Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yasa yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesinden sonra Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01/03/2017 tarih, 2017/2574 soruşturma, 2017/626 esas ve 2017/85 sayılı iddianamesi ile; sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 3713 Sayılı TMK'nın 7/1 maddesi delâletiyle5237 sayılı TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı TMK'nın 5. maddeleri ilâ TCK'nın 53/1, 54/1, 58/9 4 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA: Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda soyut iddia dışında şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmiştir.
Verilen karara karşı o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine CMK'nın 280/2. maddesi gereğince Dairemizce duruşma açılarak yargılama sonuçlandırılmıştır.
İSTİNAF CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA; Sanık ....'in örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli bilgi, belge ve örgütsel eylemlerinin dosya kapsamında bulunmadığı, atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, ilk derece mahkemesince de sanık hakkında beraat kararı verildiği, verilen kararda usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YAPILAN YARGILAMA SONUCU TOPLANAN DELİLLERDEN; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Sanık hakkındaki yargılamanın yapıldığı ilk derece mahkemesince; "Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış ise de; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin anılan kararında belirtildiği üzere, bu suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması gerektiği, ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amaç ve menfaatlerine ve katkısı itibariyle süreklilik, çeşiklilik ve yoğunluk özelliği olması da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenen suçların faillerinin örgüt üyesi olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda sanık hakkında beyanda bulunan tanığın eylemsel anlamda bir görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığı, sanık ....'ye ait Bank .... bilgileri incelendiğinde örgüt tarafından verilen talimattan önce 160.000 TL miktarında bankadan kredi aldığı, peyder pey bu kredinin ödenmeye çalışıldığı, Bank ....yı destekleme amacıyla hareket ettiğine ilişkin mahkememizce kesin kanıya varılamadığından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derece somut delil elde edilemediğinden" sanık hakkında CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Dairemizce sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kaynağı olan Bank.... hesabının detaylı olarak incelenmesi ve silahlı terör örgütüne yardım suçunun oluşup oluşmayacağının tespiti amacıyla duruşma açılmış, sanığın Bank.... hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sanığın anılan bankada daha önceden hesabının bulunduğu, ticari faaliyetlerinde kullanıldığı, örgüt liderinin talimatı ile bankaya mevduat katkısı yapmak ve bu suretle silahlı terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğini gösterecek herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı görülmüş, sanığa atılı suçun sabit olmadığı anlaşılmış ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
Sanık .... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2018 tarihli, 2017/47 Esas, 2018/302 karar sayılı beraat hükümünün KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA,
Sanığın savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında istinaf başvurusunda bulunan O yer Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair, sanığın yüzüne karşı, iddia makamında C.Savcısı ....'ın (....) huzurunda, talebe uygun olarak, hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içinde Dairemize verilecek dilekçe veya zapta geçirilmek üzere zabıt katibine sözlü beyanda bulunmak yoluyla Yargıtay ilgili ceza dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar Daireye mahsus salonda açıkça okunup usulen anlatıldı.18/06/2020 (¤¤)