(2709 S. K. m. 141) (2911 S. K. m. 28) (3713 S. K. m. 5, 7) (5237 S. K. m. 6, 53, 58, 62, 63, 314) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 283, 284, 289) (16. CD. 30.04.2015 T. 2015/3344 E. 2015/926 K.) (16. CD. 20.04.2015 T. 2015/1069 E. 2015/840 K.)
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar F. O., S. Y. ve H. S. hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma, 2911 sayılı Kanunun 28. maddelerine aykırılık suçlarından verilen hükümlere karşı sanıklar F. O. ve S. Y. müdafii ile sanık H. S. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar F. O. ve S. Y. müdafii ile sanık H. S.'in istinaf dilekçesi içeriğine göre,
Dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında; Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan; 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 53/1, 63. maddeleri, Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma suçundan; 2911 sayılı Kanunun 28/1, TCK'nın 53/1, 63. maddeleri, Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53/1, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2016 tarihli hükmündeki; "Somut olayda, 24/07/2015 günü İstanbul ili genelinde yapılan terör operasyonları kapsamında Bağcılar ilçesinde de operasyon yapıldığı, bu operasyonda ölü olarak ele geçirilen DHKP/C terör örgütü militanı G. Ö.’ın cenazesinin Bahçelievler İlçesinde bulunan Adli Tıp Kurumuna getirileceğinin DHKP/C terör örgütüne müzahir şekilde yayın yapan yazılı ve görsel internet sitelerinde yayınlanması ve çağrılar yapılması üzerine aynı gün saat 08:00 den itibaren İl Emniyet Müdürlüğünce gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığı, "Halk Cephesi Açıklama" ve "Halkın Sesi TV" başlığı altında DHKP/C terör örgütünün sosyal medya üzerinden yaptığı eylem çağrıları üzerine olay günü dosyamız sanıklarının, İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde toplandıkları ve saat 15:45 sıralarında Adli Tıp Kurumu önünde 1,5x3 metre ebadında kırmızı zemin üzerine sarı harflerle “G. Ö. ölümsüzdür- Tayad’lı aileler” yazılı pankartı açtıktan sonra toplu olarak pankartın arkasına geçerek “G. Ö. ölümsüzdür, devrim şehitleri ölümsüzdür, bedel ödedik bedel ödeteceğiz” şeklinde slogan attıkları, daha sonra sanıkların sözkonusu pankartı Adli Tıp Kurumu önündeki kaldırım üzerine açarak oturma eylemine başladıkları, dosya içerisindeki olay tutanağına göre olay yerinde bulunan güvenlik güçleri tarafından grubun uyarıldığı ancak sanıkların uyarıları dikkate almayarak eylemlerine devam etmeleri üzerine sanıklara eylemlerine son vermeleri istenilmiş, daha sonra olaya müdahale edilmiş ve sanıklar gözaltına alınmışlar, bu sebeplerle sanıkların eylemlerinden dolayı silahlı terör örgütüne üye olma, toplantı ve gösteri yürüyüşü kanunun 28/1. maddesine muhalefet ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir.
Her ne kadar sanıklar hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan kamu davası açılmış ise de; olay ve yakalama tutanağı ile dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgelerden, olay günü sanıkların Adli Tıp Kurumu önünde 1,5x3 metre ebadında kırmızı zemin üzerine sarı harflerle “G. Ö. ölümsüzdür- Tayad’lı aileler” yazılı ve açtıkları pankartın altında yazılı bulunan TAYAD'ın (Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği)'nin, DHKP/C terör örgütünün kurumsal yapılanmaları arasında bulunduğuna dair delil olmadığı anlaşıldığından ve böylece sanıkların üzerlerine atılı terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlemedikleri, sanıkların örgütle olan organik bağları, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri dikkate alındığında, sanıkların üzerine atılı suçun esasen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu sonuç ve vicdani kanaatine varıldığından; müsnet terör örgütü propagandası yapmak yönünden ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
Yine sanıklar hakkında DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddenin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesine göre cezalandırılmaları talep edilmiştir.
