(5237 S. K. m. 31, 35, 37, 53, 56, 62, 63, 82, 152, 174, 220, 302, 314) (5395 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 250, 280, 286) (2911 S. K. m. 23, 28, 32, 33) (3713 S. K. m. 2, 7, 10, 13) (6352 S. K. m.105, Geç. m. 1, 2)
Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine karşı suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dairemizce öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkin teşebbüs hükümlerinin uygulanmamış olması nedeniyle yapılan duruşmalı yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2013 tarih ve 2013/23986 Esas sayılı iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk S. K. hakkında özetle; Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilamı ve diğer mahkeme kararları ile dosya kapsamında göre silahlı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda organize edilen gösteriye katılarak mağdurun kullandığı seyir halindeki belediye otobüsüne molotof kokteyli atıp yanmasına sebebiyet verdiği ve örgüt ile kurucusu lehine slogan atan grubun içinde yer alıp patlayıcı madde bulundurduğu böylelikle; Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, Yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs, Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla yargılamasının yapılarak TCK'nın 314/2, 174/1-2, 302/1, 82/1.c, 35, 31/3. maddeleri ile 56/1. maddesi delaletiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5. ve devamı maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
BAKIRKÖY 2. ÇOCUK AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN 30/11/2016 TARİH VE 2013/98 - ESAS - 2016/363 KARAR SAYILI HÜKMÜ : "Dosya kapsamı, SSÇ hakkında daha önce yargılama yapılarak iddianameye konu suçlar nedeniyle ihbarda bulunulan İstanbul 12 ACM nin 2012/200 esas, 2013/9 karar sayılı dosyası kapsamı, olay sonrasında düzenlenen yakalama tutanak kapsamı, dinlenen tutanak şahitleri ve olay sonrasında SSÇ ve 12 ACM de yargılanıp mahkum olan arkadaşı İ. Ö.'i eylem sırasında görerek kaçmaları sonrasında göz takibi ile aralıksız takip edip yakalayan tutanak tanıklarının beyanları nazara alındığında; 05.03.2016 tarihinde Küçükçekmece Atatürk Mh. Cumhuriyet Caddesi üzerinde silahlı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda korsan gösteri organize edildiği, SSÇ ve arkadaşı İ. Ö.'in diğer gruplar ile birlikte yüzünü maske ile saklamak suretiyle bu gösteriye katılıp örgüt ile kurucusu lehine slogan attığı, gösteri ve yürüyüşün terör örgütünün propagandasına dönüştüğü anlaşılmış olup, SSÇ nin tüm aşamalarda müsnet suçlamayı kabul etmeyerek, olay yerinde olmadığına dair savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik samimi ve inandırıcı olmaktan uzak, inkar mahiyetinde olduğu, SSÇ ve arkadaşının daha sonra terör örgütü PKK propagandasına dönüştürülen gösteri yürüyüşüne yüzlerini maske ile saklamak suretiyle katılıp örgüt ve kurucusu lehine sloganlar attığı, eylem sırasında kırmızı ışıkta duran M. M. T. yönetiminde 34 …… plakalı İETT otobüsüne beş adet molotof kokteyli atarak zarar görme eylemine katıldığı, emniyet güçlerinin olaya müdahale etmesi üzerine eyleme katılan kişilerin dağılarak kaçmaya başladıkları, olay yerinde bulunan ve takviye olarak gelen emniyet görevlilerince SSÇ ve arkadaşının gözle takip edildikleri, olay esnasında yüzleri maskeli olan şahısların ara sokağa kaçtıktan sonra maskelerini çıkardıkları ve kendilerini takip eden görevlilerce yakalandıkları, yakalama sırasında şahısların üzerlerinin fazla miktarda benzin ve tiner koktuğu, yaşı küçük olan SSÇ nin üzerinde sadece maske, diğer arkadaşı İ. Ö.'in üzerinde örgütsel döküman çıktığı, bu şekilde açıklanan SSÇ S. K.'ın dahil olduğu eylemin tüm dosya kapsamı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamı kapsamına göre mağdura karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs, Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma, Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve kullanma niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı" yönündeki gerekçe ile;
Molotof kokteyli kullanarak yangın çıkarmak suretiyle kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan; TCK'nın 82/1-c, 31/3, 62/1. maddeleri gereğince neticeten 15 yıl hapis, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan; TCK'nın 302/1, 31/3, 62. maddeleri uyarınca neticeten 15 yıl hapis, Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan; TCK'nın 174/1-2, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
MÜTALAA: Dairemizce yapılan 21.04.2017 tarihli duruşmada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı M. Ö. esas hakkındaki mütalaasında: Suça sürüklenen çocuk S. K. hakkında yapılan istinaf başvurusunun sonucunda; duruşma açılmasına karar verildiği ve duruşma sonucunda incelenen dosya kapsamından yerindenlik bakımından suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükümlerden TCK'nın 302/1, 174/1-2 yönlerinden istinaf talebinin esas bakımından reddine karar verilmesi ancak; suça sürüklenen çocuğun olay sebebiyle TCK'nın 82/1-c kapsamında yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre eylemi subuta erdiği ve bu madde yönünden suçun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen bu yöndeki kararın TCK'nın 82/1-c, 35/2, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca uygulama yapılarak cezalandırılmasına ve teşebbüs hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi kamu adına mütalaa etmiştir.
