(5271 S. K. m. 231, 279, 280, 303) (5237 S. K. m. 51, 62, 206, 267)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Sanığın suç tarihinde üzerinde kimlik belgesi bulunmadığını beyanla gerçek kimlik bilgilerini gizleyerek ismini kardeşi olan B. Ç. olarak bildirdiği, bu sebeple hakkında B. olarak işlem yapıldığı, daha sonra babasının karakola çağrıldığı, babası F. C.'in yapmış olduğu teşhiste yakalanın kişinin M. olduğunu beyan ettiği, bu şekilde üzerine atılı başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçunu işlediğinin kabul edildiği olayda TCK.nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşmayacağı, eylemin TCK.nın 206. Maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı dikkate alınmaksızın hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK.nın 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun aynı maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, sanık hakkındaki İftira suçundan kurulan hükümdeki "1- Sanık M. C.'in işlediği anlaşılan iftira suçundan dolayı suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, kastın yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı göz önünde bulundurularak TCK 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan ayrılarak belirlenmesi suretiyle eylemine uyan 5237 sayılı TCK. 268. maddesi delaletiyle 267/1 md. gereğince takdiren 1 YIL 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA.
2- Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak TCK.nun 62/1, maddesinin uygulanmasına yer olmadığına.
3- CMK 231/6-a maddesindeki, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunma şartının oluşmadığından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
4- Sanık hakkında TCK 51/1-b. maddesine göre, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine, tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde bir kanaatin oluşmaması sebebiyle verilen cezanın ERTELENMESİNE YER OLMADIĞINA." cümlelerinin çıkartılarak yerine "1-Sanığın üzerine atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunu işlediği sabit olmakla 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, sanığın kastı nazara alınarak eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 206. maddesi hükmü uyarınca takdiren 3 AY CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5237 sayılı TCK'nın 62/2. maddesi gereğince cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri sanık lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın suçundan verilen cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına;" cümlelerinin yazılması ve karardaki diğer fıkra numaralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 23/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)