(5237 S. K. m. 53, 230, 273, 289)
Yerel Mahkemece verilerin hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "25.03.2014" yerine "25.03.2015" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma, dosyadaki diğer belgelere ve UYAP kayıtlarına bakıldığında sanığın kızının müşteki ile suç tarihi itibariyle evli olması ve onların boşanma kararının 04.01.2016 tarihinde kesinleştiği ve böylece suç tarihi itibariyle sanık ile yalan tanıklık yapılan dosyanın sanığı olan müştekinin arasında kayın hısımlığı bağı bulunduğu, oysa celsede tanıklık yapmış olan sanığa tanıklıktan çekilme hakkı hatırlatılmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında TCK'nın 273/1-b. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçede açıklanmadığı, eksik gerekçe ile hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, (CMK'nın 283. maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine)
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)