SAVUNMALAR: Suça sürüklenen çocuk Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yapmış olduğu savunmasında; Suç tarihinden geriye doğru 6-7 yıldır pazarda çalışıyordum. Bahsedilen örgüt ile herhangi bir bağım yoktur. Örgüt üyeleri ile birlikte iddianamede belirtilen belediye otobüsüne molotof kokteyli atılması olayını görmedim. Ben ve arkadaşım İ. Ö. ile birlikte o civarda geziyorduk. Hatta pazarda çalışmıştım. Bu sebeple geziyorduk. Bu arada ne olduğunu dahi anlamadan polis ekip otosu geldi. İkimizi yakaladı. Birkaç arabanın yandığı yere bizi götürdüler. Kısa süre ekip otosunun içinde beklettiler. Daha sonra ilgili polis merkezine götürdüler. Suçsuzum. Beraatime karar verilmesini istiyorum. Ben olaya karışmadığım gibi olayı da görmüş değilim. Pazarda çalışırken kullandığım bezi yüzümdeki sivilceleri silmek amacıyla üzerimde bulunduruyordum. Bahsi geçen bezi cebimden polisler aldılar. Suçsuzum. Beraatime karar verilmesini istiyorum demiştir.
Dairemizce yapılan 21.04.2017 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuk müdafii Av. H. Ç. beyanında: Müvekkilim hakkında CMK'nın 250. maddesi ile görevli İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 2006/91 Esas, 2009/41 Karar sayılı ilamıyla terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu karara dönük olarak sadece biz temyiz isteminde bulunduk. Aleyhe bir temyiz istemi bulunmamasına rağmen, Yargıtay ilgili dairesi devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçundan dolayı zaman aşımı müddeti içerisinde dava açılabileceğini belirterek kanaatimizce hukuka uygun olmayan bir biçimde tespitte bulunmuştur. Aleyhe temyize bulunmadığı durumlarda şu anki Yargıtay uygulamalarında yeniden yargılama yapılsa bile daha önceki kazanılmış haklara halel gelmeyeceğinden dolayı yeniden ceza verilse bile daha önceki verilen cezadan fazlası uygulanamaz.
Müvekkilim isnat edilen eyleme katılmamıştır. Molotof kokteyli atıldığı iddia edilen M. T. beyanlarında araca motolotof kokteyili atıldığı hususunu doğrulamakla beraber atan grubun içerisinde müvekkilimin olduğunu teşhis edememiştir. Tutanak düzenleyicisi polis memuru tanık H. Y. beyanında müvekkilimi kast ederek şahsı motolof kokteyili atarken görmediğini, otobüse 70-80 metre mesafede olduğunu, otobüsün etrafında kalabalık olduğunu, bu kalabalığın otobüsten inen şahıslar mı yoksa molotof atan şahıs olduğunu bilmediğini söylemiştir. Yine hazırlıkta dinlenen tanıklardan Ö. E. beyanında müvekkilimi teşhis edememiş, sadece üzerinde benzin ve tiner kokusu olduğunu beyan etmiştir. Tanık A. D.de molotof kokteyili atılması noktasında müvekkilimi teşhis edememiş, sadece yakalama esnasında üzerinde benzin ve tiner kokusu olduğunu beyan etmiştir.
