(2709 S. K. m. 1, 2, 6, 7, 8, 9) (3713 S. K. m. 1, 3, 4, 5, 7, 8) (5237 S. K. m. 50, 51, 53, 62, 63, 220, 221, 314) (5271 S. K. m. 231) (16. CD. 30.04.2015 T. 2015/3344 E. 2015/926 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla,
Başvurma süresi ve kararın niteliğine göre Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi için davanın yeniden görülmesine karar verilmesinden sonra dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/299 Esas sayılı iddianamesi ile henüz FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü hakkında, terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmaması sebebi ile; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ve şüphelinin eylemleri ile şüphelinin üzerine atılı suç hakkında, iddianame üç bölüme tasnif edilerek açıklama yapılmıştır.
1.Bölüm: Örgüt hakkında genel bilgiler, kullandıkları yöntem, haberleşme, yapılanma ve finansal kaynak toplamaya yönelik bilgiler, 15/07/2016 tarihinde yurt genelinde meydana gelen terör olayları ve darbeye teşebbüs edilmesi. (Bu bölümde kişilerden bağımsız olarak örgüt hakkında bilgi verilmiştir.)
2.Bölüm: Soruşturmaya başlanması, şüpheli savunması, şüpheli aleyhinde ve lehinde olan delillerin anlatımı ve değerlendirilmesi. (İfadeleri, haklarında uygulanan hürriyeti kısıtlayıcı tedbirler, arama ve el konulmaya ilişkin bilgiler, var ise iletişimin tespiti ve denetlenmesine ilişkin bilgiler, örgüt içinde bulunduğu faaliyetler ve örgütün yapısı içindeki yer ve görevleri, hürriyetinin kısıtlanması tedbirine maruz kalması sebebi ile mahsup sürelerine ilişkin bilgiler.)
3.Bölüm: Şüpheli hakkında üzerine atılı suç sebebi ile hakkında talep edilen sevk maddeleri, yaptırım, güvenlik tedbirleri ve mahsup hususu.
BİRİNCİ BÖLÜM:
A- FETULLAHÇI SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN (FETÖ/PDY) KURULUŞU, AMACI, YAPISI, FAALİYET KAPSAMI VE YÖNTEMLERİ:
15/07/2016 günü akşam saatlerinden itibaren yurt genelinde meydana gelen darbe girişimi ile alakalı olarak başta güvenlik kuvvetleri personelimiz ve vatandaşlarımız olmak üzere bu darbe teşebbüsüne karşı gösterilen direnç ve kayıtsız şartsız karşı duruş sonucunda meydana gelen çatışma ve olaylarda, toplam 62 polis, 5 asker, 173 sivil olmak üzere 240 kişi şehit olmuş, 2.000'nin üzerinde kişide yaralanmıştır. Yaşanan olayların gerçekleşmesi sonrasında darbeyi gerçekleştirme gayretine soyunan FETÖ/PDY örgütünün sözde sivil toplum kuruluşu adı altında yasal görünümlü yaşa dışı yapıları kurdukları ve bu yapılar içerisinde yer aldıkları bilinmektedir. Yaşananlar sonrasında darbeyi gerçekleştirme gayretine soyunan FETÖ/PDY örgütüne mensup ve bunların kamu kurumlarındaki uzantıları olan kişilere yönelik olarak ülkemiz genelinde soruşturmalara başlanmıştır.
I. Fetullahçı (FETÖ/PDY) Silahlı Terör Örgütü;
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1'inci maddesinden hareketle terör örgütü, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla her türlü suç teşkil eden eylemleri işleyecek kişi veya kişilerin mensup olduğu örgüt olarak tanımlanabilir.
Siyasi amaç unsuruyla diğer örgüt türlerinden ayrılan terör örgütleri, zaman zaman kavramın dışına taşacak kadar çok çeşitli biçimde sınıflandırılmaktadır.
Birleşik Devletler'de kurulan The Task Force ulusal güvenlik danışma heyetine göre, terörizm altı gruba ayrılabilir: sivil itaatsizlik, siyasi terör, (bireysel ya da kolektif çıkar amaçlı) siyasi olmayan terör, terör benzeri etkinlikler, sınırlı siyasi terör ve devlet terörü.
Polisiye niteliği ağır basan bir başka tasnifte, solcu marjinalizm, sağcı marjinalizm, tek hedefli terörizm, dini terörizm, ulusal ya da etnik terörizm, ırk temelli nefret terörizmi, narko-terörizm ve siber terörizm kategorilerine rastlanmaktadır.
Türkiye'de faaliyet gösteren terör örgütleri genellikle dört gruba ayrılarak incelenmektedir.
Bunlar Marksist-Leninist ideoloji çerçevesinde hareket eden terör örgütleri, bölücü-bölgeci terör örgütleri, dini temel alan terör örgütleri ve yurt dışı kaynaklı terör örgütleridir.
Bu örgütlere sırasıyla, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi / Cephesi (DHKP/C), Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Hizbullah ve Ermeni Gizli Ordusu (ASALA) örnek verilebilir.
Bir terör örgütünün varlığının kabul edilebilmesi için, örgütlü bağlılık, üyeler arasında görev bölüşümü, kod isimleri, bir hiyerarşi ve bu örgütün ideolojisini savunan insanların olması gerekir.
FETÖ/PDY mensuplarının hücresel şekilde birbirleriyle bağlantıları, kendi aralarında bir rapor, talimat alışverişi bulunmaktadır.
Alttan yukarıya doğru rapor, yukarıdan aşağıya doğru talimat verilmekte, örgüt mensuplarının, kendilerine yeni örgüt mensupları kazanma faaliyetleri bulunmakta, yeni çocuk ve gençler örgüte alınmakta, eğitilip ve yetiştirilerek bu örgütün kadrolarına ilave edilmektedir.
Örgütün eğitim malzemeleri, kitabı, bildirisi, ideolojisini anlatan belgeler, evraklar, dokümanları, ordu ve emniyet içerisinde teşkilatlanmış silahlı gücü bulunmaktadır.
FETÖ/PDY de diğer terör örgütleri gibi bir inanca dayanmaktadır.
Fetullahçı Terör Örgütü, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakarlıkta bulunduğu, amacına yönelik her şeyi yapabildiği, bir inanç, bir ideoloji sistemidir.
Örgüt kadrolarının sızdığı devletin güvenlik kurumlarının silahlı olması ve bu silahları kullanma yetkisinin bulunması, örgütün silahlı ve askeri eğilimini göstermesi açısından çok önemlidir.
H. S.'ın çevresinde kümelenen Haşhaşilerin, yaklaşık bin yıl kadar önce afyon çekip fedailerini kullanarak devlet görevlilerini öldüren bir terör örgütü olarak ortaya çıkmalarında olduğu gibi; FETÖ/PDY üyeleri de mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur.
Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden örgütün, dini değerler değişmezken, zamana ve şartlara göre kendisini değiştirmesi, ülkesi ve devleti ile barışık olması beklenirken, devleti kendisine hasım ve karşı cephe olarak görmesi, tüm yapısıyla açık ve şeffaf olması gerekirken bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve Türkiye’ye gelmekten ısrarla imtina etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyeti kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, diğer terör örgütleriyle temas kurması ve onlara istihbarat, lojistik, eylem tarzı türü destek sağlaması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır.
II. FETÖ/PDY'nin Kuruluşu;
Örgütün temelleri, örgütün lideri Fetullah GÜLEN tarafından 1966 yılında atılmış, 1970'li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer almış, bu tarihten sonra İzmir Kestanepazarı Kuran Kursu'nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri istismar etmek suretiyle örgütün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye başlamış, faaliyetlerini daha ziyade l3-18 yaş grubundaki öğrenciler ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak, teyp ve video kasetlerine çekilen konuşmaları ve sohbet toplantıları aracılığıyla görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile birlikte kendi adıyla anılan örgütü kurmuştur.
1990'lı yılların başından itibaren yurt dışına açılmaya başlayan örgüt, hızlı bir büyüme ile kısa bir zaman dilimi içerisinde, dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.
III. FETÖ/PDY'nin Amacı;
1970'li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu örgütlenme yöntemleri, taktik ve stratejiler bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde,
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını istismar ederek “HİMMET” adı altında topladığı maddi kaynaklar ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseselerinde kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencileri, özetle insan kaynağını, ekonomik ve siyasi gücünü, örgüt ideolojisi doğrultusunda kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasal kurumlarında (yasama, yürütme, yargı erklerini) kadrolaşmayı ve aynı zamanda uluslararası platformlarda da etkin bir güç haline gelmeyi hedeflediği,
Bu kapsamda örgütün;
Tabanında bulunan insanların dini duygularını kullanarak kaynak ve meşruiyet devşirmeye çalıştığı, öğrenci seçme ekipleri ile köy ve kentlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde ettiği,
Devlet modeline paralel bir örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızdığı,
Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirdiği,
Dinler arası diyalog adı altında, diğer dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam dini adına muhatap göstermeye çalıştığı,
Şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak, kendisine bağlı bir zenginler kulübü oluşturmaya ve böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olmaya çalıştığı,
ÖSS, YDS, DGS, ALES, YÖS, ÜDS, KPDS, TUS, KPSS, askeri okullara giriş sınavı, polislik sınavı, adli ve idari hakim adaylığı sınavı başta olmak üzere birçok sınav sorularını hukuka aykırı yollarla ele geçirerek, kendi mensuplarının eğitim kurumlarına veya kamu kurumlarına yerleştirilmesini sağladığı,
Ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmalar açılmasını sağlayarak bu kişilerin haksız şekilde Devlet kadrolarından tasfiye edilerek yerlerine kendi örgüt elemanlarının yerleştirilmesini sağladığı,
Bu gibi yöntem ve araçlarla örgütün nihai amacına ulaşmaya çalıştığı anlaşılmıştır.
IV. Örgütün Yönetim Modeli;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, tıpkı diğer yasadışı terör örgütlerinde olduğu gibi gizli ve hiyerarşik bir yapılanmaya sahip olup pelür kağıtlar ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme, mensuplar için kod adı kullanma gibi örgütsel taktiklerle yönetilmektedir.
Bir yandan da örgüt mensuplarının tamamına belirli görev ve sorumluluklar yüklenerek mensupların örgüte bağlılıkları perçinlenmektedir.
Örgütün, insanları beş farklı dereceye tabi tutarak sınıflandırdığı, bunlardan beş birlik olarak adlandırılan birinci sınıfı örgüte düşmanca davranan ve aleyhine mücadele eden kişilerin; beş ikilik olarak adlandırılan ikinci sınıfı düşman görülmemekle birlikte örgüte ilgi duymayan kişilerin; beş üçlük olarak adlandırılan üçüncü sınıfı hiçbir yardım ve katkıda bulunmaksızın örgütü seven kişilerin; beş dörtlük olarak adlandırılan dördüncü sınıfı doğrudan örgütün bir ferdi olmamakla birlikte örgüte her türlü yardımı yapan ve destekleyen kişilerin; beş beşlik olarak adlandırılan beşinci sınıfı örgüte mensup olup her şeyi ile kendisini örgüte adamış ve örgütü sorgulamayan kişilerin oluşturduğu,
Örgüt mensuplarının iş ve özel hayatlarındaki bütün kararlarını, örgütün tasarrufuna bırakmış olmalarının altında yatan sebeplerden en önemlisi, bağlı oldukları imamların ve örgütün lideri Fetullah GÜLEN'in hata yapmayacağına olan inançlarıdır.
Örgütün liderinin kamuoyuna yansıyan bazı konuşmalarında örgütün hedeflerine ulaşması için gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin olarak örgüt mensuplarına aktardığı talimatlara göre, düşmanlardan bir adım önde olmak için istihbarat en önemli unsurdur, gerekli büyüklüğe, olgunluğa ve uygun şartlara ulaşmadan saldırıya geçilmemelidir, yeterli güce ulaşana kadar ılımlı gözükmeli ve alttan alınmalıdır, harekete geçmeden önce planlama yapılmalı, plansız hiçbir iş yapılmamalıdır, strateji ve taktikler kimseye söylenmemelidir, hatta bazı strateji ve taktikleri işin başında bulunan tek insan bilmelidir, nihai hedefe ulaşmak için her yol mübahtır.
V. Örgütün Hiyerarşik Yapısı;
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü;
Coğrafi, sektörel ya da kurumsal anlamda "imam" olarak adlandırılan sorumlulardan oluşan bir çalışma düzenine ve hiyerarşik yapılanmaya sahiptir.
