylemiş olmam benim sorumlu olduğum anlamına gelmez. Ben söz konusu şirkette teknik koordinatör unvanı ile ihalelerden, sözleşmelerden ve tasarımcılar arası koordinasyondan sorumluydum. Saha uygulamaları ve iş güvenliği ile ilgili herhangi bir yetkim ve sorumluluğum bulunmamaktadır. Şirket ile herhangi bir teknik uygulama sorumluluğum sözleşmelerde belirtilmiş ise bunu kabul etmiyorum. Suçsuzum öncelikle beraatimi istiyorum, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasını, mahkeme aksi kanaatle hakkımda mahkumiyet hükmü kuracaksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep ederim, ayrıca lehime yönelik şikayetten vazgeçme olursa şimdiden kabul ederim ayrıca duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..... hakkında ise Yerel Mahkemece savunma alınmadan karar verildiği anlaşılmıştır.
Müşteki ..... Yerel Mahkemedeki Beyanında; "Ben maktulün babasıyım. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki ..... Yerel Mahkemedeki Beyanında; "Ben olay nedeniyle iddianamedeki söz konusu sanıklardan şikayetçiyim, cezalandırılmalarını talep ediyorum. Bize yönelik herhangi bir maddi ödeme yapılmış değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki ..... Kars Yerel Mahkemedeki Beyanında; "Ben olay nedeniyle iddianamedeki söz konusu sanıklardan şikayetçiyim, cezalandırılmalarını talep ediyorum. Bize yönelik herhangi bir maddi ödeme yapılmış değildir. Olayda tamamen ihmal vardır. Asansör boşluğu kapatılmamış, güvenliği yok, hiçbirşeyi yok. Işıklandırma yok. Çıkan işçiler telefon ışığında gidip geliyorlardı. Ölüm burada kaçınılmazdır. Sorumlular cezasın sonuna kadar çekmeli" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki ..... Yerel Mahkemede ki Beyanında; "Ben olay nedeniyle iddianamedeki söz konusu sanıklardan şikayetçiyim, cezalandırılmalarını talep ediyorum. Bize yönelik herhangi bir maddi ödeme yapılmış değildir. Ayrıca o inşaatta merhum kardeşimle birlikte aynı yerde çalışıyorduk. O dönem proje müdürü olan .....'ye defalarca önlem alınmasıyla alakalı ikazlarda bulundum. Ancak hiçbir önlem alınmadı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dairemiz tarafından yapılan incelemeler sonucunda;
Sanık ..... hakkında yerel Mahkemece savunma alınmadan karar verilmiş olması, dosyadaki bilirkişi raporunun sanık savunmaları irdelenmeden oluşturulması ve bu nedenle hükme esas alınamayacağı, ayrıca sanık ..... ve ..... hakkında TCK 85/1 maddesi gereğince iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildikten sonra, ceza miktarı itibari ile TCK 51 maddesi gereğince erteleme kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin, verilen cezanın iki yıl bir ay denetimli serbestlik hükümleri uygulanmak sureti ile ertelenmesine karar verilmiş olması kanuna aykırı, bu itibarla taraf vekillerinin istinaf iddialarının yerinde olduğu anlaşılmış, duruşmalı inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanık ..... Dairemizce alınan savunmasında; "Ben akasya firmasında danışmanlık yapan ..... Ortak Sağlık güvenlik birimi firmasında ..... ya danışmanlık hizmeti vermekteydim. Ben iş güvenliği uzmanıyım. Benim sertifikam C sınıfı sertifikasıdır. Olayın olduğu işte de A sınıfı sertifikasına sahip bir kişinin çalışması gerekmektedir. Bu olayda ben sorumlu değilim. A sınıfı sertifikası olan uzman sorumludur. Benim olayda herhangi bir suçum yoktur. İş sahasında eksikliklerle ilgili bana raporlar geldi. Ben bunu A sınıfı uzman geldiği zaman eksiklikleri kendisine bildirdim. A sınıfı uzmanda o tarihte ..... idi. Bu eksiklikler proje müdürü .....'a da bildirildi. Bu proje bu eksikliklerden dolayı durdurulması gerekirken durdurulmamıştır. Bu olayın meydana gelişinde benim herhangi bir kusurum yoktur. " demiştir.