Dosya içerisinde ayrıntılı olarak çıktıları bulunan "Halk Cephesi Açıklama" ve "Halkın Sesi TV" başlığı altında DHKP/C terör örgütünün sosyal medya üzerinden yaptığı eylem çağrıları ile eyleme katılmaya çağırmıştır.
O halde, olay günü sanıkların DHKP/C terör örgütünün sosyal medya üzerinden "Halk Cephesi Açıklama" ve "Halkın Sesi TV" başlığı altında yaptığı eylem çağrıları üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde toplandıkları ve burada “G. Ö. ölümsüzdür- TAYAD’lı aileler” yazılı pankartı açtıkları, dosya içerisindeki olay tutanağına göre daha sonra sanıkların sözkonusu pankartı Adli Tıp Kurumu önündeki kaldırım üzerine açarak oturma eylemine başladıkları, pankartın her bir sanık tarafından tutulduğu, olay yerinde bulunan güvenlik güçleri tarafından grubun uyarıldığı ancak sanıkların uyarıları dikkate almayarak eylemlerine devam etmeleri üzerine olaya müdahale edildiği ve sanıkların gözaltına alındığı anlaşılmaktadır.
Sanıkların dosya kapsamına yansıyan diğer eylem ve faaliyetleri değerlendirildiğinde ve sanıkların arşiv sorgulamasında; Yine UYAP sisteminden sanıklar hakkındaki dosya bilgisi sorgulandığında;..."Bu durumda sanıkların örgütsel pozisyonları ile örgütle olan organik bağları, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; DHKP-C silahlı terör örgütünün eylem çağrıları üzerine süreklilik arz edecek şekilde eylemlere katıldıkları, sürekli olarak örgütün propagandasını yapmak suretiyle örgütle organik bağ kurdukları, örgütün hiyerarşik yapısına dahil oldukları ve bu şekilde üzerlerine atılı, Yargıtay kararları ile sabit kabul edilen silahlı terör örgütü olan DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu ayrı ayrı işledikleri sonuç ve kanaatine varılmış; sanıkların kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiş;
Yine sanıklara isnat olunan toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet suçu ile ilgili olarak; 2911 sayılı Kanunun 28/1. maddesi ile kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların cezalandırıldığı, dosya kapsamına ve Mahkememizce benimsenen ve yukarıda açıkça izah edilen oluş ve kabule göre; olay günü sanıkların İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde “G. Ö. Ölümsüzdür- TAYAD’lı aileler” yazılı pankartı açtıkları, dosya içerisindeki olay tutanağına ve görüntülere göre, olay yerinde toplanan kişi sayısının yediden fazla olduğu, daha sonra sanıkların sözkonusu pankartı Adli Tıp Kurumu önündeki kaldırım üzerine açarak oturma eylemine başladıkları, pankartın her bir sanık tarafından elle tutulduğu, olay yerinde bulunan güvenlik güçleri tarafından grubun uyarıldığı ancak sanıkların uyarıları dikkate almayarak eylemlerine devam etmeleri üzerine olaya müdahale edildiği, böylece olay tarihinde sanıkların kanuna aykırı olarak yapılan gösteriyi bizzat düzenledikleri ve yönettikleri sonuç ve kanaatine varılmış, 2911 sayılı Kanunun 28/1. maddesine uygun suçu ayrı ayrı işledikleri anlaşıldığından 2911 Sayılı Yasanın 28/1. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği" içeriğindeki gerekçe ile;
Sanıkların Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan CMK'nın 223/2-b. maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62/1, 53/1, TCK'nın 6/5-j. maddesi delaletiyle 58/7-9, 63. maddeleri uyarınca neticeten ve ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkumiyetlerine,
2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan; 2911 sayılı Kanunun 28/1, TCK'nın 62/1, 53/1, 58/7-9. maddeleri uyarınca neticeten ve ayrı ayrı 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
CMK'nın "Hukuka Kesin Aykırılık Halleri" başlıklı 289. maddesinin 1/g bendine göre; “Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.” hukuka kesin aykırılık halidir. CMK’nın 230/1-b bendine göre de hükmün gerekçesinde; “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.” gerekmektedir.