Örgütün liderinin, örgüt mensuplarınca "Kainat imamı", "Mehdi", "Mesih" olarak kabul edilmekte, Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte ve faaliyetlerini düzenlemektedirler.
Bu kurullar;
İstişare kurulu, mollalar, tayin heyeti ve özel hizmet birimleridir.
Yurt içi ve yurt dışı yapılanması bulunan örgütün yurtdışı yapılanmasını, kıta imamları ve onlara bağlı ülke imamları oluşturmaktadır.
Her kıta imamının altında sorumlu ülke imamları bulunmakta, kıta ve ülke imamlarının koordinesinde o ülkenin alt yapı çalışması yapılmakta ve örgütün o ülke üzerindeki politikası belirlenmektedir.
Örgütün yurt içi yapılanması ise, Türkiye imamı, bölge (eyalet) imamları, il imamları, küçük il bölge imamları (sadece büyük şehirlerde), ilçe imamları, semt imamları, mahalle imamları, ev imamları (abileri), talebe imamları, serrehberler, belletmenler şeklinde hiyerarşik bir yapı izlemekte ve örgüt tabanına yayılmaktadır.
Türkiye'den sorumlu imama, beş bölge imamı, ona da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır.
Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup her semte ayrı bir imam atanmaktadır.
Semt imamlarının altında ise o semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır.
Bunun yanı sıra kamuda (Bakanlıklar ve taşra teşkilatları, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri, vb.) ve özel sektörde (Hukuk büroları, bilişim şirketleri, muhasebe firmaları vb.) faaliyet gösteren kurumlar için de örgüt tarafından imamlar atanmaktadır.
Örgüt lideri Fetullah GÜLEN’in 1999 yılı içerisinde ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlere ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir.
Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek örgüt lideri Fetullah GÜLEN’e aktarılıp onayı istenmektedir.
Özel hizmet birimi imamları, tayin heyeti, yargı imamı, medya imamları, Türkiye mütevelli heyeti, kıta imamları, bölge imamları ve akademik kadro imamı doğrudan Türkiye imamına bağlıdır.
Örgütün bir nevi omurgasını oluşturan ve günümüz itibarı ile elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgütün ve liderinin en çok önemsediği ve değer verdiği imamlardır.
VI. Milli Güvenlik Kurulu'nun FETÖ/PDY Terör Örgütü Hakkındaki Değerlendirmesi;
Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 ila 26.05.2016 tarihleri arasında gerçekleştirdiği müteaddit toplantılarda FETÖ/PDY’nin, milli güvenliği tehdit eden ve kamu düzenini bozan, Devlet içerisinde legal görünüm altında illegal faaliyetler yürüten, illegal ekonomik boyutu bulunan, diğer terör örgütleri ile iş birliği yapan bir terör örgütü olduğuna dair değerlendirmelerin yapıldığı ve bu terör örgütü ile Devletin tüm kurum ve birimleri ile birlikte etkin bir mücadele yapılmasına dair kararların alındığı görülmüştür.
VII. 15 Temmuz Darbe Girişimi (Örgütün Cebir ve Şiddet Eylemi);
15.07.2016 günü, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin değişik yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde de örgütlenen, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacı ile eyleme geçtiği,
Bu kapsamda;
Saat 22:00 sularında İstanbul’da Boğaziçi (15 Temmuz Şehitler) ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinin silahlı terör örgütü üyeleri tarafından tank ve paletli zırhlı araçlar ile trafiğe kapatıldığı, İstanbul Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın tanklar vasıtasıyla sevki sağlanan örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilerek, 22:15 itibariyle havalimanına giriş ve çıkışların kapatıldığı, uçuş kontrol kulesinin ele geçirilerek, tüm yurt içi ve yurt dışı uçuşların durdurulduğu, F-16 savaş jetleri ile havalimanı üzerinde alçak uçuş yapılarak yolcu uçaklarının iniş ve kalkış yapmalarının engellendiği,
Yine aynı saatlerde Sabiha Gökçen Havalimanı’nın ele geçirilmesi maksadıyla benzer bir girişimde bulunulduğu,
Vatan Caddesi’nin giriş ve çıkışı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kuleli Askeri Lisesi başta olmak üzere stratejik öneme sahip karakollar, limanlar, köprüler ve meydanlarda, örgüt mensubu askerlerin tank ve zırhlı araçlar ile hakimiyet kurmaya çalıştıkları, savaş jetleri ile ses hızını aşacak şekilde alçak uçuş yapan ve zaman zaman ses bombası atan örgüt mensubu askerlerin, korku ve paniğe sevk ederek halkın meydanlara çıkmasını engellemeye çalıştığı, darbeye girişimine karşı Boğaziçi Köprüsü’nde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlar ile ateş açıldığı, çok sayıda sivil vatandaşın yaşamını yitirmesine sebebiyet verildiği, eş zamanlı olarak Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 savaş jetlerinin alçak uçuş yapmaya başladıkları, ağır silahlarla donatılmış helikopterlerin onlara eşlik ettiği, Meclis’te temsili bulunan tüm siyasi parti milletvekillerinin TBMM Genel Kurul Salonu’nda toplanmaları üzerine, Meclis ana binasının bulunduğu yerleşkenin bombalandığı, sokağa inerek, demokrasiye sahip çıkan ve darbe girişimine karşı direnen vatandaşların üzerine helikopterlerden ateş açıldığı, çok sayıda vatandaşın şehit olduğu veya yaralandığı,
Yenimahalle ilçesinde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı binasına kobra tipi iki helikopterden ateş açılarak saldırıda bulunulduğu,
Gölbaşı ilçesinde bulunan Polis Özel Harekat Eğitim Merkezi binasının tank ve savaş uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı, saldırılar esnasında 47 özel harekat polisinin şehit düştüğü, halkın meydanlara çıkmasını engellemek amacıyla savaş uçakları ile sürekli sorti (alçak uçuş) yapıldığı,
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının binaları önünde, cadde ve meydanlarda toplanan vatandaşlara karşı uzun namlulu silahlar ile saldırıldığı, kadın, çocuk, genç ve yaşlılardan oluşan silahsız ve savunmasız insanların üzerine rastgele ateş açıldığı,
Ülke genelinde gerçekleşen çatışmalar sonucu 246 kişinin şehit olduğu, 2.186 kişinin yaralandığı tespit edilmiştir.
VIII. Sonuç;
Madde içerisinde örgüt tanımını veren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220.maddesi ile 3713 s. Terörle Mücadele Kanununun 1. Maddesindeki terör tanımı ile yukarıda kısmen faydalanılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulumuzun 31.08.2016 tarih ve 2016/428 sayılı kararında belirtilen ve kamuoyu tarafından bilinen tespitler ışığında Fettullahçı örgütün cebir ve şiddet içeren ve silahlı olarak gerçekleştirdiği en bariz eylemin 15.07.2016 tarihindeki darbe teşebbüsü eylemi olduğu, onun öncesinde de mülkiye, adliye, askeriye ve emniyet teşkilatında bulunan üyeleri aracılığıyla baskı, korkutma, şantaj yöntemlerini kullanarak örgütün amaçları doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu; Nitekim bir çok kurmaca soruşturma ve davalar ile bu şekildeki faaliyetlerde bulunarak devlet otoritesini zaafa uğrattıkları, amaçlarını gerçekleştirmek adına silah ile şiddete başvurmakta dahil olmak üzere her türlü yola başvurdukları, örgütün silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
B- ÖRGÜT TARAFINDAN KULLANILAN PROGRAMLAR HAKKINDA ÖN DEĞERLENDİRME
I- (VİBER, ASPHALT8 VE SKYPE22 PROGRAMLARI HAKKINDA)
“FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda örgüt içerisindeki haberleşme ve talimatların iletilmesinde çeşitli bilgisayar ve telefon programlarının iletişimin gizliliği için kullanıldığı,
Gözaltına alınan Askeri Personelin ifadeleri doğrultusunda: “örgüt tarafından kendilerine verilen özellikle tabletlere VPN (Sanal Özel Ağ) yazılımı ya da programı ve ondan sonrada VİBER programı kurulduğunu, görüşme yapmak için önce şifreli program olan VPN programının açıldığını ve sonrasında VİBER’in açıldığını, orda da şifre istediğini, şifre girildikten sonra görüşmelerin VİBER üzerinden sağlandığını, VPN (Sanal Özel Ağ) yazılımı ya da programının asıl amacının cihazın internete bağlantı noktasını ve İP adresinin farklı noktalarda göstermesi olduğu, böylelikle mesajlaştıkları konuların gizlilikle yapıldığını ve yazılan mesajların iz kalmadan kendiliğinden silindiği”
FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında yapılan çalışmalarda ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinde;
Skype isimli program logosuna sahip olan ancak örgüt mensuplarının ID numarasıyla kendi aralarında mesajlaşmalarını sağlayan şifreli bir uygulamanın olduğu, “Skype 22 al.bls.eagle.apk” isimli kurulum dosyasının bulunduğu, kurulum dosyasının üzerinden birçok yazışmanın yapıldığı,
Söz konusu yazışmalarda, terör örgütüne ait ışık evlerine Hicran, Korucuk, Gümüş, Zaman, Söğüt, Çağrı, Onur gibi kod adlar verildiği,
Örgüt mensupların da tamamına yakının birden fazla kod ad kullandığı, programı kullanan şahısların kod isimleriyle kayıtlı olduğu,
Örgüt mensuplarına ne şekilde ifade vermeleri ve nasıl davranmaları gerektiği (çok sıkıştığın yerde hatırlayamadım de, kesinlikle inkar et hiçbir zaman kabullenme, Avukata güvenme, sana yanaşmak için yumuşak davrananlar olabilir, fotoğraf bile gösterseler bunu hatırlamıyorum de, elimizde belge var derlerse kabul etme, fetö örgütü demekten çekinme kötüleyebilirsin, eagle, bylock indirdin mi derlerse ya da indirmişsin derlerse kabul etme, zarf atabilirler elimizde mesaj var falan gibi inanma, normal telden hizmetle ilgili hiçbir şey konuşma, etkin pişmanlık yasasından faydalan derler öyle bir şey yok vb.) konusunda ayrıntılı talimatlar verildiği,
Kullanmış oldukları cihazların “Hizmet Telefonu” olarak adlandırıldığı ve söz konusu telefonların şifrelendiği adli bilişim uygulamaları çerçevesinde adli kopya (imaj) alma işlemleri denenmesine rağmen adli kopya alma işlemi gerçekleştirilemediği,
“FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda örgüt içerisindeki haberleşme ve talimatların iletilmesinde çeşitli bilgisayar ve telefon programlarının iletişimin gizliliği için kullanıldığının tespit edildiği,
Bu kapsamda;
Cep telefonlarında araba yarışı oyunu izlenimi veren araba resimli ikonlu “Asphalt 8 Airbone” ibareli uygulamanın mesajlaşma programı olduğu,
Programın şifre ve kullanıcı adı ile açıldığı,
Programın Appstore/PlayStore mağazalarında bulunmadığı, APK formatı olarak indirilip başka bir cep telefonu veya hafıza kartı aracılığıyla telefona kurulduğu,
Alt grup kullanıcılarının programa müdahale edemediği sadece mesaj alıp gönderdiği, yönetici kullanıcıların programa kullanıcı ekleyip çıkarabildiği,
Kullanıcı isimlerinin karşısında rakamlardan oluşan kodların bulunduğu, kullanıcıların rakam olarak adlandırıldığı,
Uygulamanın mesajları otomatik olarak sildiği,
Uygulamanın gizli uygulamalar içerisinde bulunabileceği ya da herhangi bir ikon altında bu uygulamaya rastlanabileceğinin tespit edildiği, söz konusu yapılacak çalışmalarda yukarıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi, benzer yöntemlerin başka programlar ve dosyalar üzerinden de yapılabileceğinin göz önünde bulundurulmasının uygun olacağı,
II- BYLOCK PROGRAMI HAKKINDA
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgütün elebaşı Fethullah GÜLEN’in talimatıyla, özel bir server üzerinden yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan kendi aralarındaki haberleşmeleri sağlamaları amacıyla kullanımına sunulan BYLOCK isimli kriptolu program üzerinden haberleşmeyi sağladıkları anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmış olduğu BYLOCK isimli kriptolu programın kurulum dosyası olmadan internet üzerinden temininin mümkün olmayacağı, yani bu programa erişimin, ancak örgüt üyeleri arasında birbirlerine kurulum dosyasını bluetoth, flash bellek vb. gibi dijital ortamdan vererek sağlanacağı kesin ve nettir. BURADAN DA ANLAŞILMAKTADIR Kİ BYLOCK İSİMLİ PROGRAMA FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ İÇERİSİNDE FAALİYET GÖSTERMEYEN BİR KİŞİNİN ULAŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.