Sanık ..... Dairemizce alınan savunmasında; "Ben daha önce bu konuda ifade vermiştim. Avukatımla birlikte ifademi vereceğim. Daha önceki ifadelerime ek olarak ben ana firma olan .....'nın şantiye şefi olarak görev yapıyordum. Orda bizim görevimiz iş güvenliği organizasyonunun sağlanmasıdır. Çalıştığım firmada yüzlerce işçi çalışmaktadır. Benim bu kişileri birebir takip etmem mümkün değildir. Biz bütün firmaların yaptığı gibi bu işlerle uğraşan iş güvenliği işlerini takip eden profesyonel bir firmayla anlaştık. Bu firma ..... OSG'dir. Bu firma şantiyedeki bütün firmaların işgüvenliği denetimini yapmaktadır. Alt taşeronlarda kendi bünyesinde kendileriyle ilgili ayrıca çalışmış olduğu iş güvenliği uzmanları vardır. Ve alt elemanları vardır. Bizi sorumluluğumuz bize gelen yazıları ilgili sorumlu yerlere bildirerek eksiklerin tamamlanması hususunda talimat vermektir. Aydınlatma hususuyla ilgili olarak da şu bilgiyi vermek istiyorum bu tür büyük şantiye alanlarında sadece çalışılan bölüm çalışma alanları yürüyüş güzergahları ilgililerin haber verilmesiyle sürekli olarak aydınlatılır. Aydınlık vaziyettedir. Müteveffada bu güzergahlar dışında çalışma alanı olmayan aydınlatılması gerekmeyen ve girilmesi de normalde işi olmayan kişilere yasak olan bir yere girmiştir. Ve olayda burada meydana gelmiştir. Müteveffanın çalıştığı yer 3 ya da 4 katta bir yerdir. Kendisi buradan ayrılıp çalıştığı yerin bir alt katını inmiştir. Oradan düşmüştür. Ben üzerime düşen organizasyonu sağladım. Gelen talepleri de ilgili şahıslara ilettim. Bu sözlü ve yazılı olmuştur. Birebir bizim bu büyük alanda takip etmemiz mümkün değildir. Sistem sayesinde takipler yapılmıştır. Aydınlatmayla ilgili yazışmalar ..... tarafından .....'a bildirilmiştir. Ben bunu sonradan öğreniyorum. Olayda benim herhangi bir kusurum yoktur. Suçsuzum. Müteveffanın zararının giderilmesi hususunda bir girişimde bulundum, işyerinden bunu istedim. Ancak ben kendimde orda bir çalışan olduğum için daha sonra oradan ayrıldım. Yapacağım birşey kalmamıştır. Ben savunmamda izah ettim. Olayda kısaca anlatmaya çalıştım. Benim herhangi bir kusurum yoktur. Raporu kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini, aksi karar çıkacaksa indirim hükümlerinden faydalanmak istiyorum." demiştir.
Sanık ..... Sinekli Dairemizce alınan savunmasında; "Savunmamı müdafiim ile yapacağım. Müdafiim hazırdır. Ben bu konuda daha önce savunma vermiştim savunmalarım tekrar ederim. Olayın olduğu sırada ben ..... firmasında şantiye şefi olarak çalışmaktaydım. Daha önce verdiğim ifadeye ilave olarak ben orada işin düzenli yürümesi için ve zamanında yapılması için yetkiliydim. Bununla ilgili olarak işgüvenliği uzmanlarına tüm önlemleri almaları için gerekli ekip ve ekipman desteğini sağlamakla görevliyim. Bunları da sağladım. Benim asli görevim orda imalatı koordine etmektir. Benim çalışmış olduğum alan büyük bir alandır. Birebir her işçinin ne yaptığını kontrol etmemiz mümkün değildir. Ancak zaman zaman kontrol ediyordum. Ayrıca gerekli bütün talimatları da veriyordum. Müteveffa 3. Katta çalışmakta iken kimseye haber vermeden bir alt kata inmiştir. Olayda orada meydana gelmiştir. Biz işçilerle ilgili iş güvenliği uzmanları tarafından yaptığı işe göre ne yapması hususunda gerekli bilgileri, uyarıları ve eğitimleri verdik. Müteveffaya aynı şekilde prosedür uygulandı. İş güvenliği uzmanımız ..... ile beraber tespit etmiş olduğumuz eksikleri ..... ye bildirdik. Bunları sözlü olarak bildirdim. Eksiklerle ilgili olarak gerekli kontrolleri de ben de zaman zaman yapıyordum. Bu eksikler giderilmemişse bunun sorumlusu bizim işgüvenliği uzmanlarımızdır. Mali yönden eksikliklerin giderilmesiyle ilgili bir sıkıntımız yoktu. Aydınlatılmayla ilgili olarak da şunu belirtmek istiyorum. Müteveffanın düştüğü yer çalışma açısından aydınlatılması gereken bir yer değildir. Filenin kurulmasıyla ilgili olarak da ..... tarafından file verilmiş olabilir. Ancak o anki çalışma ortamı itibariyle kurulmamıştır. İşverenlerimize zararın giderilmesi hususunda talebimizi ilettik. Olay sonrasında hastanede ve cenaze işlemleri konusunda bizzat yardımcı oldum. Tazminattan bir haberim yoktur." demiştir.