Müvekkilim ile ilgili mahkumiyet kararı verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin ortaya koyulması gerekir. Yukarıda arz ettiğimiz üzere tutanak düzenleyici polis memurları dahil olmak üzere müvekkilimin iddia edilen belediye otobüsüne motolof kokteyli attığı konusunda kesin hiçbir delil ve beyan yoktur. Bir an için kabul etmemekle beraber müvekkilin grup içerisinde var sayılsa bile müvekkilimin molotof attığı noktasında hiçbir delil yoktur. Eğer grup içerisinde bir iki veya daha fazla motolof atılmış ise bunun kim yada kimler tarafından atıldığının kesin bir biçimde tespiti gerekirdi. Tüm bu beyanlarımız ve dosyadaki deliller karşısında ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını ve müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2006 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında; şüpheli S. K.'ın olay gecesi, yaşının büyük olması sebebi ile tahkikatı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan İ. Ö. ve olay yerinden kaçmaları sebebi ile yakalanamayan diğer firari arkadaşları ile birlikte 25-30 kişilik bir grup halinde yüzlerini maske ile kapatarak Abdullah Öcalan ve PKK/KONGRA-GEL Terör örgütü lehine slogan atarak korsan gösteri yaptıkları, daha sonra bu cadde üzerinde karşılaştıkları tanık M. M. T.'ın sevk ve idaresindeki İETT kurumuna ait olan belediye otobüsüne 5 adet molotof kokteyl attıkları ve bunlardan dördünün patlayarak belediye otobüsünün yanmasına sebep olduğu, ayrıca tutanak mümzilerinin beyanlarına göre molotof kokteylinin şüpheli tarafından da atıldığı ve yapılan kovalamaca sonucunda şüphelinin güvenlik birimleri tarafından yakalandığı, yakalandığı esnada da üzerinde Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2006/733 sırasında kayıtlı olan ve olayda kullandığı siyah maskenin ele geçirildiğinin tespit edildiği, dosya kapsamından anlaşılmakla; yargılamasının yapılarak 2911 sayılı Kanuna aykırılık ve kamu malına zarar verme suçlarından; TCK'nın 37/1. maddesi 152/l-a-2/a, 31/3, 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesi delaletiyle 33/c, TCK'nın 56/1. maddesi delaletiyle 5395 sayılı Kanunun 5 ve devamı maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama neticesinde; Bakırköy 3. Çocuk Mahkemesinin 05.03.2007 tarih ve 2006/2362 Esas, 2007/177 Karar sayılı kararı ile, dosyanın aynı olay nedeniyle yargılaması devam eden yaşı büyük sanık İ. Ö.'in yargılandığı İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/91 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği;
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2009 tarih ve 2006/91 Esas, 2009/41 Karar sayılı hükmü ile de ; " Olay günü olan 05.03.2006 tarihinde saat 23:15 sıralarında 25-30 kişilik bir gurubun Küçükçekmece ilçesi, Atatürk Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi l. Etap civarında bölücü terör örgütü PKK adına yasadışı gösteri yaparak "Biji serok Apo, Biji PKK, PKK Halktır, Halk burada" şeklinde slogan atarak eylem yaptıkları ve bu sırada kırmızı ışıkta duran müşteki M. M. T. yönetimindeki 34 YN … plaka sayılı İETT otobüsüne 5 adet molotof kokteyli atarak zarar görmesine sebep oldukları, şahıslardan bir kısmının maskeli olduğu, yapılan anons üzerine olay yerine intikal eden emniyet güçlerinin olaya müdahale ederek dağılan şahıslardan sanıklar İ. Ö. ve S. K.'ı kaçarken yakaladıkları, İ. Ö.'in üzerinde bir adet maske ve üzerinde siyah süreç örgütsel durum ile başlayan ve biz seçeceğiz diye devam eden örgütsel doküman bulunduğu, yine sanık S. K. üzerinde giymiş olduğu bir adet siyah maskenin bulunduğu tüm dosya kapsamı itibariyle kabul edilmiş ve anlaşılmıştır.