15.07.2016 günü hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi sonrası örgüt mensuplarına yönelik başlatılan operasyonlar ve gözaltılar kapsamında, örgüt mensuplarının kriptolu BYLOCK programı üzerinden yaptıkları mesajlaşmalarda;
Deşifre olmamaları için alınacak tedbir yönünden talimatlandırıldıkları, telefonlarından ve bilgisayarlarından BYLOCK programını silmek suretiyle formatlamaları gerektiğini, güvenlik güçlerine karşı ve soruşturma aşamasında nasıl hareket etmeleri gerektiği yönünde talimatlandırıldığı, FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün gizliliği en üst seviyede tuttuğu, devletin birçok kurum ve kuruluşları içerisine sızmış olan bu örgüt mensuplarının kendilerini kamufle ederek örgüt adına eylem ve faaliyetlerine devam etmeye çalıştıkları Soruşturma kapsamında yakalanan ve BYLOCK Programını kullandıkları anlaşılan şahısların da FETÖ/PDY Terör örgütünün hiyerarşisi içerisindeki talimatlar doğrultusunda hareket ettikleri değerlendirilmektedir.
III- BYLOCK PROGRAMININ KULLANIŞ AMACI VE İŞLEYİŞ YAPISI;
(LİNE, Whatsapp, VİBER, Hİ, KAKAO TALK, COVER ME)
15.07.2016 günü FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik yapılan darbe girişimiyle alakalı olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında alınan ifadelerden özetle;
17 Aralık 2013 tarihinden sonra Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeleri tarafından telefon dinlemeleriyle ilgili tedbir alınmaya başlandığı, Türkiye’de bulunan tüm telefonların güvenlik zafiyetleri ve dinlenmesinin çok kolay olduğunun örgüt tarafından bilindiği, bu konunun sohbetlerde anlatılıp toplantılarda örgüt görüşmelerinin LİNE, Whatsapp, VİBER, Hİ, KAKAO TALK, COVER ME vb. programlar üzerinden yapıldığı, bu programların güvenlik zafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmaktan vazgeçtiği, örgütün kritik noktalarına bakan tüm üyelerinin yoğun olarak BYLOCK denilen programı kullandığı, örgüt üyelerinin BYLOCK üzerinden mesajlaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağladıkları, BYLOCK ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı Fethullah GÜLEN’den gelen talimatta “TÜM ÜYELER BYLOCK PROGRAMI ÜZERİNDEN GÖRÜŞMELER YAPSIN, NORMAL TELEFONLA GÖRÜŞME YAPANLAR HİZMETE İHANET ETMİŞ OLUR” denildiği,
BYLOCK Programı flaş bellek ile kurulum dosyasını telefona kopyalama ile başlayan bir mesajlaşma programıdır. Giriş şifresi oluşturulduktan sonra sisteme Türkiye haricinden başka bir ülkenin Server (Sörvır)’ı üzerinden bağlantı sağlanabilmektedir. Bu bağlantı genellikle ABD (Amerika Birleşik Devletleri) üzerinden gerçekleşmektedir. BYLOCK veri tabanının Kanada ülkesinde olduğu, BYLOCK üzerinden gönderilen mesajlar mesajı gönderdikten sonra alıcı tarafından silinmemiş ise 24 saat içerisinde mesaj, sistem tarafından otomatik olarak silinmektedir. Ancak gönderici mesajı gönderdikten sonra mesajı telefonundan silerse, alıcı mesajı okuduktan sonra sistem mesajı otomatik olarak silmekte. BYLOCK içerisinde gelen mesajlardan telefonların özelliklerine göre ekran görüntüsü kopyası alınabilmektedir.
BYLOCK programı ilk başta İngilizce yazılım olarak üretilmiş ve örgütün kullanımına sunulmuş, daha sonra Türkçe yazılım güncellemesi yapılarak TURQUOİSE ismi ile özellikle tüm Türkiye’de FETÖ/PDY terör örgütünün hizmetine sunulmuştur. Türkiye’de örgüt tarafından yazışma ve mesajlaşma olarak bu iki Türkçe ve İngilizce versiyonu kullanılmaktadır. Bu programlara ait BYLOCK ve TURQUOİSE isimli versiyonlar APP STORE ve PLAY STORE mağazalarında bulunmamaktadır.
FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri, BYLOCK ve TURQUOİSE yazışma ve mesajlaşma programı haricinde APP STORE ve PLAY STORE mağazalarında bulunan ve sesli görüşmeler, fotoğraf, video gönderebilen KakaoTalk, Cover Me, Tango, Line vb isimli programları kullanmaktadır.
Bu dönem FETÖ/PDY terör örgütünün elebaşısı Fethullah GÜLEN’den Bölge İmamlarına, Bölge İmamları vasıtası ile il ve ilçe İmamlarına gelen tüm emir ve talimatlar BYLOCK (TURQUOİSE Türkçe Versiyonu) üzerinden ulaştırıldığı bilinmektedir. ÖRGÜT İÇERİSİNDE GİZLİLİK EN ÜST SEVİYEDEDİR.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yapılanmış olan illegal örgüt mensuplarınca cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya mevcut düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs eden ve yine cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasına kısmen engellemeye yönelik FETÖ/PDY terör örgütünün 15.07.2016 günü askeri darbe yapmaya teşebbüs ettiğinin bilindiği, bu bağlamda 15.07.2016 günü ülke genelinde FETÖ/PDY mensubu TSK içerisinde yapılan askeri darbe girişiminde bulunmasıyla birlikte ülke genelinde birçok kamu kurum ve kuruluşlarında PDY'ye müzahir olan şahısların tespit çalışmalarının ivedilikle devam edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının 17-25 Aralık sonrasında örgüt mensuplarının gizliliğine son derece önem verdikleri, gizlilik amacıyla telefon iletişimini kullanmayıp cep telefonları için EAGLE adını verdikleri mesajlaşma uygulaması yazılımını yaptıkları, bu programın deşifre olmaması için TANGO ismiyle bilinen mesajlaşma uygulaması adını ve logosunu birebir kullandıkları,
EAGLE adlı programı örgüt mensuplarının cep telefonlarına İMAM/ABİLER tarafından Bluetooth yoluyla yükledikleri, EAGLE adlı programda, grubun yöneticisi mesaj attığında grup üyelerinin bireysel gördüğü, kesinlikle birbirlerini görmedikleri, programa erişim için kod numarası (İD) gerektiği, yönetici kabul etmedikçe sistemin erişimin olmadığı, 15 Temmuz gecesi bu uygulama aracılığıyla örgüt mensuplarına darbeye destek olmaları için talimat gönderildiği, darbe girişiminin başarısızlıkla neticeleneceğinin anlaşılmasından sonra cemaatin darbe girişimiyle alakası olmadığı yönünde örgütsel MASKELEME/TAKİYYE talimatı verildiği,
FETÖ/PDY üyelerinin kendi içlerindeki iletişimi sağladıkları "BYLOCK" adlı programı mobil cihazlara yükleyip kullandıkları,
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile mücadele kapsamında birimlerimizin yürüttüğü çalışmalarda örgüt içerisindeki haberleşme ve talimatların iletilmesinde çeşitli bilgisayar ve telefon programlarının iletişimin gizliliği için kullanıldığı,
Bu kapsamda;
1- “Avi” uzantılı video dosyalarının "BMP" uzantılı resim dosyası olarak kaydedildiği, yapılan incelemelerde bu dosyaların "BMP" uzantılı dosyalara göre çok daha büyük boyutlu dosyalar olduğu, "BMP" uzantılarının "Avi" olarak değiştirilmesi sonrasında video dosyalarının açılabildiği,
2- Cep telefonlarındaki “Gmail” programı kontrol edildiğinde, programın normal mail programı ile ilgisinin olmadığı, uzaktan admin tarafından yöneltilen ve kişilerarası mesajlaşmalar için oluşturulmuş, kullanıcıların kendi aralarında mesajlaşmalarına imkan sağlayan bir program olduğu, programın kullanıldığı cep telefonlarında sim ve hafıza katlarının bulunmadığı, iletişimin haricen taşınan "Wınn" üzerinden gerçekleştirildiği,
3- Operasyonlar esnasında ele geçirilen cep telefonlarının şifresinin birkaç kez yanlış girilmesi durumunda kendini otomatik olarak fabrika ayarlarına döndürdüğü tespit edilmiş olup, birimlerinizin yapacakları çalışmalarda yukarıda belirtilen yöntemler ile benzer yöntemlerin başka programlar ve dosyalar üzerinden de yapılabileceğinin göz önünde bulundurulması,
FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) faaliyetlerinin tespit ve deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında;
FETÖ/PDY'nin kendi içinde denetim mekanizmaları kurduğu, muhasebeyi takip eden şahısların genellikle eski Zaman Gazetesi'nin dağıtım programı olan "ASİS" isimli programı kullandıkları, flash diske ve bilgisayarlara ilk önce "True Crypt" isimli bir program kurdukları, daha sonra "Deep Freeze" isimli program kurulduğu ve bu programlar vasıtasıyla flash disk ve bilgisayar içindeki program ve belgelerin gizlendiği, bu programlar üzerinden flaş disk ve bilgisayarların en az (25) karakter kullanılarak şifrelendiği, bu programların hangi sürümü yüklü ise o sürümün karşıda da olmasının gerektiği,
Güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen herhangi bir uygulamada/operasyonda sıkıntı yaşamamak adına “Arama Tarama Modülü” adı altında bir yapı oluşturdukları bu sayede güvenlik güçlerinin eline herhangi bir doküman not vb. materyallerin ele geçirilmesinin önlemesinin amaçlandığı, bahse konu yapının görevi herhangi bir kolluk araştırmasında sıkıntı çıkmaması için bütün kurumları ve şahısların denetlemek, üstlerini, dolaplarını, ajandalarını, telefonlarını, bilgisayarlarını kontrol etmek olduğu, il imamı/abisi yetki verdiği için her türlü toplantıya izinsiz girme yetkisinin olduğu,
Söz konusu yapılan çalışmalarda belirtilen hususlara benzer yöntemlerin başka programlar ve dosyalar üzerinden de yapılabileceği şeklinde değerlendirilmektedir.