Dairemiz tarafından yapılan duruşmaya iştirak eden C. Savcısı esas hakkındaki mütalasında: "Müteveffa ..... nın ..... adresindeki AVM ve ofis inşaatında demirci olarak çalışmakta iken 22/12/2014 tarihinde çalıştığı inşaatın 2.katından asansör boşluğuna düşerek adli tıp raporunda belirtildiği üzere "...genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu" öldüğü, ..... Yapı ve Tic. A.Ş nin inşaatı yapan asıl işveren olup müteveffa ..... ın bu işyerinin kaba inşaat işini alt işveren sıfatıyla üstlenen ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şirketinde demirci olarak çalıştığı, yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, bilirkişi raporları incelendiğinde 19.C.D.nce aldırılan 01/04/2018 tarihli işinin uzmanı üç kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı raporun olayın oluş şekline uygun olduğu, ayrıntısı bu raporda da belirtildiği üzere olayın meydana gelmesinde; alt işveren ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şti.nin şantiye şefi ..... nin asli kusurlu, asıl işveren ..... Yapı ve Tic. A.Ş nin şantiye şefi .....'nin tali kusurlu, alt işveren ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şti.nin Proje Müdürü ..... nin kusurunun bulunmadığı, asıl işveren ..... Yapı ve Tic. A.Ş nin sözleşme ve tasarım koordinatörü ..... ın kusurunun bulunmadığı, asıl işveren ..... Yapı ve Tic. A.Ş adına iş güvenliği uzmanı olarak görev yapan ..... ın kusurunun bulunmadığı, müteveffa işçi ..... ın tali kusurlu olduğu, anlaşıldığından, İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarih 2016/315 E, 2017/491 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, sanık ..... ile sanık ..... nin kusur durumlarına göre TCK nun 85/1 maddesi gereğince cezalandırılmalarına, sanıklar ....., ..... ve ..... ın olay nedeniyle kusurları bulunmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 23/01/2015 tarihli otopsi raporunda;22/12/2014 tarihinde yüksekten düşme sonucu kaldırıldığı hastanede 01/01/2015 tarihinde öldüğü bildirilen ..... ve ..... oğlu 12/11/1992 doğumlu ....."n cesedine 01/01/2015 tarihinde adli tıp kurumu morg ihtisas dairesince yapılan otopsiden ve tetkiklerden elde edilerek yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafatası ve pelvik kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi ....., raporunda; Olayın 5510 sayılı kanunun 13. Maddesine göre iş kazası olduğunu, olayın meydana gelmesinde asıl işveren ..... yapı ve Tic. Aş proje müdürünün asli kusurlu, asıl işveren ..... Yapı Ve Tic. AŞ şantiye şefi .....nin asli kusurlu alt işveren ..... İnş. Enerji Taah. San Tic. Şti. Proje müdürü .....nin asli kusurlu, Alt işveren ..... İnş. Enerji Taah. San. Tic. Şti. Şantiye şefi .....'ın asli kusurlu, Müteveffa kazalı işçi .....'ın Tali kusurlu olduğu bildirmiştir.
