(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 86, 292, 293) (5275 S. K. m. 97, 108) (5271 S. K. m. 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, firar fişi, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında hükümlünün kaçması suçundan TCK'nın 292/1, 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk derece mahkemesince TCK'nın 292/1, 293, 62, 53/1-a-c-b-d-e-2-3, 58/6-7. maddeleri uyarınca neticeten 6 Ay 7 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 16.05.2016 tarihinde izinden dönmesi gerekirken 48 saatlik süreyi de aşmak suretiyle dönmemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin; hükümlünün kaçması suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Temel cezanın tayini sırasında uygulama maddesinin başına “5275 sayılı yasanın 97/1. maddesi delaletiyle” ibaresinin yazılmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir;
"Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlığı altında düzenlenen TCK'nın 58. maddesi;
"Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askeri suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." şeklinde düzenlenmiştir.
5275 sayılı Kanunun 108/3. maddesi "İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez." hükmünü içermektedir.
Yine konuya ilişkin; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.05.2016 tarih ve 2015/6437 Esas, 2016/3404 Karar sayılı ilamında; " ...... 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi uyarınca önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunda düzenlenmiş olup; “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108. maddesinin 2. fıkrasında “Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmüne yer verilmiş, 1. fıkrasının (c) bendine göre ise mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler hakkında infaz koşulları ağırlaştırılarak koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında cezanın dörtte üçü olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, aynı maddenin 3. fıkrasında da “İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez” düzenlenmesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında dosya irdelendiğinde;
Somut olayda suç tarihi 21.11.2014'tür. İkinci kez tekerrüre esas alınan mahkumiyet ilamının kesinleşme tarihi 26.04.2010, yerine getirme tarihi ise 07.09.2011'dir.
Yukarıda da değinildiği üzere ikinci kez tekerrüre esas alınan ilamın infaz edilmesinden itibaren TCK'nın 58/2-b bendindeki 3 yıllık süre de geçmiş olup 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/3. maddesinde düzenlenen ikinci defa tekerrür koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında sadece Çaycuma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarih, 2013/411 Esas, 2014/247 Karar sayılı kararına istinaden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde ikinci defa tekerrür hükmünün uygulanmasına karar verilmesi,
İsabet görülmediğinden anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir......... " denilmiştir.
İstinaf incelemesine konu bu olayda sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan Düzce 1. Sulh Ceza mahkemesinin 2011/253 Esas, 2012/321 Karar sayılı dosyasında 22.03.2012 tarihinde verilen TCK'nın 86/2, 86/3-a maddesi uyarınca neticeten 4 Ay 10 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 01.07.2013 tarihinde kesinleşmiş olduğu, bu kararın infazının 09.02.2015 tarihinde infaz olduğu ancak o kararda TCK'nın 58. maddesinin tatbikine konu olan ilamın Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/124 E. 2007/91 K. Sayılı ilam olup, infazının 14.10.2009 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/3. maddesinde düzenlenen ikinci defa tekerrür koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, infaz aşamasında sanık hakkında "sadece" Düzce 1. Sulh Ceza mahkemesinin 2011/253 Esas, 2012/321 Karar sayılı dosyasında 22.03.2012 tarihinde hükümle verilen mahkumiyetine istinaden tekerrür hükümlerinin uygulanması mahallinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasıflarının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)