İKİNCİ (2) BÖLÜM:
SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ:
A-GENEL BİLGİ
Cumhuriyet Başsavcılığımızca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne mensup ve bunların kamu, kurum ve kuruluşlarında bulunan uzantılarına yönelik olarak 2017/492 soruşturma numaralı dosya üzerinden başlatılan soruşturma kapsamında;
B-ŞÜPHELİ İBRAHİM ŞAŞMAZ'IN SAVUNMASI
- Dosya Sayfa No:55-64 arası Kolluk İfadesi
- Dosya Sayfa:69-72 arası Cumhuriyet Başsavcılığı İfadesi
- Dosya Sayfa:74-75 arası Sorgu İfadesi
Şüphelinin savunmasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile dini bir cemaat görünümünde olması sebebi ile Yozgat ili Yerköy ilçesinde bulunan ve örgütün üye kazanma ve yetiştirme yerlerinden olan Yerköy Maltepe Dershanesi öğrencisi olması ile tanıştığı, başarılı bir öğrenci olması sebebi ile örgüte kazandırılmak ve eğitim verilmek amacı ile kimliği tespit edilemeyen üniversite öğrencilerinin kaldığı IŞIK EVLERİ'ne davet edildiği, bu evde ders çalıştırılarak üniversite sınavlarına hazırlandığı aynı zamanda FETULLAH GÜLEN'in devleti ele geçirme planı kapsamında dini ve psikolojik eğitime tabi tutularak örgüt üyesi olarak yetiştirilmeye çalışıldığı;
Üniversite sınavlarında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanması sebebi ile yine örgüt tarafından Sivas ilinde bulunan ve örgütün üyelerini eğittiği ve barındırıldığı Kızılırmak Pansiyonuna yerleştirildiği, bir süre burada kalan şüphelinin yine örgüt tarafından Üniversite Öğrencilerinin kaldığı ve örgütün kontrol ve gözetiminde olan IŞIK EV'lerinden birine yerleştirildiği, bu evde abi konumunda olan kişi tarafından örgüt içinde üçüncü derece olarak belirlendiğini ve örgüte kazandırılması için çalışmalarda bulunması gerektiği uyarısının yapıldığı,
Şüphelinin ifadesinde anlattığı şekilde örgüt tarafından kişilerin 5 dereceye ayrıldığı, birinci derecenin kendilerinden olmayan ve örgüte kazandırılması beklenmeyen kişiler, ikinci derece ailesi müspet olan ancak namaz kılmayan kendilerinden kabul etmedikleri kişiler, üçüncü derece kişiler Cuma Namazı kılan ancak vakit namazlarını tam kılmayan ancak 4. Ve 5.dereceye kaydırılabilir kişiler, 4.derece kişiler namaz kılmakla birlikte vakit namazlarını arada kılmayan güvenilir kişiler ve 5.derece kişilerin ise son derece güvenilir ve kendilerinden olan kişiler olarak derecelendirildiği,
IŞIK EVİ abisi tarafından kendisinin kazanılabilecek kişilerden 3.derece kişi olarak bahsedildiğini beyan ettiği,
Şüphelinin üniversite son sınıfta Işık Evinden ayrılarak örgütten uzaklaşmaya çalıştığı,
Şüphelinin Işık Evinde kaldığı süre içerisinde örgütün piknik, halı saha maçı, toplantı, gezi gibi faaliyetlerine katıldığı,
Şüphelinin 2009 yılı Mayıs ayında Üniversiteden mezun olduktan sonra mecburi hizmet kapsamında Kangal Devlet Hastanesine pratisyen hekim olarak atamasının yapıldığı, atama sonrasında Kangal ilçesinde hakkında ayrı soruşturma yürütülen Rıfat Koç tarafından iletişim kurulduğu ve toplantılara katılması yönünde davette bulunulduğu, ayrıca şüphelinin şu an için evli olduğu eşi ile evlenmelerine karşı çıkarak örgüt içinden evlenmesi yönünde telkinde bulunduğu, şüphelinin bu yerde de örgütün eğitim toplantılarına katıldığı, himmet olarak her hangi bir ödeme yapmamakla birlikte bir keresinde örgüt tarafından öğrenci yerleştirme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile yaptırılacak yurt için Kangal'da esnaf olan bir kişiden örgüt yararına olduğunu belirtmeden 4000,00TL para istediği, şüphelinin çek olarak aldığı yardımı Kangal imamı olan R. K.'a verdiği,
Şüphelinin Kangal Devlet Hastanesinden tayini çıktığı Sivas Divriği ve Sivas Suşehri ilçelerinde de örgütten kopmayarak toplantılara katılmaya devam ettiği,
Şüphelinin 2011 yılında TUS sınavını kazanarak Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine Asistan Doktor olarak atanmasından sonra Edirne ilinde örgüt üyesi olan Hasan isimli kişi ile bağlantıya geçtiği, bu kişi tarafından E. Y. isimli doktorların ifamı olan kişi ile tanıştırılarak bu kişiye şüphelinin zimmetlendiği, bu kişi tarafından Edirne ilinde Serhat Kolejinde yapılan Tıp Fakültesinde bulunan örgüt üyelerine yönelik toplantıya davet edildiği, şüphelinin bu toplantılara belirli zamanlarda katıldığı, bu toplantılarda genelde dini konularda konuşulduğu ve Fetullah GÜLEN'e ait fikirlerin aktarıldığı ayrıca örgütün finansmanı için para toplandığı, paraların genelde elden toplandığı ve kayıt altına alınmadığı,
17-25 Aralık olaylarından sonra toplantıların büyük bir gizem içerisinde yapıldığı ve toplantı yapılacak yer ve zamanın yüz yüze olacak şekilde kararlaştırıldığı, kesinlikle kayıt altına alınması muhtemel telefon ile arama veya herkesin ulaşacağı mesajlaşma programları ile toplantıya ilişkin çağrı yapılmadığı,
Fetullah GÜLEN'in verdiği talimat üzerine hastanede kendisinden sorumlu olan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde doktor olarak görev yapan örgüt üyesi S. B. tarafından örgüt içi haberleşme ve haberleşme güvenliği ve gizliliğinin sağlanması amacı ile adroid işlemcili bir telefon alması yönünde talimat verildiği, alınacak telefonunun kesinlikle İPHONE marka olmaması gerektiği, şayet bu marka telefonlarda gizli olan programın çalışmadığı bilgisinin verildiği, şüphelinin S. B.'nın talimatı doğrultusunda android işlemcili bir telefon edinerek telefonuna S. B. tarafından BYLOCK haberleşme programının yüklendiği, ancak bu mesajlaşma programını hiç aktif hale getirmediğini ve telefonundan kaldırdığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Şüphelinin ifadesinde ve teşhis tutanağında geçen tüm isimler ile ilgili olarak şüpheli hakkında soruşturma işlemlerine başlanmadan önce soruşturmanın başladığı, ismini vererek teşhis de ettiği kişiler haricinde örgüt içerisinde yer alan kişilere ilişkin bir bilgi vermediği kolluk tarafından yapılan araştırma sonrasında anlaşılmıştır.
C-BYLOCK SORGU SONUCU RAPORU (Dosya Sayfa No:48)
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 24/01/2017 tarih ve 045208 sayılı yazısı gereğince kurum bünyesinde tutulan cep telefonu İMEİ (İnternational Mobile Equipment İdentity) numarasının en az 14 karakterden oluştuğu, numaranın ilk 14 sayı hanesinin tekil bir numarayı ifade ettiği, 15. Sıradaki sayının ilk 14 sayı diziliminden bazı aritmetik hesaplarla üretilen doğrulama sayısı olduğu belirtilmiş olup,
Bu açıklama gereğince yapılan sorgulamalar ilk 14 sayı karakteri baz alınarak düzenlenen Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğünün 10/02/2017 tarihli Yeni BYLOCK CBS Sorgu Sonucuna göre:
Şüphelinin ilk kez 25/09/2014 tarihinde, kullanımında bulunan 0533 627 01 36 numaralı hattı ile 354 243 059 570 87 ve 355 673 061 650 98 imei numaralı telefonları ile BYLOCK programını yükleyerek kullandığı, hususunun tespit edildiği ve ekinde tespit raporlarının gönderildiği, yukarıda BYLOCK kısmında programın işleyişi, yüklenişi ve kimler tarafından kullanılabileceği, programa giriş ve mesajlaşmanın şifreli şekilde olması hususu da göz önüne alındığında şüphelinin FETÖ/PDY örgütünden bağlı olduğu imam veya abiden bu yolla talimat aldığı ve diğer örgüt yöneticisi ve üyeleri ile bu program sayesinde haberleştiği anlaşılmıştır.
Yukarıda "BYLOCK" başlığı altında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgütün lideri Fethullah GÜLEN’in talimatıyla, özel bir server üzerinden yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen ve örgüt mensuplarının deşifre olmadan kendi aralarındaki haberleşmeleri sağlamaları amacıyla kullanımına sunulan BYLOCK isimli kriptolu program üzerinden haberleşmeyi sağladıkları anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmış olduğu BYLOCK isimli kriptolu programın kurulum dosyası olmadan internet üzerinden temininin mümkün olmayacağı, yani bu programa erişimin, ancak örgüt üyeleri arasında birbirlerine kurulum dosyasını bluetooth, flash bellek vb. gibi dijital ortamdan vererek sağlanacağı kesin ve nettir. BURADAN DA ANLAŞILMAKTADIR Kİ BYLOCK İSİMLİ PROGRAMA FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ İÇERİSİNDE FAALİYET GÖSTERMEYEN BİR KİŞİNİN ULAŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR..." şeklinde geçen ifadelerden de anlaşılacağı üzere örgüt elebaşı tarafından talimatla özel bir server üzerinden yalnızca örgüt üyelerinin gizli bir şekilde haberleşmesi amacıyla kurulmuş, muhtelif yöntemlerle yüklenen ve herkes tarafından ulaşılamayan, sadece örgüt içerisinde faaliyet gösteren kişiler tarafından ulaşılan programın şüpheli tarafından kullanmış olduğu hat üzerinden veya TC Kimlik Bilgileri üzerinden kullandığının tespit edilmesi karşısında bu şekilde herhangi bir dayanağı olmayan savunmasına itibar edilemeyeceği, şüphelinin Bylock uygulaması dışında söz konusu örgüt ile temaslarının olduğunun görüldüğü, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri bu deliller ile anlaşılmıştır.
D- ŞÜPHELİNİN ADLİ SİCİL VE ARŞİV KAYDI (Dosya Sayfa No:93-94)
Şüphelinin Adli Sicil ve Arşiv Kaydında Kangal Sulh Ceza Mahkemesinin 16/07/2012 tarih ve 2012/57 esas ve 2012/97 sayılı kararı gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olması ve cezalandırılmasına karar verilmesi halinde Kangal Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/57 esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulması gerektiği anlaşılmıştır.
E- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMUNA ve ASYA KATILIM BANKASI A.Ş.'YE YAZILAN MÜZEKKERELER (Dosya Sayfa No:91-92)
Şüphelinin kullanmış olduğu hat ve telefonlara ilişkin Kırklareli Sulh Ceza Mahkemesinin 07/02/2017 tarih ve 2017/353 D.İş sayılı kararı gereğince BYLOCK programını kullanan kişinin şüpheli olduğuna dair tespitte bulunmak ve delil elde etme amacı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna 12/02/2017 tarihinde müzekkere yazılmış olup, şüphelinin tutuklu oluşu da göz önüne alınarak ve BYLOCK programını da kullandığını ikrar etmesi ve ayrıntılı beyanda bulunması sebebi ile cevabi yazının gelişi beklenmemiştir.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna 12/02/2017 tarihinde yazılan müzekkere cevabı geldiğinde dosyasına sunulacaktır.
Şüpheli hakkında Asya Katılım Bankasına hitaben yazılan 20/02/2017 tarihli müzekkereye henüz cevap verilmemiş olup, kollukça yapılan araştırmada Asya Katılım Bankasında suçun subutuna etki edecek miktarda bir hesabın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu sebep ile Asya Katılım Bankasına yazılan 20/02/2017 tarihli müzekkere cevabının, kolluk araştırmasında hesabının tespit edilememesi ve şüphelinin savunmalarında ayrıntılı beyanda bulunması sebebi ile gelişi beklenmemiştir.
F-ŞÜPHELİNİN ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMASI
Şüphelinin kollukta vermiş olduğu 22/02/2017 tarihli ifade tutanağı ve ekinde bulunan 23/02/2017 tarihli teşhis tutanağı uyarınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olan veya örgüte finansal destek sağlayan H. G., R. Ö. ve M. K. hakkında örgüt ile bağlantılarını ortaya çıkarabilecek bilgiler verdiği,
Bu bilgiler kapsamında M. K. hakkında 24/02/2017 tarihinde müzekkere ile Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığına, H. G. ve R. Ö. hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığına yasal gereğinin takdir ve ifası için bildirimde bulunulmuş olup şüphelinin Silahlı Terör Örgütüne mensubiyeti tespit edilememiş 3 kişi hakkında bilgi vererek örgüt yapılanması içerisinde yer alan veya finansal kaynak sağlayan kişilerin kimlik ve eylemlerinin tespiti sağladığı,
Bu suretle şüphelinin TCK'nun 221/4-2.cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılması gerektiği anlaşılmıştır.