Sanıkların söz konusu eylemlere katıldıkları konusunda Mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş, eylem nedeniyle İETT'ye ait belediye otobüsünün zarar gördüğü eylemde molotof kokteyli kullanıldığı konusunda tüm dosya kapsamı itibariyle kuşku yoktur. Sanıkların diğer gurupla birlikte yüzlerini maskeyle saklamak suretiyle yasadışı slogan attıkları ve korsan gösteri eylemine katıldıkları konusunda da tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
Ancak her ne kadar sanıkların ellerinin benzin koktuklarına ilişkin tutanak tutulmuşsa da el svaplarında kesin bir netice alınmadığı, yine olay mahallinde bulunan molotof kokteyller üzerinde yapılan incelemesinde çok sayıda parmak izleri bulunduğu ancak sanıkların parmak izlerinin tespit edilemediği anlaşıldığından sanıkların bizzati molotol kokteyli attıkları yada taşıdıkları konusunda her türlü kuşkudan uzak kesin somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıklar hakkında, patlayıcı molotof kokteyli bulundurma ve atma eyleminden mahkumiyet hükmü kurulmamıştır.
Ancak sanıkların diğer yakalanamayan bir kısım şahıslarla birlikte yüzlerini kapatarak ve yasadışı slogan atmak suretiyle 2911 sayılı Kanunun 23/b delaletiyle 2911 sayılı yasayı ihlal ettikleri. 3713 sayılı yasanın 7/b maddesi delaletiyle 7/2 maddesini ihlal ettikleri, yine, İETT'ye yolcu otobüsünün zarar görmesine neden olan eyleme katıldıkları konusunda en azından iştirak ettikleri konusunda tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Sanıkların toplantı yürüyüşüne muhalefete ilişkin eylemleri bizzati molotof kokteyli attıklarına ya da taşıdıklarına ilişkin tam bir kanaat oluşmadığından 2911 sayılı yasanın 23/b delaletiyle aynı yasanın 33. maddesi kapsamında kalmadığı sanıklar lehine bulunan aynı yasanın 28/1. maddesi kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir." içeriğindeki gerekçe ile;
Sanık İ.Ö. hakkında; 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 62/1, 53, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, 2911 sayılı Kanunun 28/1, TCK’nın 62/1, 53, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle 152/1-a, 152/2-a, 62/1, 53, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Sanık S. K. hakkında; 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/3, 62/1, 63. maddeleri, 2911 sayılı Kanunun 28/1, TCK’nın 31/3, 62/1, 50/3, 50/1-c, 63. maddeleri, TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle 152/1-a, 152/2-a, 31/3, 62/1, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Hükmün sanıklar müdafiileri ve Cumhuriyet savcılarının temyizi üzerine; Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.09.2012 tarih 2012/9674 Karar sayılı ilamıyla;
"Silahlı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda organize edilen gösteriye katılarak seyir halindeki belediye otobüsüne molotof kokteyli atıp yanmasına sebebiyet veren ve örgüt ile kurucusu lehine slogan atan grubun içinde yer alan sanıkların patlayıcı madde bulundurmak, örgütün amaçladığı suçu işlemeye elverişli vahamet arz eden yakarak öldürmeye teşebbüs etmek, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçlarından da cezalandırılmaları için zamanaşımı süresi içerisinde her zaman dava açılması mümkün görülmüştür. Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin onanmasına,
Sanıklar hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ilişkin; sanıklara atılı eylemin 6008 sayılı Kanunla değişik 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uyacağı, 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık suçlarının tarihleri, işlenme yöntemleri ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezaların sürelerine göre, hükümden sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1 ve 2. maddeleri kapsamında kalması,
Hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/2-b maddesiyle 3713 sayılı Kanunun 13. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle, sanıkların hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması, 6352 sayılı Kanunun 75. maddesiyle değişik 3713 sayılı Kanunun 10. maddesinin görev hususuna ilişkin son fıkrası hükmü de gözetilerek sanık S. K.'ın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininin gerekmesi sebeplerinden dolayı hükümlerin bozulmasına" karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay ilamından sonra İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/200 Esas sayılı dosyası üzerinden 10.12.2012 tarihinde düzenlenen tensip zabtında alınan ara kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bozma ilamı doğrultusunda zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmasının takdir ve ifası için suç duyurusu müzekkeresi yazılmıştır.
