(2709 S. K. m. 141) (5326 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 53, 54, 62, 267, 268) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 284, 289)
Yerel Mahkemece verilerin hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanığın 05.05.2011 günü ring görevini ifa eden emniyet görevlilerince durdurularak kimlik sorulduğunda üzerinde fotoğraf olmayan M. B. adına düzenlenmiş gerçek olan nüfus cüzdanını gösterdiği, emniyet görevlilerince neden fotoğraf olmadığının sorulması üzerine sanığın iftirasından dönerek kimliği yerde bulduğunu beyan ettiği, sanığın gerçek kimlik bilgileri üzerine yapılan GBT sorgulamasında hakkında herhangi bir arama kaydının bulunmadığı, başkasına ait kimlik belgesini kullanmadan hakkında yürütülen soruşturma sonunda TCK 267/1, 53, 54/1 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda; TCK’nın 268. madde delaletiyle 267/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile mahkumiyetine hüküm kurulmuştur.
Somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 05.05.2011 günü Sultanbeyli Hasanpaşa Mahallesi Bilgin Caddesi üzerinde rutin kontrol görevi yapan emniyet görevlilerince durdurulduğu, M. B. adına kayıtlı üzerinde fotoğrafı olmayan kimliği kendisine aitmiş gibi ibraz ettiği, emniyet görevlilerinin neden fotoğraf yok sorusu üzerine hakkında herhangi bir belge düzenlenmeden iftirasından döndüğü ve gerçek kimlik bilgilerini görevlilere söylediği, bu kapsamda sanık hakkında herhangi bir suç soruşturması yokken aynı zamanda hakkında herhangi bir arama kaydı da bulunmuyorken kimliği ile ilgili yalan beyanda bulunması şeklinde gerçekleşen eylemin 5326 Sayılı Kanunun 40.maddesinde belirtilen kimliği bildirmeme kabahatine uyup uymayacağının gerekçede tartışmasız bırakılması, buna ilişkin daha önce verilen HAGB döneminde zamanaşımı süresinin işlemeyeceği göz önüne alınıp 5326 sayılı kabahatler kanunundaki zaman aşımı da dikkate alınarak buna göre işlem yapılıp yapılmayacağının tartışmasız bırakılması,
Tüm bu açıklamalar kapsamında;
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre sanığa isnat edilen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, gerekçeden yoksun şekilde hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)