(5237 S. K. m. 53, 54, 63, 314) (5271 S. K. m. 104, 105, 230, 283, 286, 289) (2911 S. K. m. 33) (3713 S. K. m. 5) (6136 S. K. m.15) (YCGK. 03.04.2007 T. 2006/10-253 E. 2007/80 K.) (YCGK. 24.02.2009 T. 2008/9-78E. 2009/39 K.) (16. CD. 30.04.2015 T. 2015/3344 E. 2015/926 K.) (16. CD. 20.04.2015 T. 2015/1069 E. 2015/840 K.) (16. CD. 11.05.2016 T. 2016/441 E. 2016/3062 K.)
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar Z. S. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanık Z. Ç. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına karşı Sanık Z. S., sanık Z. S. müdafii, sanık Z. Ç. müdafii tarafından istinaf Kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, yakalama tutanakları, inceleme ve tespit tutanakları, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2016 tarihli iddianamesi ile; Sanık Z. Ç. hakkında; Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan, TCK'nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53, 54, 63. maddeleri, 2911 sayılı Kanunun 33/a maddesine aykırılık suçundan, TCK'nın 38/1. maddesi delaleti ile 2911 sayılı Kanunun 33/a, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53, 54, 63. maddeleri, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 6136 sayılı Kanunun 15/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53, 54, 63. maddeleri uyarınca,
Sanık Z. S. hakkında; Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan, TCK'nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53, 54, 63. maddeleri, 2911 sayılı Kanunun 33/a maddesine aykırılık suçundan, 2911 sayılı Kanunun 33/a, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53, 54, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2017 tarihli hükmü ile; "16.07.2016 tarihinde kimliği belli olmayan bir vatandaş tarafından Esenyurt ilçesi, Süleymaniye Mahallesi 725 Sokak No:92'de bulunan binaya biri bayan iki şahsın belirli aralıklarla girip çıktığı, giriş çıkışlarda çevreyi gözetledikleri, bu şahıslarda silah bulunabileceği yönünde ihbar yapıldığı, bu ihbar üzerine 24.07.2016 tarihinde akşam saatlerinde ihbara konu binadan çıkan ve çevreyi gözetleyerek sokakta ilerleyen bir şahsın yakalandığı, kimlik kontrolü neticesinde kişinin Z. S. olduğunun anlaşıldığı, bu sanığın terör nitelikli kayıp şahıs olarak arandığının tespit edildiği, aynı saatlerde yine aynı binadan bir bayan şahsın çıktığının tespit edildiği, bu şahsın da yakalandığı ve sanık Z. Ç. olduğunun anlaşıldığı, terör nitelikli kayıp şahıs olarak arandığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Sanık Z.'ın yapılan üst aramasında 1 adet tabanca ve 6136 sayılı yasaya aykırı olduğu anlaşılan 1 adet sustalı bıçak ele geçirildiği, yine sanık Z.'ın üzerinden basit şekilde şifrelenmiş harf ve numaralar yazılı belgeler bulunduğu, basit şifrelerin çözümlenmesi neticesinde belgelerde belirtilen şahısların da PKK/KCK terör örgütü adına faaliyet gösterdiği şüphesiyle haklarında soruşturmalar bulunan şahıslara ait olduğu tespit edilmiştir.
Sanık Z. S.'dan elde edilen belge ve dökümanların incelenmesi neticesinde de, bu belgelerde yer alan telefon numaralarının bir kısmının terör örgütünün gençlik yapılanması olan DGİ içerisinde faaliyet gösterdiği şüphesiyle haklarında soruşturma bulunan şahıslara ait olduğunun tespit edildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/68895 soruşturma sayılı dosyasında, sanık Z. S. hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan şüpheli sıfatıyla ayrı bir soruşturma bulunduğu, bu soruşturma kapsamında sanığın çalıştığı üçüncü havalimanı şantiyesinde kaldığı koğuşta bir takım belgeler bulunduğu ve bu belgelerde PKK terör örgütünü övücü mahiyette yazıların bulunduğu, hakkındaki bu soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır.