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre sanığa isnat edilen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden,
a) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik;
Sanıkların üzerine atılı Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30.04.2015 tarih ve 2015/3344 Esas, 2015/926 Karar sayılı ilamında "Örgüt üyeliği örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur..." denilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.04.2015 tarih ve 2015/1069 Esas, 2015/840 karar sayılı ilamında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları; gönüllü olarak örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle örgütle organik bağ kurma, eylem ve faaliyetlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olarak kabul edilmiştir.
Hükmün gerekçesinde sanıkların silahlı terör örgütü DHKP/C' nin üyesi oldukları hususunda sübut delil olarak arşiv sorgulaması sonuçları ve UYAP sistemindeki sanıklara ait dosya bilgisi sorgulama kayıtlarının listesi gösterilmiş ise de, anılan kayıt ve listede geçen soruşturma ve koğuşturma dosyalarının sonuçlarının araştırılmadığı, ilgili soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bir örneklerinin getirtilip incelenerek eylem tutanakları ile birlikte dosya içerisine alınmadığı böylelikle anılan eylemlerin ne şekilde sabit kabul edildiği ve örgüt üyeliğine esas alındığının karar yerinde tartışmasız bırakıldığı gibi anılan eylemlerin örgütsel niteliği bulunup bulunmadığı, sebebi, işleniş şekli, niteliği ve içerikleri itibariyle üyesi oldukları kabul edilen silahlı terör örgütünün adına işlenmiş olup olmadıkları da belirlenmeden,
Yine sanık F. O. hakkında İstanbul (Kapatılan) 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/59 Esas sayılı, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/117 Esas sayılı, Sanık H. S. hakkında İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/97 Esas sayılı, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/315 Esas sayılı, Sanık S. Y. hakkında ise İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/199 Esas sayılı, İstanbul (Kapatılan) 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/111 Esas sayılı; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dosyaların bulunduğu UYAP kayıtlarından ve dosya kapsamından anlaşılmakla, anılan dosyaların da getirtilip, incelenerek denetime elverişli onaylı birer suretleri dosya içine alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu da gözetilerek, suç tarihleri belirlenip, buna göre temadinin kesilip kesilmediği ve hükmün gerekçesinde yer alan sıralı listelerde bulunan eylemlerin bu dosyalara konu edilip edilmediklerinin gerektiğinde anılan dosyalar da birleştirilmek suretiyle tespiti ve tüm bunların sonucunda delillerin bir arada değerlendirilmesiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden,
b) 2911 sayılı Kanunun 28. maddesine aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin olarak;
2911 sayılı Kanunun 28/1. maddesi ile kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar cezalandırılmaktadır.
Gerekçeli kararda sanıkların eylemlerinin kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme, yönetme ve bunların eylemlerine katılma suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıkların 2911 sayılı Kanunun 28/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturan eylemlerinin nelerden ibaret olduğu, sanıkların toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan diğer kişilerin eylemlerinden farklı olarak hangi eylemlerinin kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü "düzenleme", "yönetme" ve bunların eylemlerine "katılma" olarak nitelendirilerek cezalandırılmalarına karar verildiği, pankartı açma ve tutma eylemlerinin ne şekilde kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü "düzenleme", "yönetme" ve bunların eylemlerine "katılma" olarak değerlendirildiği hususları gerekçeli kararda açıkça gösterilip tartışılmadan, ve sübuta ilişkin delilleri açıkça belirtilip değerlendirilmeden,
Yazılı şekilde her iki suç yönünden de yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar F. O. ve S. Y. müdafii ile sanık H. S.'in istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddeleri uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin öncelikle bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, CMK'nın 283. maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından kazanılmış haklarının gözetilmesine,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)