Suç duyurusu üzerine de; suça sürüklenen çocuk S. K. hakkında yukarıda yazılı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2013 tarih, 2013/23986 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmış, yine sanık İ. Ö. hakkında da; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2013 tarihli iddianamesiyle; Yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biolojik, kimyasal silah kullanarak öldürmeye teşebbüs, Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alma, kabul etme veya bulundurma, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının 6256 sayılı Kanun gereğince devir kararı verilerek gönderildiği Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/118 Esas sayısında derdest olduğu ve sanık hakkında yakalama kararı çıkartıldığı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar kapsamında;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 27.05.2015 tarih ve 2015/1157 Esas, 2015/1431 Karar sayılı ilamında; "TCK 302. madde de tanımlanan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunun faili herkes olabilir. Failin bir örgüt mensubu olması da zorunlu değildir. Bu nedenle özgü suç vasfında düzenlenmemiştir. Nitekim örgüt üyesi olmaksızın TCK 314/3 ve 220/6 maddeleri gereğince örgüt üyesi olarak ta cezalandırılmayı kanun koyucu öngörmüştür. Bu nedenle silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmadan da örgüt adına amaç suçu işlemeye elverişli araç suçların işlenmesi halinde de TCK 302. maddesinde düzenlenen suç oluşacaktır.
Diğer taraftan 22.07.2010 tarih ve 6008 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 2911 sayılı Kanuna 34/A maddesi olarak eklenen "Bu kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak direnme suçunun veya toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında propaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında bu suça bağlı olarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 2. maddesi 2. fıkrası hükmü uygulanmaz" hükmü direnme ve propaganda suçuna ilişkin olup örgüt adına işlenen diğer suçlarda uygulanma imkanı da bulunmadığı gözetildiğinde somut olayda suça sürüklenen çocukların haklarında mahkumiyet hükmü kesinleşen H. A. ve S. A. ile fikir ve eylem birlikteliği içinde olay yerinde hareket halinde içinde yolcu taşıyan belediye otobüsüne önceden hazırladıkları molotof kokteyl atarak belediye otobüsünün kısmen yanmasına ve yolcu olarak bulunan S.’a isabet eden molotof nedeniyle yanarak ölümüne sebebiyet verdikleri olayda; tüm sanıkların suç işleme kararının yanında fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları bu şekilde amaç suçu işlemeye elverişli vahamet arz eden araç suçu işledikleri anlaşılmakla TCK 302. madde gereğince cezalandırılması yerine yazılı şekilde verilmesi......." denilmiştir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde;
İçeriği tanık beyanları ile doğrulanan " 25-30 kişilik bölücü terör örgütü adına korsan gösteri yapan yüzü maskeli grubun içinde iki şahsın cadde üzerindeki İETT otobüsüne molotof kokteyli attıklarının görüldüğü, gruba müdahale edildiği ve molotof kokteyli attıkları görülen S. K. ve İ. Ö. suç üstü yakalandıkları"na dair 06.03.2006 tarihli yakalama, el koyma ve üst arama tutanağı, " Şoförlüğünü yaptığı İETTye ait otobüs ile seyir halinde iken 2-3 kişinin araca önce taş atıp camları kırdıkları, cam kırıldıktan sonra da iki molotof kokteylin aracın içine geldiği, araçta yangın çıktığı, olay yerinden kaçarken de iki molotof kokteylinin aracın içine geldiği, aracı ileride durdurup yangını büyümeden söndürdüğüne dair şikayetçi M. M. T.'ın olayın hemen sonrasında alınan kolluk beyanı ve aşama ifadeleri, Tutanak düzenleyicisi tanıklardan Ö. E.'ın aşamalardaki "Grubun içinden iki gencin ellerindeki molotof kokteyllerini yakarak otobüse attıklarını gördüklerini, molotof kokteyli atan iki kişiyi gözle takip ettiğini, devamlı surette gözle takip ettiği iki şahsı kovalamaca sonucu yakaladıkları, olay esnasında yüzleri maskeli olan şahısların ara sokağa kaçtıklarında maskelerini çıkardıkları, yakalama sırasında şahısların üzerleri fazla miktarda benzin ve tiner koktuğu, yaşı küçük olan şahsın üzerinden sadece maske, diğer şahsın üzerinden maske ve örgütsel döküman çıktığı, 06/03/2006 tarihli yakalama, el koyma ve üst arama tutanağını düzenledikleri; Tanık A. D.'in, "Olay günü Önleyici Hizmetlerde görev yaptığı, otobüsün içine iki şahsın molotof attığını gördüğü, arkadaşları ile bu şahısları tespit ettikleri, bu şahısların molotof attıklarını, grubun kendilerini görmesi üzerine dağıldığı, iki şahsın aynı yöne kaçtıklarını, bu şahısları takip ederek yakaladıklarını, şahısların ellerinin ve üzerinin benzin ve tiner koktuğunu, sanıkları olay nedeniyle tanıdığını, olaya konu şahısları kovalamaca sonucunda yakaladıkları yolundaki beyanları, "Seyir halindeki İETT otobüsüne trafik ışıklarına yaklaşırken molotof kokteyli atıldığı, atılan beş adet molotoftan dördünün gerçekleştiği, İETT otobüsünde maddi hasar meydana geldiğinin belirtildiği" Bomba uzmanları tarafından tanzim edilen 05.03.2006 tarihli olay tutanağı, 10.03.2006 tarihli bomba uzmanları tarafından tanzim edilen inceleme raporu ve tüm dosya kapsamından;