ÜÇÜNCÜ (3) BÖLÜM
(Şüpheli Hakkında Talep Edilen Ceza ve Yaptırımlar):
Yukarıda ayrıntısı ile şüphelinin eylemleri anlatılmış olup, şüphelinin Örgüt üyelerince kullanılan BYLOCK programını kullandığı, lise yıllarından 2016 yılı Ocak ayına kadar olan sürede düzenli olarak örgütün eğitim toplantılarına katıldığı, örgüt adına yardım veya himmet adı altında para toplanmasına aracılık ettiği, her ne kadar şüpheli ifadesinde kabul etmemiş ise de; örgütün genel yapısı ve örgüt üyeleri ile olan ilişkilerinde tüm örgüt üyelerinden himmet adı altında para toplaması hususu da göz önüne alınarak şüphelinin de himmet adı altında para vermek sureti ile örgüte finansal kaynak sağladığı, ayrıca şüphelinin örgüt ile irtibat veya iltisakı tespit edilememiş H. G., R. Ö. ve M. K. hakkında beyanda bulunmak suretiyle bu kişilerin örgüt ile irtibat ve iltisakının ortaya çıkarılmasına katkı sağladığı anlaşılmakla;
Sanığın 5237 sayılı TCK.nın 314/2, 221/4-2. Cümle, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
YEREL MAHKEMEDE YAPILAN SAVUNMA:
Sanık İ. Ş. Savunmasında:
Sanık 19/04/2017 tarihli savunma dilekçesinde özetle; daha önceki verdiği ifadelerinin tamamına katıldığını ve kabul ettiğini, bu yapı ile tanışmasının ailesinin yapısı, kendi dini hassasiyeti başarılı bir öğrenci olması, ailesinin ekonomik durumunun elverişli olmaması ve kızının lise son sınıftaki seviye tespit sınavında derece yapması ve dershaneye kayıt esnasında herhangi bir ücret talep etmediklerinden dolayı olduğunu, son 2 yıl tus sınavına çalışma bahanesi ile örgüt ile ilişkilerini kopardığını, ancak örgütün gittiği her yerde karşısına çıktığını ancak çeşitli bahanelerle gitmemeye çalıştığını, bu yaşadığı sürecin 2011 yılında tus sınavını kazanıp Edirne Tıp Fakültesi Hastanesinde öğretim görevlisi olup 17-25 aralık sürecine kadar sürdüğünü, 17-25 aralık sürecinden sonra örgütte farklı şeyler olduğunu, toplantıların daha seyrek hale getirildiğini, gizlilik içerisinde işlerin yürütüldüğünü, dini oluşum olarak bildiği bu yapının devleti protesto etmesinden dolayı yapıdan iyice soğuduğu anlamış olduğunu, örgüte para transferinin olmadığını, hükümete yakınlığı ile bilinen sağlıksen sendikasına üye olduğunu, bylock programının sadece şifreli bir program olduğunu bildiğini ancak nasıl çalıştığı, nasıl yüklendiği ve nasıl işlediği konusunda bir bilgisinin olmadığını, bu sebeplerle teknik analiz raporunun incelenmesini talep ettiğini, 5 yaşında bir kızının olduğunu, kızının psikolojisinin bozulduğunu tutukluluğun devam kararının mağduriyetine devam edeceğini, ayrıca tahliyesi durumunda kaçma şüphesinin ve delil karartma ihtimalinin olmadığını, bu kapsamda da terör örgütü tarafından kandırıldığını ve bildiklerini tüm samimiyeti ile anlattığını, hayatı boyunca devletinin ve milletinin yanında olduğunu, 15 temmuz gecesi de Lüleburgaz Devlet Hastanesinde Acil Tıp Uzmanı olarak görev yaptığını, darbe girişiminin olduğunu medyadan öğrendiğini ve tüm benliği ile lanetlediğini, tüm bu sebepler, yaşadıkları ve anlattıkları da göz önünde bulundurularak hakkında beraat kararı verilmesini talep etmiştir.
Sanık müdafii Av. Y. Ç. 'nın Yerel Mahkemedeki savunması: Meşhur bylock içeriği henüz müvekkil için gelmemiştir, bundan hem iddianamede hem de bundan önceki duruşmada müvekkilin ifadelerinin samimi olması ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmak sureti ile indirim yapılması hükmü vardı, nitekim bu şartlarda geçen celse tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti, bu aşamada karar verilmesi doğru değildir, eksik hususların giderilmesi gerekir, eksik bilgi ve belge ile böyle bir karar verilmesi kabul edilebilir bir durum değildir, iddia makamı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını iddianame aşamasında istemiştir, ancak mütalaasında bu hususa değinmemiştir, bunu da anlamış değiliz, bylock raporunu da kabul etmiyoruz, biz böyle bir mütaalayı kabul etmiyoruz, mahkememinde kabul etmeyeceğini düşünüyoruz, eksik inceleme ile karar verilmesinin mümkün olmayacağı hususunun değerlendirilerek müvekkilin tutuksuz yargılanması yönündeki mahkeme kararının devam etmesini ve eksik hususların da giderilmesini talep ediyoruz, dedi.
DELİLLER:
A-)YAZILI DELİLLER
1-)Sanığa ait nüfus ve sabıka kayıtları,
2-)Bylock sorgu sonucu raporu,
3-)Fotoğraf teşhis tutanağı,
4-)HTS kayıtları,
5-)Bank Asya kayıtları,
6-)Bilirkişi raporu,
7-)Dosya arasında bulunan diğer tüm bilgi belgelere ve tutanaklar.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ İDDİA VE GÖRÜŞÜNDE:
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1. maddesinden hareketle terör örgütü, cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi hukuki sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak ele geçirmek amacıyla her türlü suç teşkil edecek eylemleri işleyecek kişi veya kişilerin mensup olduğu örgüt olarak tanımlanmakla; Sayın Mahkemece yargılaması yapılan ve üyesi olduğu iddia edilen Fetö/PDY silahlı terör örgütü Milli Güvenlik Kurulunca müteaddit toplantılarda illegal faaliyetler yürütten ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair hakkında kararların alındığı bir yapıdır. Bu yapı içerisinde örgüt üyeleri; kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda hücresel şekilde birbirleri ile bağlantılı oldukları, kendi aralarında rapor ve talimat alışverişi yapmakta oldukları belirlenmiştir. Bu kapsamda örgütün bylock isimli yalnızca örgüt üyelerinin kullandığı haberleşme programı kullanarak birbirleriyle mesajlaştıkları ve bu şekilde faaliyet gösterdikleri, soruşturma ve kovuşturma aşamasında toplanan delillerden anlaşılmıştır. Sanığın bylock isimli programı kullandığı, delillendirilmekle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından eylemlerine uyan 3713 sayılı TMK’nın 5. maddesi yollamasıyla TCK 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına, işlediği kasıtlı suç nedeniyle TCK 53 maddesindeki güvenlik önlemlerine hükmedilmesine, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ ULAŞILAN KANAAT, SABİT GÖRÜLEN FİİL;
Yürütülen yargılama neticesinde toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiştir.
GENEL DEĞERLENDİRME;
I) TANIMLAR:
-TERÖRİZM TANIMI:
Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 1’inci maddesine göre, “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa’da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.”
Buna göre, bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için;
a- Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir.
b- Eylemle, Anayasada belirtilen,
-Cumhuriyetin niteliklerini,
-Siyasî, hukukî, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek,
-Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak,
-Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,
-Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,
-Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,
-Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır.
c- Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır.
d- Eylem suç teşkil etmelidir.
Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 3. maddesinde doğrudan terör suçları ve 4. maddesinde de, işlenme bağlamına göre; dolayısıyla terör suçları gösterilmiştir.
Nitekim;
Terörle Mücadele Kanununun 3’üncü maddesinde, Türk Ceza Kanunu’nunda yer alan bazı suçlar doğrudan terör suçu olarak kabul edilmiştir. Bu maddeye göre, “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.”
Terörle Mücadele Kanununun 4’üncü maddesinde ise; TMK’nun 1’inci maddesindeki amaçlarla işlenmesi halinde terör suçu sayılacak suçlara katalog halinde yer verilmiştir. Bu husus, anılan yasa maddesinde "Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142,148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç." denilmek suretiyle açıklanmıştır.
-TERÖR SUÇLUSUNUN TANIMI:
TMK’nun 2’nci maddesinde terör suçlusu tanımlanmıştır.
Buna göre, Terörle Mücadele Kanununun birinci maddesinde belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi bu örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır.”
-SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TANIMI:
Silahlı terör örgütü kavramı açısından ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile atıf yaptığı Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesindeki düzenlemelere bakmak gerekecektir.
Nitekim;
Terörle Mücadele Kanunu’nun 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasında "Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Silahlı örgüt" başlığını taşıyan 314 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; "Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde, 2 inci fıkrasında ise "Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Buna göre, TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a- Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b- Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü bölümünde yer alan "Devletin güvenliğine karşı" ve beşinci bölümünde yer alan "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı" suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır.
c- Bu örgüt silahlı olmalıdır.
-TERÖR ÖRGÜTÜ KURMANIN TANIMI:
Silahlı terör örgütü kurmak, Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen amaç suçları (302-313 md.) işlemek için, üç veya daha fazla kişiyi birleştirmek ve organize etmek, örgütsel disiplini ve hiyerarşiyi sağlamak suretiyle bizzat örgütün oluşturulması anlamına gelmektedir. Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında amaç suçları işlemek amacıyla "silahlı örgüt kuran" denilerek örgütü bizzat oluşturanların cezalandırılacağı öngörülmüştür. Örgüt kurmak suçu biçimsel (şekli) bir suç olduğundan, amaca ilişkin bir takım hareketlerde bulunulmasa bile silahlı örgütün oluşturulması bu suçun oluşması için yeterlidir. Diğer bir anlatımla, örgütü kuran failin Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca cezalandırılması için, amaç suçların icra hareketlerine girişmesine gerek bulunmamaktadır.
-TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETİCİLİĞİNİN TANIMI:
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türk Ceza Hukukumuzda, kurulmuş olan örgütü "yönetmek" fiili ayrı bir suç olarak değil, suç işlemek amacıyla örgüt kurma fiiliyle birlikte aynı suçun (314/1 md.) seçimlik hareketi olarak tanımlanmıştır. Örgütü yönetmek; örgüt faaliyet planlarını yapmak, iş bölümünü yapmak ve koordinasyonu sağlamak gibi örgütü yönlendirici davranışlardır. Silahlı örgütün hiyerarşik yapısı içeresinde görevlendirilen, başkanlık eden, amirlik ve kumanda eden konumunda bulunan kimseler "yöneten" sıfatıyla cezalandırılır. Yönetenin ayrıca örgütün kurucusu olmasına gerek yoktur. Uygulamada, sanığın yaşı, örgüt içerisindeki konumu, örgütsel faaliyetleri ve bu faaliyetler içindeki etkinliği de gözetilerek silahlı örgüte yönetici sıfatını taşıyıp taşımadığı kanıt durumuna göre değerlendirilmektedir. Yasa dışı faaliyet gösteren ve gizlilik içerisinde hareket eden örgütlerin yönetici sıfatını haiz mensuplarının belgelerle belirlenmesi oldukça güç olup, tamamen insanın iç alemini ilgilendiren bu husus, ancak iradenin bir dışa yansıması olan dış alemdeki hareketlerinden çıkarmak mümkün olacaktır.
-TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNİN TANIMI:
Örgüt Üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Kişi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Sadece örgüte sempati duymak bu suçu oluşturmaz. Yargıtay 9 ve 16. Ceza Dairelerinin yerleşik uygulamasında; silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.(16.CD, 30.04.2015 T, 2015/3344 E, 2015/926 K)
II) FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, mahkememizce FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönünden yapılan değerlendirmeye gelince;
A-) Örgütün Kuruluşu ve Elebaşısı: Örgütün temelleri Fethullah Gülen tarafından 1966 yılında atılmış, 1970’li yıllara kadar Yeni Asya grubu içinde yer alan Gülen, bu tarihten sonra İzmir Kestane Pazarı Kuran Kursunda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile birlikte dini motifleri istismar etmek suretiyle örgütün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil şekilde hareket etmeye başlamıştır. Faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştıran Gülen, teyp/video kasetlerine çekilen vaaz konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini buluşturduğu sempatizan grubu ile kendi adıyla anılan örgütünü kurmuştur.
Örgüt, 1978 yılında yayımlanmaya başlayan Sızıntı dergisi ile basın, yayın ve propaganda alanında yeni bir güç kazanmıştır.
Bir din adamının tersine, içinde bulunduğu güç dengesine ve şartlara göre tutum ve davranışlarını değiştiren Gülen, hakkında arama kararı bulunmasına rağmen, 12 Eylül Askeri Darbesinin hemen öncesinde, yapılan askeri darbelere desteğini vurgulamış, kendisine bağlı Sızıntı dergisinin Haziran 1979 tarihli sayısında yer alan “Asker” adlı başyazısında; “onun süngüsü, yüz defa iniltimizi dindirdi ve ateşimize su serpti. Yakın tarihimizde dahi kaç defa onda mazinin tebessüm eden çehresini ve yıldırımlaşan celadetini gördük... Eğer, atik davranıp da yıllardan beri hazırlanan karanlık emellerin önüne geçilmeseydi, bütün bir millet olarak inkisar içinde ağlamadan başka çaremiz kalmayacaktı. Tuğa selam, sancağa selam ve onu tutan sancağa binlerce selam.” cümlelerine, 12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında yine Sızıntı dergisinin Ekim 1980 tarihli sayısında kaleme aldığı “son karakol” başlıklı yazısında da; “ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bin kere daha selam duruyoruz” ifadelerine yer vermiştir.
1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına açılmaya başlayan örgüt, hızlı bir büyüme ile kısa bir zaman dilimi içerisinde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.
