(3713 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 134, 174, 315)
Yerel Mahkemece sanık hakkında silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan 3713 sayılı yasanın 7/2, 53/1, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk derece mahkemesince 3713 sayılı yasanın 7/2-b.1, 7/2-2, TCK'nın 43, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 18 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın Bursa Otogarına giriş yapan otobüste yolcu olarak bulunduğu, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından 02.11.2016 tarihli tutanakta belirtildiği üzere sanığın telefonu alınarak sosyal medya hesapları facebook ve twitter hesaplarının incelendiği, incelenen hesaplarda suç unsuruna rastlanması sonrasında Cumhuriyet Savcısına haber verilerek talimat istendiği,
5271 sayılı CMK'nın 134.maddesi gereğince bir suç dolaysıyla sanığın bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılabileceği, 668 sayılı KHK'nin 3-j bendi gereği " 5271 sayılı Kanunun 134 üncü maddesi uyarınca bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde yapılacak arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerine, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da karar verilebilir." hükmünü amir olup olay tutanağında da belirtildiği üzere savcılık kararı olmadan hesapların incelendiği ve suç unsuruna rastlanmasında sonra talimat için savcının arandığı anlaşılmaktadır.
Sanığın sorgu hakimliği beyanında kendisinden telefonun görevlilerce zorla alındığını beyan ettiği yine sanık müdafiinin duruşma sırasında telefonun görevlilerce sanığın elinden alınarak hesaplarına bakıldığını elde edilen delilin hukuka aykırı olduğunu beyan ettiği sabittir
Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 30.04.2015 gün ve 2015/2344 Esas 2015/926 Karar sayılı ilamında " Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, ceza muhakemesinin amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak belirlenmesidir. 5271 sayılı CMK'nın "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenleme ile kanıtların serbestliği ilkesine de vurgu yapılmaktadır. Bundan çıkan sonuca göre ceza muhakemesinde hangi hususun hangi kanıtlarla ispatlanacağı konusunda bir sınırlama bulunmayıp, yargılama sonucunda hukuka uygun elde edildiği kabul edilecek her türlü kanıtlarla bir sonuca ulaşılacaktır.
Ancak maddi gerçeğin tespitine yönelik yapılan araştırmalarda kişilerin ve toplumun üstün tutulan değerlerinin korunması da zorunludur. Kanun koyucu bu amaca yönelik olarak kanıtların elde ediliş sürecinde kanıtların serbestliği ilkesini kısıtlar şekilde kanıt elde etme yasaklarını getirmiştir. Bazen de hukuka uygun elde edilen kanıtların kovuşturmada ortaya konulması ile ilgili kanıt değerlendirme yasakları ile ilgili düzenlemeler getirmiştir.
Buna göre yüklenen suçun her türlü kanıtla kanıtlanabileceği düzenlenirken kanıtında hukuka uygun yöntemlerle elde edilip edilmediği de tartışılacaktır.
Hukuka uygun yöntemlerle elde edilmeyen her kanıt hükme esas alınamayacaktır." denilmiştir.
Dosya kapsamına göre; sanığın beyanları, sanık müdafiinin iddiası ve olay tutanağı kapsamı ele alınarak sanık hakkında dava açılmasına sebep olan cep telefonundan sosyal medya hesaplarının kolluk güçlerince bir suç dolayısıyla başlatılmış soruşturma yokken savcı talimatı olmaksızın incelenmesinin hukuka uygun olup olmadığının gerekçede tartışılmayarak yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)