Bilirkişiler ....., ....., ..... Raporunda; Sanık ..... Sineklinin olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, sanık .....nin olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, Sanık .....nin olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu, Sanık ..... olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu, Sanık ..... olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişiler ....., ....., ..... tarafından düzenlenen 01/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kazanın meydana gelmesinde asıl iş veren ..... İnşaat'ın şantiye şefi sanık ..... ile alt iş veren ..... İnşaat'ın şantiye şefi sanık sanık .....'nin inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, her türlü önlemi alma yetkisine sahip oldukları buna rağmen gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle .....'nin tali, .....'nin asli kusurlu olduğu, ..... ve .....'ın mali konuların idaresiyle ve birimler arası koordinasyon görevlerinin bulunması sebebiyle teknik konulardan sorumlu tutulamayacaklarından kusurlarının bulunmadığı, sanık .....'ın gerekli bildirimlerde bulunması sebebiyle kusurunun bulunmadığı, ölen işçi .....'ın tali oranda kusurlu bulunduğu hususları bildirilmiştir.
DAİREMİZİN KABULÜ VE GEREKÇE:
01/04/2018 tarihli, Dairemizde ki yargılama kapsamında aldırılan uzman üç kişilik bilirkişi heyetince tanzim edilen raporun, önceki raporlarda ki çelişkili hususları aydınlattığı,, bilimsel veriler ışığında, yasal mevzuat kapsamında hazırlandığı görülmüş, tayin edilen kusur oranlarının dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğu saptanarak, tespit edilen gerekçeler ile rapor içeriği hükme esas alınmıştır.
Her ne kadar sanık ..... ve ..... hakkında cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; anılan sanıklardan .....nin ..... İnş. Taah. San. Ltd. şirketinin proje müdürü, diğer sanık .....ın ise asıl işveren ..... Yapı Tic. A.Ş nin sözleşme ve tasarım koordinatörü olduğu, sanıkların esas sorumluluğun mali konuların idaresi ve birimler arası koordinasyonla sınırlı olduğu, meydana gelen kazanın iş güvenliği tedbirlerini alınmamasından kaynaklandığı, bu hususun şantiye şeflerinin sorumluluğunda bulunduğu, dairemizce yapılan duruşmada sanık .....nin mali yönden eksikliklerin giderilmesi hususunda bir sıkıntılarının bulunmadığını açıkça beyan etmesi iler dosyadaki deliller bir bütün olarak irdelendiğinde, işin yürütümünde teknik olarak doğrudan görev almayan sanıklar ..... ve .....ın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurları bulunmadığı anlaşıldığından, ayrı ayrı beraatlerine karar vermek gerektiği,
Her ne kadar sanık ..... hakkında cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; anılan sanığın asıl işverene bağlı iş güvenlik uzmanı olarak çalıştığı, 23/10/2014 27/10/2014, 03/11/2017 tarihlerinde düşme riskine karşı önlem alınması, boşlukların kapatılması, aydınlatma gibi konularda gerekli tedbirler konusunda (mail) bildirim ve ihtarnamelerinin bulunması ve söz konusu ihtarnamelerde şantiye şefi imzası ve onayı bulunduğu görüldüğünden, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, beraatine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık .....'nin asıl işveren ..... Yapı ve Tic. A.Ş nin, sanık .....'nin ise Alt işveren ..... İnş. Enerji Taah. San ve Tic. Ltd. Şti.nin şantiye şefi oldukları, her ne kadar anılan sanıklar olayda kusurlarının bulunmadığını savunarak atılı suçlamayı kabul etmemekte iselerde; inşaat faaliyetlerini şahsi olarak sevk ve idare ettikleri, ..... İnş. Firması İş Güvenliği uzmanı ..... tarafından kazadan birkaç gün önce 18/12/2014 tarihinde gerekli önlemler alınması hususunda tespitler yapıldığı, öneri defterine aydınlatma ve asansör boşlukları hakkında bildirimlerde bulunulduğu, ayrıca sanık ..... tarafından da bu konuda gerekli bildirim ve ihtarların yapıldığı, her türlü önlemi alma yetkisine sahip olmalarına rağmen inşaattaki boşluklar konusunda zamanında ve etkin tedbirleri almamaları nedeniyle, 01/04/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda ayrıntıları yazılı sebeplerden dolayı, alt işveren şantiye şefi ..... nin asli kusurlu, asıl işveren şantiye şefi .....'nin ise tali kusurlu olduğu anlaşılmış, kusur durumları nazara alınarak cezalandırılmalarına, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiş, anlatılan gerekçe ile Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/203 Esas, 2017/305 sayılı kararı kaldırılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/315 esas 2017/491 karar sayılı kararının CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA;