Örgüt “tek kişiyi kutsal, insanüstü, yarı Tanrı gibi görüp onu muhterem sayarak iman ettiği için” elebaşısı Fethullah Gülen'in adıyla anılmaktadır. Terör örgütü mensupları ve örgüt sempatizanları, kendilerini belirsiz şekilde “hizmet hareketi”, “camia” ve nadiren de “cemaat” olarak isimlendirmektedir. Örgütün özellikle belirlediği bu muğlak ve anlamsız isimlendirmeleri, sahip olduğu “hayalet-karanlık” vasfını güçlendirmek, amacını gizlemek ve masum göstermesine yönelik bir algı çalışmasıdır.
Örgütün kurucusu; üyeleri tarafından “kainat imamı”, “kutsal insan”, “büyük efendi”, metafizik alemle ve öbür tarafla istişare etme özelliği olan, “mehdi”, “Mesih”, “kutsal kişi”, “muhterem”, “hoca efendi” sıfatlarıyla ifade edilen Fethullah Gülen’dir. İslami düşünceyi topluma yayma gayretinde olduğu izlenimi veren, kendisini içinde bulunduğu sosyo-politik koşullara çok iyi uyarlayan, dönemsellik iktidar dengelerini okuyarak siyasi partilerden özerk kalmaya özen gösteren Gülen, din, siyaset ve para üçgeninde etkinliğini artırarak örgütünü geliştirmiş, duygusal ve fiziksel ögeleri de katmak suretiyle kullandığı hitabet tarzıyla başta dini duyarlılığı bulunan kesimler olmak üzere toplumun her katmanından geniş kitleleri etkilemiştir.
Örgütte, liderin verdiği kararı sorgulama anlamına gelebilecek her düşünce, eylem, tavır, kuvvetle ezilmekte, Fethullah Gülen’in ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır.
B-) Örgütün Amacı: Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek “himmet” adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği ekonomik ve siyasi güçle örgütsel menfaat ve ideolojisi çevresinde kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını (Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini) ele geçirerek, aynı zamanda uluslararası düzeyde etkili siyasi-ekonomik bir güç haline gelmek suretiyle anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Türk Devletini ve Türkiye Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve Devleti ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütüdür.
C-) Örgütün Yapısı ve İşleyişi: Diğer yasa dışı terör örgütlerinde olduğu gibi gizli ve hiyerarşik yapılanmaya sahip olup, pelür kağıtları ile haberleşme, öz geçmiş raporu verme, mensuplar için kod adı kullanma gibi örgütsel taktiklerle yönetilmekte, örgüt mensuplarının tamamına da belirli görev ve sorumluluklar verilerek örgüte bağımlılıkları perçinlenmektedir.
Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Bu kişinin dini bir niteliği yoktur. Dindar olması da gerekmez. Hiyerarşi içerisinde yer alan, örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır.
Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir.
Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri/ablaları)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır.
Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır.
Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır.
Fethullah Gülen’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir.
Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve elebaşısı Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır.
Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar.
Örgüte üyelik için kesin bir ölçü yoktur. Toplumun her inanç kesiminden örgütün üyeleri vardır. Müslüman dindar insanların yanı sıra, örgütün işine gelen, kullanılması mümkün herkesi bünyesine katmaktadır. Ateistler gibi yapıya uzak görünen gruplardan, bütün mezheplerden, Yahudi ve Hristiyan dinlerine inananlardan mensupları vardır. Bir başka ifadeyle örgüte üye olmak için dindar veya inançlı olmak şartı bulunmamaktadır.
Bu terör örgütü adeta sis bulutu arkasında gizlidir. Bütün örgüt yöneticileri ve üyeleri her konuda mütemadiyen tedbir uygular. Örgütün üye sayısı, amacı, ekonomik kaynakları milleten ve devletten gizlidir. Örgütün bütün işlemleri gizli yürütülür. Örgüt lideri genel olarak emirlerini gizli verir. Örgütün nihai maksadı gizlidir. Örgüt üyeleri istihbarat ve kişilerin mahrem bilgilerini toplamayı severler. Bu teşkilat “gizli yaşamak, her zaman korkmak, doğruyu söylememek, gerçeği inkar etmek” üzerine kuruludur. Gizliliğe ilişkin örgüt liderinin değişik tarihlerdeki talimatları aşağıda yer almıştır:
“Ayrıca, Allah (cc) bizi koruyor diye tedbirsizlik de yapamayız. Evet daima tedbirli ve dikkatli davranmak mecburiyetindeyiz.”
“Yani siz hakim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım…”
“Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”
“Evet, onlar imkanatı vukuat yerine koyup, dindar insanlar hakkında ihtimaller üzerine hükümler kesip-biçecek ve ciddi rahatsızlık duyacaklardır ki; bunun aksini de ispat etmemiz mümkün değildir. Çünkü nefy ispat edilemez. Onun için müminler, kendilerine, davranışlarına, konuşmalarına çok dikkat etmek zorundalar. Bugün itibarıyla bizi, hatta gelecek nesli bile alakadar etmeyen meseleleri, değil ağıza almak, belki hiç düşünmemek icap eder.”
“Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik yerine sizin kalbiniz önemlidir.”
“Bir hamle ve teşebbüste hedef alınan netice ne kadar büyükse, o uğurda gerekli görülen tedbirlere riayet de o nispette ehemmiyetlidir”
Doğrudan, şifresiz ve açıkça yukarıdaki sonuca götürecek bir anlatım yerine “Daima tedbirli olmalıyız (gizliliğe önem vermeliyiz), daima istişare içerisinde karar alın, ana istişare organı olan Başyüceler ne karar aldıysa onu uygulayın (Kaldı ki; Başyüceler’in lideri de kendisidir, dolayısıyla kendi liderliğindeki bir zümre ne karar alıyorsa tüm örgütün bu karara göre hareket etmesini istemektedir) bütün güç merkezlerine ulaşmalıyız …”
“(…) Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edecek bir diplomat gibi hareket etmeli, kendi planında meseleleri çözdükten sonra ülkesinde çözmeye çalışmalı, ülkesinde bütün problemleri aştıktan sonra da acaba bu mevzuda dünyanın tavrı nedir onu hesaba katmalı ve bu planları ayrı ayrı platformlarda karşısına çıkabilecek planların hepsinde başarılı olmadıktan sonra son adımını atmamalıdır. Bir yanlışlık bize falso yaşatır ve yanlışlıktan yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz, telafi edemeyiz, bu sefer onlar sizi kıskıvrak derdest ederler, bir daha da belinizi doğrultmaya fırsat vermezler.”
“O kuvveti temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacağı ana kadar Türkiye'de ki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır. (…) Biz buyuz, sesimiz soluğumuz bu, bunca kalabalık içinde ben bu duygu düşüncemi sözde mahremce anlattım. Ama sizin mahremiyete sadık, mahremiyet mevzuunda hassas duygularınıza sığınarak anlattım, siz biliyorum ki elinizdeki meyve suları boş kutularını dışarıya çıkarken bir çöp kutusuna attığınız gibi bu düşünceleri de açık olma yanı ile çöp kutusuna atıp geçeceksiniz. Arz edebildim mi? Evet sırrın senin esirindir, söylersen esiri olursun.”
“Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak.” Şeklindeki değişik yer ve zamanlarda örgüt mensuplarına vermiş olduğu talimatlarda gizliliğe verilen önem gösterilmiştir.
Örgüt, kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirdiği personelin aile yaşamlarına dahi müdahale ederek şahısların kimle evleneceğine de karar vermektedir.
Örgüt kamu kurumlarında sayısı 5 kişiyi geçmeyen bir örgüt abisine bağlı hücreler şeklinde yapılanmıştır. Hücreler birbirinden haberdar değildir. Bu şekilde bir hücre açığa çıksa bile diğer hücrelerin faaliyetlerine devam ederek deşifre olmaları engellenmektedir. İçlerinde katı bir askeri disiplin hakimdir.
Silah kullanma eğitiminden geçirilen, silah ve zor kullanma yetkisini haiz ve silaha sahip örgüt mensubu personel, hiyerarşik üstünden gelen emirler doğrultusunda silah kullanmaya hazır olacak şekilde ideolojik eğitimden geçirilmektedir. Bu durum, örgüt elebaşısı tarafından hizmet insanı başlığı altında “örgüte bağlı kişinin azimli, kararlı, hizmete karşı itaatkar, her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde kendi rütbesi değil de hizmetin rütbesini ön planda tutan, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını, canını, sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması” şeklinde açıklamaktadır. Türkiye’nin sosyopolitik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal bir varlık ve meşruiyet zemini inşa eden, sosyolojik bünyesi itibariyle mütesanit bir dokuya sahip olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine etmiş, yapı mensuplarının ahlak ve hukuk dışı tüm eylemlerini mübah görmüştür. Mistik bir otoriteye (mehdilik/mesihlik) inanmışlıkla, yandaşları için merkezi sınavlardan soru çalma, ceza soruşturma ve kovuşturmalarını örgüt amacı doğrultusunda sözde hukuki bir araç olarak kullanmak gibi, kişi haklarını pervasız biçimde ihlal etme, kayırma, yalan söyleme, delil uydurma, iftirada bulunma gibi hukuk dışılıkları gerçekleştirmekte ve hedefleri uğruna suç işlemekte herhangi bir beis görmemektedirler. Dindar görüntü vermelerine rağmen hedefe ulaşmak için her yolu mübah gören “makyavelist”bir anlayışla hareket etmektedirler.
D-) Örgüt Hiyararşisi: Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder Fethullah Gülen olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kainat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır.
Kainat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini İnternet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır.
a-) Dikey Yapılanma- Yedi Katlı Piramit
Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur.
Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır.
Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir.
Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir;
- Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır.
- İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir.
- Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur.
- Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar.
- Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evliliklerinin örgüt içinden olması zorunludur.
- Altıncı Kat, Has Tabaka: Fethullah Gülen ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar.
- Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir.
Bu tabakalar dışında örgüte sempati besleyenlerden oluşan alt tabaka vardır. Örgüt hiyerarşisinde yer almazlar. Örgüte yönelik herhangi bir olumsuz düşünceleri yoktur. Örgütün bütün faaliyetlerini illegal bile olsa desteklerler. Talimat almaz ve rapor vermezler. Örgüte zaman zaman maddi yardım yaparlar. Devamlı olmamak şartıyla örgütün bazı faaliyetlerine de katılırlar. Bunlar örgütün iç yüzünü bilmeyen, görünüşteki yüzünü gerçek sanan kimselerdir. Siyasetçi, sanatçı, yazar, gazeteci, akademisyen gibi çok geniş bir alana yayılmış olan bu sempatizan kitleyi örgüt zaman zaman lehine kamuoyu oluşturmak için kullanmaktadır.
Yedi katmanın en üstünde “Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir.
b-) Yatay Yapılanma
Örgütün deşifre olmaması ve Devletin örgüt yapısını çözmekte zorlanması için örgüt hücre tipinde yatay yapılanmaya özen göstermiştir.