Suça sürüklenen çocuk S. K.'ın suç tarihinde silahlı terör örgütü PKK'nın propagandası niteliğinde bulunan ve amacına hizmet için düzenlenen gösteriye katılarak şikayetçinin sevk ve idaresindeki belediye otobüsüne molotof kokteyli atarak belediye otobüsünün kısmen yanmasına sebebiyet verdiği, olay sırasında mağdurun otobüste çıkan yangın nedeniyle son durağa kadar seyrine devam edemeyip yangını söndürmek suretiyle hayatta kaldığı, sanık hakkında yakarak mala zarar verme suçu yönünden mahkumiyet hükmünün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, böylelikle suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, Yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama ya da nükleer, biolojik, kimyasal silah kullanarak öldürme, Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarını işlediği anlaşılmakla mahkumiyetine ilişkin hüküm kurulmuş ve İETT otobüsüne molotof kokteyli atarak tek bir fiil ile kasten öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme suçlarını işleyen suça sürüklenen çocuğun TCK'nın 44. maddesi hükmü gereğince sadece daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği, ancak mala zarar verme suçundan verilen cezanın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ilamı ile onandığı göz önüne alındığında bu suç yönünden İstanbul (Kapatılan) 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarih ve 2006/91 Esas, 2009/41 Karar sayılı Ek kararı da gözetilerek cezasından mahsubu hususunda infaz aşamasında işlem yapılması mümkün görülmüştür.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Suça sürüklenen çocuk S. K.'ın Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.11.2016 tarih, 2013/98 Esas, 2016/363 Karar sayılı ilamıyla devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan dolayı TCK'nın 302/1, 31/3, 62/1, maddeleri uygulanmak suretiyle neticeten 15 Yıl Hapis Cezası ile ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçundan dolayı TCK'nın 174/1-2, 31/3, 62. maddeleri uygulanmak suretiyle neticeten 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına yönelik hükümlerine karşı istinaf talebine ilişkin;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bu suçlar yönünden istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuk müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk Sedat Kartal'ın Bakırköy 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.11.2016 tarih, 2013/98 Esas, 2016/363 Karar sayılı ilamıyla nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hükme yönelik istinaf talebine ilişkin;
Suça sürüklenen çocuk S. K. hakkında Bakırköy 2.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 30.11.2016 tarih, 2013/98 Esas, 2016/363 Karar sayılı sayılı ilamıyla nitelikli kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-c, 31/3, 62. maddeleri uygulanmak suretiyle neticeten 15 Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmasına ilişkin HÜKMÜNÜN CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Suça sürüklenen çocuk S. K.'ın mağdur M. M. T.'ı yangın çıkarmak suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs suçu sübuta ermekle eylemine uyan TCK'nın 82/1-c maddesi gereğince AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması nedeni ile TCK'nın 35/2. Maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak suça sürüklenen çocuğun takdiren 13 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibari ile 15 yaşından büyük, 18 yaşından küçük olması nedeni ile verilen cezasının TCK'nın 31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirilerek 8 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
6-Suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek, verilen cezasından TCK.'nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 7 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
7-Suça sürüklenen çocuğun gözaltında geçirdiği süresinin verilen cezasından TCK 63 maddesi gereğince MAHSUBUNA,
8-Dairemizce istinaf talebi nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirildiğinden istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair oybirliği ile verilen karar, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yüzüne karşı, suça sürüklenen çocuğun yokluğunda, C. Savcısının huzuru ile talebe uygun olarak;
Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçundan verilen hükme ilişkin CMK'nın 286/2.maddesi gereğince kesin olmak üzere,
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve nitelikli kasten öldürme suçundan verilen hükümlere ilişkin CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca tefhim tarihinden itibaren 7 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak, veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek sureti ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yolu açık olmak üzere ve Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden ayrıca re'sen de temyize tabi olarak açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.04.2017 (¤¤)