a-Sanıklar ....., ....., .....'ın meydana gelen olayda kusurunun bulunmaması nedeni ile CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı BERAATİNE,
b-Sanık .....nin taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 5237 sayılı TCK’nun 85/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu (asli kusurlu olması) nazara alınarak taktiren ve teştiden alt sınırdan uzaklaşılarak 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki etkileri nazara alınarak sanığa verilecek cezadan 5237 sayılı TCK’nun 62 maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen hapis cezasının, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesinde ki özellikler dikkate alınarak, TCK’nun 50 maddesi gereğince takdiren her günü 40,00 TL den paraya çevrilerek, sanığın neticeten 40x910 = 36.400,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Takdiren başkaca artırım ve indirim sebebinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen adli para cezasının sanıkların ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, TCK’nun 52/4 maddesi gereğince sanıktan, 20 eşit taksitle tahsiline, her ay ödenecek taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalan miktarın bir defada sanıktan tahsiline, ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceği hususunun sanığa ihtarına, (sanığa ihtarat yapıldı)
Takdiren TCK 53/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Zararın giderilmediği ve bu şekilde koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINAYER OLMADIĞINA,
Sanığa verilen cezanın niteliği gereği yasal imkan bulunmadığından 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesi gereğince verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına,
c-Sanık .....nin taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 5237 sayılı TCK’nun 85/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kusur durumu (tali kusurlu oluşu) nazara alınarak taktiren alt sınırdan 2YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki etkileri nazara alınarak sanığa verilecek cezadan 5237 sayılı TCK’nun 62 maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen hapis cezasının, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesinde ki özellikler dikkate alınarak, TCK’nun 50 maddesi gereğince takdiren her günü 20,00 TL den paraya çevrilerek, sanığın neticeten 20x605 = 12.100,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Takdiren başkaca artırım ve indirim sebebinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen adli para cezasının sanıkların ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, TCK’nun 52/4 maddesi gereğince sanıktan, 20 eşit taksitle tahsiline, her ay ödenecek taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalan miktarın bir defada sanıktan tahsiline, ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceği hususunun sanığa ihtarına, (sanığa ihtarat yapıldı)
Takdiren TCK 53/6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Zararın giderilmediği ve bu şekilde koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA,
Sanığa verilen cezanın niteliği gereği yasal imkan bulunmadığından 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesi gereğince verilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına,
Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden Asliye Ceza Mahkemesi yargılama için 1.980 TL maktu vekalet ücretinin mahkum olan sanıklardan alınarak katılana verilmesine,
Beraat eden sanıklar ....., ....., .....hakkında yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılması ile mahkumiyet kararı verilen sanıklar ..... ve Hakan terzi yönüyle yapılan 4 adet posta ücreti, 51,10; 41 adet Tebligat ücreti 228,00TL; C. Savcılığı Bilirkişi raporu ücreti 900 TL; BAM Bilirkişi raporu ücreti, 1.200,00TL; Bilirkişi raporu otopsi ücreti 203,98 TL, Otopsi gideri 21.81 TL, Otopsi yol ücreti, 90,00TL; Toplam2.694,89 TL masrafın mahkum olan sanıklardan eşit olarak tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair; C. Savcısının huzurunda, sanıklar ....., ....., .....'nin yüzüne karşı, Sanıklar ..... ve ..... müdafiilerinin yüzüne karşı, sanıklar ....., ..... ve vekillerinin, katılanlar ve katılanlar vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden ve tefhiminden itibaren 15 gün içinde, Dairemize verilecek, Dairemiz yargı çevresi dışında bulunduğu takdirde bulunduğu yer İlk derece Ceza Mahkemesi kanalıyla hakime onaylatılarak verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilecek beyan gönderilmek sureti ile Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere (Temyiz yoluna başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceği ve yerine getirileceği ihtar edilerek), mütalaaya uygun olarak verilen karar okunup anlatıldı. (¤¤)