Hücreler genellikle en fazla 5 kişiden oluşmakta ve bir abla ve abiye bağlı birimlerdir. Hücredeki kişi sayısı bazı kurumlarda 3, bazı kurumlarda (TSK gibi) birebirdir. Her hücreden sorumlu bir imam vardır.
aa-) Örgüte Eleman Kazandırılması
Örgüt elemanları genellikle çocuk yaşta verilen eğitim sonucu örgüte kazandırılmaktadır. “Işık evi” olarak adlandırılan evlerde ideolojik eğitim verilmektedir. Öncelikle örgüt, yurt, okul, ev, dershane gibi birimlerde tespit ettiği öğrencileri ders çalıştırma, sınava hazırlama vaadi ile bu evlere getirilip önce dini telkinler yapılır, örgüte kazandırılması için uygun görülen kişilerin geçmişi, kimliği, aile bağları araştırılarak bu bağlar hızlı bir eğitimle silinir. Bu aşamada öğrenci çocuk veya genç bunalıma düşer, kendini yalnız ve değersiz hisseder. Bu süreçte devreye girilerek örgütsel hususlar anlatılır. Kişinin mantığına değil duygularına hitap edilir. İnandırma, etkileme, ikna etme, uyutma ve uyuşturma yöntemleri kullanılarak kişinin zihnen boyun eğmesi sağlanır. Mantığın devreden çıkarılması için tekrar çok önemlidir. Örgütün değişik birimleri ve abiler sürekli tekrarla aynı şeyi kabullenmeye zihni zorlarlar. Daha sonra örgüt elebaşısı Fethullah Gülen’in tanıtımı yapılarak sohbetleri dinletilir. Örgütün ülke içindeki gücü vurgulanır, neredeyse önemli herkesin bu örgütten olduğu övünç kaynağı olarak gösterilir. Eğer kişi kabul ederse böyle önemli kişilerin içinde yer aldığı bir gruba dahil olacaktır. Yurt dışındaki okulları etkileyici bir şekilde ona sunulur, amacın bu olduğu dünyayı değiştiren dini bir örgütlenmeden bahsedilir. Örgütün elindeki maddi imkanlar ve fiziki mekanlar reklam için önemlidir. Buraları gören genç veya çocuğun etkilenmemesi mümkün değildir. Bu örgüte girenlerin nasıl ihya olduğu anlatılarak zihnen kişinin ihya olması sağlanır. Makam ve mevki, para, şan ve şöhret her şey burada vardır. Geleceğe yönelik planı, beklentisi ve hayalleri olan hiç kimsenin hayır diyemeyeceği bir sahte dünya ona ezberletilir. Onunla kurulan ilişki gösterilen rağbet kişiyi etkiler. Ayrıca sevap kazanma, öbür dünyanın garanti edildiği bir kurtuluş yolu sunulur. Örgüte kazandırılan şahıslarda “Allah rızası için hareket ettiği, örgüt içinde hareket etmek dışında bir Müslümanlığın artık kendisi için söz konusu olamayacağı dayatılıp kabul ettirilmektedir. Bu açık ve örtülü propagandalarla zihinlerde “kötü bir insan olma”, “insanlıktan çıkma”, “münafık olma” ve hepsini kapsayan “utanma” ve “cehennem korkusu” hakim kılınmakta ve bu ruh hali lidere veya bağlı olduğu imama mutlak itaat ve verilen her türlü görevi yerine getirmeyi zorunlu kılmaktadır.
Bu örgüt 1980 sonrası yaşanan süreçte daha çok muhafazakar ailelerin çocuklarına yönelmiştir. Ve bu faaliyetler oldukça gizli tutulmuştur.
Işık evleri dışında yurtlar, dershaneler, toplantı ve ders sohbetleri de örgüte eleman kazandırmada araç olarak kullanılmıştır.
Milli dini duygusu olan gençler önce seçilmekte sonra bu kişilerle irtibat sağlanmakta, itimat kazanılmakta, eğitim verildikten sonra sorumluluk da yüklenmektedir. Örgüte kişileri kazandırmada kullanılan evreler temelde dörde ayrılmaktadır. Alıştırma, çıraklık, legal görev ve illegal görevlendirmelerdir.
Bütün kriterleri sağlayan ve örgütün sadakat, güvenlik testlerini geçerek itimadını kazanan kişiler, abiliğe terfi ettirilirler. Abiler ise kendi içlerinde yükselerek ev imamlığı, mahalle-semt imamlığı, ilçe ve il imamlığı, belli meslek ve hücrelerin imamlığı, bölge imamlığı gibi daha üst yöneticiliklere terfi edebilirler.
Kamu Personelinin Örgüte Kazandırılması;
Örgüt elemanlarını genel olarak genç yaştaki öğrencilerden seçmekte ise de, kamu personelini de sonradan örgüte kazandırabilmektedir. Bu personele Allah katında daha iyi bir Müslüman olacağı, ülkesi ve milletine daha iyi hizmet edeceği, örgüte yardım ederek sevap kazanacağı şeklinde yapılan manevi yönlendirmelerin yanında örgüt vasıtasıyla daha üst görevlere yükselebilmek, mevcut görev yerini ve çalışma şartlarını kaybetmemek, çalıştığı kurumda ezilmemek ve istediği maddi imkanlara kavuşabilmek şeklinde özetlenebilecek maddi gerekçelerle örgüte katılmaktadırlar.
Örgüt; Emniyet, TSK, Yargı, Milli Eğitim, ÖSYM, TÜBİTAK başta olmak üzere birçok kamu kuruluşunda yapılanma faaliyetini yürütmüş, kurum içerisindeki elemanları vasıtasıyla personel alımı ve atamalarda etkin rol üstlenmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlardaki bazı görevlilerin birtakım zaafları tespit edilerek, örgüt lehine hareket etmeye zorlanmaktadırlar. Bu nedenle örgüt, çoğu zaman kendisinden olmayan kişileri de kullanabilmektedir.
Örgüt ile hiçbir organik bağı olmamasına rağmen onunla birlikte hareket ederek yarar sağlayacağını düşünen gerçek ve tüzel kişiler de bulunmaktadır. Örgütün hedef aldığı devleti, siyasal iktidarı ve kişileri beğenmeyen, düşman gören kesimler de örgütle güç birliğine girebilmektedir.
bb-) Örgütsel Bağlılık ve Eğitimi
Bütün terör örgütleri gibi eleman bulma, buldukları elemanları örgüt amacına göre eğitme, örgütsel olarak onlara nasıl davranılması gerektiği öğretilip uygulatma üzerine kuruludur. Bu da beyin yıkama, sır tutmayı öğrenme, kendisinden olmayana karşı dikkatli ve tedbirli davranma metotlarının öğrenilmesiyle olur.
Örgütteki davaya adanmışlık ruhu, dinin manevi desteği, cennet vaadi, sevap kazanma beklentisi, ideolojik yapının benimsetilmesi, evlilik ve iş ile örgüte bağlanma, sadakat testi, korkutma ve tehdit örgütsel bağlılık için kullanılan metotlardır.
Örgütte her iş talimatla yapılır. Ailevi ilişkilerde bile talimatlar geçerlidir. Örgüt liderinin vermiş olduğu talimatlar hiçbir şekilde sorgulanmaz. Örgüt mensuplarına zaman zaman sorumluluklar verilmektedir. Bunlar gazete veya dergi dağıtımı, abone yapılması gibi basit işlerden başlar.
Örgüt mensuplarına ilk önce sır tutma öğretilir. İkinci olarak ise saklanma usulleri tatbik ettirilir. Rakiplerini kurnazlıkla ve hileyle alt etme eğitimi verilir. Mutlak sadakat duygusunun geliştirilmesine çalışılır. Gizlilik ve tedbire sıkı bağlılık mutlak itaati gerektirir.
cc-) Örgütsel Bağlılığın Göstergeleri
1- Kod Adı Kullanmak: Örgüt üyeleri ve yöneticilerinin bir kısmı kod adı kullanır. Asıl isimlerini kullanmazlar. Bunda amaç deşifre olmamak ve gizliliği sağlamaktır. Bu şekilde örgütün illegal mantığı ve maksadı gizlenmeye çalışılır.
2- Gizlilik ve Tedbir Uygulanması: Örgüt büyük bir gizlilik içinde işlemlerini yürütmektedir. Bu örgüt hiçbir zaman tedbir uygulamasından vazgeçmemiştir. Her zaman tedbirli davranmak prensipleri olmuştur. Gizlilik ve takiyye kültürünü kuruluş felsefesi olarak belirlemek suretiyle yıllarca kendini saklamayı başarmış olan terör örgütü, legal görünmeye önem ve öncelik atfetmiş, böylece toplum içerisindeki meşruiyetini de sorgulanmaz bir biçimde tahkim etmeye çalışmıştır. Bu görünürlük biçimleri kimi zaman bayrak hassasiyeti, kimi zaman Türkçe sevgisi, kimi zaman toplumsal her katmanın bir şekilde uğrak geçiş yolu olabilecek sözde akıl ve bilim referanslı eğitim kurumları olmuştur.
3- İstihbarat: Kişiler hakkında istihbarat toplamak özel bilgi edinmek, toplanan bilgileri amaçlarına yönelik kullanmak temel silah olmuştur.
4- Emir ve Rapor Zinciri: Örgütte hiç kimse bilmesi gerektiğinin ötesinde bir şey bilmez. Yaptığı faaliyetlerle ilgili bir üstüne rapor verir. Üstünden almış olduğu emirleri de uygular. Sorunsuz işleyen bir emir ve rapor zinciri vardır.
5- Örgüt Aidiyeti: Örgüte aidiyet her zaman devletten ve aileden önde gelmektedir. Örgüt abi ve ablasının emri devletin her türlü hukuk kuralının üzerinde kabul edilir. Örgüte bulaşan kamu görevlileri gelen emri hukuka uydurup gerçekleştirmenin gayreti içerisindedirler.
6- Hiyerarşi: Devlet hiyerarşisinde daha üstte olsa bile örgüt hiyerarşisi asıl olduğundan daha ast birinden emir alınması doğaldır. Bu emirler de yerine getirilir.
7- Hizmet Kardeşliği: Örgüt üyelerini hizmet kardeşliği esasında inandırıp birleştirir. Hizmet kardeşliği denen şey aslında örgüt liderinin iradesinden başka bir şey değildir. Örgütte yapılan her şey hizmet içindir. Bu anlayışla bir örgüt üyesi verilen emri sorgulayamaz ve neden bunu yaptığını düşünemez. Hizmet kardeşliği ve örgüt içi dayanışma nedeniyle “emir” sorgulanmadığından kişiler neye alet edildiklerini bilmezler.
Örgüt yoldaşlığı için bütün sınavlarda önceden sorular alınıp ele geçirilebilir, liyakat yerine terfide abinin verdiği isim öne alınır, insanlar fişlenir, gerçekler gizlenir, gizli illegal dinleme yapılır, dinleme kayıtları ifşa edilir, bütün bunlar cennet kazanma, sevap, Allah rızası için yapılır. İradesi, düşünme yeteneği, akıl ve cesareti elinden alınan asker, polis, hakim-savcı gibi önemli meslekleri icra eden kişi örgütün kullandığı kör bir militan haline getirilir.
8- Psikolojik Tehdit: Örgütün dar, sıkı ve sert metoduyla yetişen, aklı ve mantığı ortadan kaldıran, itaat şuuru içinde kendi istek ve arzularını yapamayan, cenneti kazanmayı; örgüte itaat etmek, cehenneme girmeyi de; örgüte karşı gelmek olarak gören zihniyet, özgür iradeyi kaybettirmektedir.
Örgütün bir yandan yurt dışı geziler, açılımlar, olimpiyatlar gibi prestijli organizasyonlarla güç gösterisinde bulunup sempatizan kitlesini genişletmeyi amaçlarken, diğer taraftan da mensuplarına yer açma adına insanların zaaflarını tespit ederek "paranın açamadığı hiçbir kilit yoktur" anlayışıyla bu zaafları kullanma, kamu görevlileri hakkında soruşturmalar, disiplin işlemleri uygulayarak sicil bozma, istifaya zorlama gibi psikolojik baskı yöntemlerini kullandığı görülmektedir.
dd-) Örgütten Çıkarılma; Örgütten ayrılmak kural olarak mümkün değildir. Örgütsel disipline uymayan kişiler örgütten kovulma yerine pasifize edilmektedir. Örgüte giren kişinin elini kolunu sallayarak ayrılması, kopması artık mümkün değildir. Bu düşüncede olan kişiler önce korkutulur, manevi baskının yanında maddi yaptırımlar da uygulanır.
Bunlar:
Tazir; örgüt sorumlusu tarafından kişinin ikaz edilip azarlanmasıdır.
Şefkat tokadı; örgütten ayrılanın başına kötü şeyler geleceği söylenerek ikna edilmesidir.
Zecr tokadı; örgütün sağladığı nimetlerin geri alınması, kişinin düşkün, sefil, yoksul ve asi olarak görülerek örgütün açık hedefi haline getirilmesidir. Örgüte dönse dahi daha düşük görev verilir.
Tard; tüm yaptırımlara rağmen ayrılmakta ısrar eden, itaatsizlikte devam eden kişinin örgütle ilişkisinin kesilmesidir. Örgüt bu kişiyi hain ilan ettiğinden her türlü cezalandırma metodu uygulanır. Pişmanlık duyup geri dönerse daha alt görevler verilir.
E-) SONUÇ:
1982 Anayasasına göre;
Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.(m.1)
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.( m. 2)
Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.( m.5.)
Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.( m. 6)
Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.( m. 7)
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. (m. 8)
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.( m.9)
Şu hale göre, Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Egemenlik Türk Milletine ait olup, Anayasanın koyduğu esaslar doğrultusunda yetkili organlar eliyle kullanılacaktır. Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisince, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca, yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Çağdaş Demokrasilerde iktidara ancak demokratik yöntemlerle, halkın oyu ile gelinebileceğinde kuşku yoktur.
FETÖ/PDY, demokratik düzenin insanlara sağladığı anayasal ve yasal hakları sonuna kadar suiistimal ederek siyasal egemenliği elde etmek, tüm güç merkezlerini hasım cepheden derece derece koparıp almak, devleti kendisiyle özdeşleştirmek ve hedef kitlesi olarak gördüğü insanlardan eleman devşirerek hizmet ehli sınıfına mensup insan sayısını hızla ve olabildiğince artırmak istemiştir.
Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir terör örgütüdür.
Örgüt liderinin tek gerçek düşüncesinden yola çıkarak her biri, bir üst basamakta yer alan fikri gerçekleştirmeye dayanan görüşlerini şöyle özetlemek mümkündür:
Mutlak bir iktidar kurmak,
Güce Hükmetmek,
Üç İlke ve Üç Aşamalı Bir Strateji Doğrultusunda Güce Sahip Olmak.
GÜLEN’in bütün tutum ve davranışları güç kavramı ve gerçekte mutlak bir iktidar ile ilgilidir. FETÖ’nün ideolojisi onun bu fikirlerinden şekillenmiştir:
Zümre egemenliğine dayalı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek ve siyasi gücü yönetmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi bir güç haline gelmek,
Ekonomik İdeolojisi; toplumun dini duygularını suistimal ederek ‘Himmet’ adı altında paralel vergi sistemi oluşturmak, en tepedeki elit kadronun nimetlerinden en çok faydalandığı, alttaki kadroların adanmışlık ruhu pompalanarak bu nimetlerden çok az veya hiç faydalanmadığı bu sisteme dayalı olarak yurt içi/yurt dışındaki eğitim müesseseleri, finans, medya, STK ve sağlık kuruluşları ile büyük holding ve şirketler kurmak ve siyasi ideolojinin hayat bulmasında en önemli iki unsur olan insan ve mali kaynakları ayakta tutmak, ekonomik gücü mutlak itaat kültürüyle yetiştirilen kadrolar eliyle yönetmek,
Sosyal ve Kültürel İdeolojisi; özellikleri Fetullah GÜLEN’in söylemlerinde sayılan ve ‘Hizmet Eri’ denilen yeni bir insan modeli üretmek, tek tip kişiliğe sahip bu yeni insan modelinden oluşan yeni bir toplum oluşturmak, sosyal ve kültürel ilişkileri yeni insan-toplum bağlamında tanımlamak, böylece toplumsal gücü yönetmek.
Dolayısıyla FETÖ’nün ideolojisi;
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra devlet, toplum ve fertlere dair ne varsa FETÖ’nün ideolojisi doğrultusunda yeniden dizayn ederek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmek”tir. “Dünyanın diğer ülkeleriyle de hesaplaşarak, aynı yöntemlerle dünyanın ekonomik, toplumsal ve siyasal gücünü yönetmek”tir.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt elebaşısı Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir ve şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın adına kayıtlı 0533 627 …. numaralı gsm hattının takılı bulunduğu … ve … İMEİ numaralı cep telefonlarından 25/09/2014 tarihinden itibaren bylock programını kullandığı, sanığın savunmasında bylock programını telefonuna başka birinin kurduğunu bildirdiği, yine bir kısım toplantılara katıldığı, Serhat kolejindeki bir kısım özel gece ve kandillere katıldığı, sanığın üzerine atılı suçun sübutu konusunda yerel mahkemede tam bir vicdani kanaat oluştuğu sonucuna varıldıktan sonra TCK nın 314/2, TCK nın 221. Maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmü ve TCK nın 62. Maddesi uyarınca yapılan değerlendirilmeler sonrasında sanığın sonuç olarak 2 YIL 13 AY 15 GÜN HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA, hakkında TCK 53 ve 63. Maddelerinin UYGULANMASINA TCK 50, 51 ve CMK 231 maddelerinin UYGULANMAMASINA karar verildiği.
Kararın sanık müdafii tarafından sanığın üzerine atılı suçun oluşmadığı, müvekkilinin bylock programını kullanarak haberleşme yapmadığı, telefona üçüncü bir kişi tarafından yüklendiği, müvekkilin buna dair bir ikrarının bulunmadığı, bylock programının yasal delil niteliğinde olmadığı, müvekkilinin baştan itibaren verdiği ifadelerde samimi bir şekilde davrandığı, bu nedenle mahkumiyet kararı verilecek ise etkin pişmanlığa dair hükmün uygulanması sırasında indirim oranının en üst hadden uygulanmasını istediğini belirterek istinaf etmesi ve ayrıca O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından sanık hakkında hüküm kurulurken alt sınırdan uzaklaşılmadan hüküm kurulmamış olması ve sanığın doktorluk mesleğini icra ettiği esnada bu görevinin sağladığı kolaylıktan istifadeyle atılı suçu işlediği, hakkında TMK 8. Maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği yönünden ve diğer yönlerden sanık aleyhine istinaf yoluna başvurması üzerine dosya dairemize tevzi edilmiştir.
Dairemiz FETÖ/PDY örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda yerel mahkemenin yaptığı değerlendirmelere ve tespitlere aynen katılmaktadır. Sanığın üzerine atılı suçun sübutu noktasında da yerel mahkemenin tespit ve değerlendirmeleri ile dairemizin tespit ve değerlendirmeleri aynı yöndedir. Sanık hakkında düzenlenen iddianamenin 14. Sayfasında "şüphelinin ifadesinde ve teşhis tutanağında geçen tüm isimlerle ilgili olarak şüpheli hakkında soruşturma işlemlerine başlanmadan önce soruşturmanın başladığı, ismini vererek teşhis de ettiği kişiler haricinde örgüt içerisinde yer alan kişilere ilişkin bir bilgi vermediği, kolluk tarafından yapılan araştırma sonrasında anlaşılmıştır." yönünde tespitin bulunduğu. Dairemizce BTK'ya yazılan yazı sonrası gelen cevapta sanığa ait 0533 627 …. numaralı telefonla ilgili yapılan sorgulama sonucu elde edilen HIS kaydında 25/09/2014 tarihinden itibaren 30/10/2014 tarihine kadar değişik zamanlarda değişik baz istasyonları üzerinde log kayıtlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar sanık ve müdafii savunmalarında bylock programının sanığın aktif olarak kullanmadığını, bir arkadaşı tarafından yüklenen bu kaydın delil değerinin bulunmadığını belirtmiş ve yine sanığın 09 ekim tarihi itibariyle tespite konu yapılan İMEİ numaralı ve 0533 627 … numaralı telefonu başka birine sattığı ve kullanmadığı şekilinde bir beyanda bulunmuş ise de gelen kayıt içeriklerine göre o tarihten sonra da aynı İMEİ numaralı telefonunun kullanılmaya devam edildiği ve buna ilişkin log kayıtlarının bulunduğu ve bu kayıtların birden çok sayıda olduğu anlaşılmıştır.
Dairemiz tarafından Cumhuriyet Savcısının aleyhe istinafı da dikkate alınarak yapılan yargılama sonrası 28/12/2017 tarihli celsede Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen esas hakkındaki mütalaada TCK nın 221/4 maddesinin uygulanmaması gerektiğini ifade ettiği tespit edilmiştir.
TCK nın 221/4 maddesinin uygulanması için, a-sanığın örgüt üyesi olduğunu kabul etmesi, b-örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi, c-verilen bu bilgi sonucu fail veya faillerin yakalanmış olması, d-failin örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi gerekmektedir.
Sanığın soruşturma ve daha sonra kovuşturma aşamasında vermiş olduğu bilgilerin soruşturma makamlarınca da bilinen bilgiler olduğu, verdiği isimler hakkında zaten sanıkla aynı anda veya öncesinde soruşturmaların yapıldığı, sanığın eylemin ortaya çıkması konusunda aktif bir pişmanlığının bulunmadığı, cep telefonunu sattığını-devrettiğini belirttiği tarihten sonra da bylock programını kullandığına dair resmi kayıtların bulunduğu, bu nedenle sanık hakkında TCK nın 221/4 maddesinin uygulanması şartlarının oluşmadığı, yerel mahkeme tarafından bu maddenin uygulanmasının dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar O yer Cumhuriyet Savcısı istinafında sanık hakkında 3713 Sayılı Yasanın 8/A. maddesinin uygulanması suretiyle sanığın cezasında artırım yapılmasını talep etmiş ise de, sanığın kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle üzerine atılı suçu gerçekleştirdiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı ve bu madde uygulanmak suretiyle sanığa verilen cezanın artırılamayacağı tespit edilmiştir.
Dairemiz tarafından yapılan yargılama sonucunda suçun sübutuna ilişkin delillerde herhangi bir problem olmadığı, sanığın bylock programını kullandığı, telefonla hakkında ayrıca soruşturma yapıldığı anlaşılan S. B. adlı kişi tarafından bylock programının yüklenmesine rıza gösterdiği, böylece örgüt hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek katıldığı, bylock programının niteliği itibariyle örgütün faaliyeti çerçevesinde, örgüt üyeleri arasında haberleşmeyi teminen kullanılan bir program olduğu, programın herhangi bir internet mağazasından indirilerek kullanılamadığı, haberleşmelerin belirli periyotlarla silindiği veya yazışma ve konuşmaların şifreli olarak karşı tarafa iletildiği, bylock uygulamasında kullanılan IP numaralarının güvenlik güçlerince yapılan çalışmalar sonucu açığa çıkartıldığı, programın örgütsel haberleşme aracı olarak kullanıldığında herhangi bir tereddüt olmadığı.
Sanığın haklarında soruşturma açılan başka şahıslarla birlikte örgüt faaliyeti çerçevesinde bir kısım sohbet adı altında düzenlenen toplantılara katıldığı, sanığın Edirne'ye tayini sonrasında da aynı şekilde örgüt ile iletişime geçtiği, toplantıların gizlilik içerisinde yapıldığını bilmesine rağmen bu sohbetlere katılma konusunda irade ortaya koyduğu, sanığın üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu, atılı suç nedeniyle cezalandırılması gerektiği, her ne kadar yerel mahkeme tarafından sanık hakkında TCK nın 221/4 maddesi uyarınca indirim yapılmış ise de aleyhe istinaf da dikkate alındığında şartları bulunmayan etkin pişmanlık hükmünün sanık hakkında uygulanmaması gerektiği ve yine sanığın doktorluk nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığından hakkında 3713 Sayılı yasanın 8/A maddesinin uygulanmaması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak sanık hakkında Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık İ. Ş. hakkında Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/09/2017 tarih, 2017/35 Esas, 2017/68 Karar numaralı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK.nın 314/2, 3713 sayılı kanunun 5/1, TCK.nın 221/4, 62/1 maddeleri uyarınca verilen sonuç 2 yıl 13 ay 15 gün süreli hapis cezası verilmesine dair MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA,
Sanık İ. Ş.’ın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 314/2 maddesi gereğince 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Müsnet suçun 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3.maddesindeki Terör suçu olması nedeniyle, 3713 Sayılı Yasanın 5/1 maddesi gereğince sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında yasal şartları bulunmadığından TCK’nun 221/4 maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına,
Sanığın duruşmadaki iyi hali lehine indirim yapılarak cezasından TCK'nun 62/1 maddesi gereğince indirim yapılarak 6 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın TCK'nun 6/5-j maddesinde düzenlenen Örgüt Mensubu olduğu anlaşıldığından sanık hakkında hükmolunan cezanın 5237 Sayılı TCK'nun 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE,
Sanık hakkında TCK'nun 58/6 maddesindeki hüküm karşısında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının ihtaratına, (ihtarat yapıldı)
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararındaki hususlar gözetilerek sanık hakkında TCK'nın 53/1-2-3 madde ve fıkralarının uygulanmasına,
Şartları oluşmadığından TCK'nun 50, 51 ve CMK'nun 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK mad. 63 uyarınca cezasından mahsubuna,
5320 sayılı yasa gereğince karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin soruşturmayı yapan kolluk birimine gönderilmesine,
Sanık hakkında verilen Yurt dışı çıkış yasağının karar kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
Sanık hakkında verilen imza atmak suretiyle adli kontrol tedbirinin KALDIRILMASINA, bu hususta müzekkere yazılmasına,
İlk dereceli mahkemece yapılan 42,60 TL yargılama gideri ile Dairemiz tarafından yapılan 1 tebligat gideri 12.00 TL ile 1 posta gideri 0.580 Krş dan ibaret 12.58 TL nin toplamından oluşan 55.40 TL yargılama giderlerinin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına,
Yüzüne karşı hüküm açıklananlar yönünden; hükmün tefhiminden itibaren, diğerleri yönünden tebliğ tarihinden itibaren,
15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK.nın 289/2-g.maddesi uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/01/2018 (¤¤)