Örgüte üye olmak fiili bir katılmadır. Örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı iradeyle de katılmak mümkündür. Failin terör örgütü üyesi kabul edilebilmesi için kuruluşun, örgütün amacı, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle 3713 Sayılı Yasanın 1. maddesinde tarifini bulan cebir, şiddet, kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ve cumhuriyetin varlığın tehlikeye düşürmek, devletin otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek amacıyla kurulmuş terör örgütünün varlığı ve failin de örgüt faaliyeti çerçevesinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunması gerekir. Sanıkların örgütte bulunduğu müddetçe eylemlerini terör örgütünün amaç ve faaliyetleri kapsamında icra ettiği ortadadır. Örgütlü suçlara ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilkesel nitelikli 03.04.2007 gün, 2006/10-253 E. ve 2007/80 K., 24.02.2009 gün, 2008/9-78 E. ve 2009/39 K. sayılı ilamları ile yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin emsal nitelikteki kararları ışığında;
Sanık Z. Ç.'in yakalandığında üzerinde bulunan ve şifreli olduğu anlaşılan belgelerdeki kişiler hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan soruşturmaların bulunması, PKK silahlı terör örgütüne katıldığına dair kayıp başvurusunun bulunması, terör örgütüyle irtibatlı olduğu iddia olunan kurumlarla kesin nitelikte ilişkisinin bulunması (ADÖDER), burada parmak izinin bulunması, savunması sırasında PKK terör örgütünün Doğu ve Güney Doğu illerinde sözde özyönetim talepli hendek kazıp barikat kurma ve bombalı eylemler yapma şeklindeki vahamet arz eden eylemlerini savunması nedeniyle sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Her ne kadar tanıklardan H. Y., A. Ö., M. Ç. emniyette müdafii huzurunda yapmış olduğu itiraf niteliğindeki savunmasını ve sanıklar hakkındaki beyanlarını kabul etmemiş olsa da, bu beyanların avukat huzurunda alınmış olması, özellikle tanık Z. K.'ın beyanını kesin olarak reddetmeyip, okuma yazma bilmediğini ve "Bahar" kod adı ile bahsettiği kişinin Z. olmadığını bildirmesi nedeniyle sanığı suçtan kurtarmayı amaçlamış olması bir arada değerlendirildiğinde Z. Ç.'in üzerine atılı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık Z. S.'ın da Z. Ç. ile aynı ikametten çıkmış olması, kendisinin de yakalandığında üzerinde bulunan ve şifreli olduğu anlaşılan belgelerdeki kişiler hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan soruşturmaların bulunması, hakkında yürütülen ikinci soruşturma kapsamında kendisine ait olduğu anlaşılan belgelerde kendi eli ürünü olan ve PKK terör örgütünü övücü beyanlar bulunan yazı ile kıyafet ve bilgisayarını teslim etmek üzere kendisine not yazdığı, M.'e PKK terör örgütünün jarbonu ile "Heval M.'e" yeklinde hitap edip "örgütlü olduğundan O'na güvendiğini" ifade etmesi nedeniyle sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Her ne kadar tanıklardan H. Y., A. Ö., M. Ç. emniyette yapmış olduğu itiraf niteliğindeki savunmasını kabul etmemiş olsa da, bu beyanların avukat huzurunda alınmış olması, özellikle tanık Z. K.'ın beyanını kesin olarak reddetmeyip, okuma yazma bilmediğini ve ifadesinde bahsettiği kişinin Z. olmadığını bildirmesi nedeniyle sanık Z. S.'ı da suçtan kurtarmayı amaçlamış olması bir arada değerlendirildiğinde Z. S.'ın üzerine atılı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Tanık beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla, PKK/KCK terör örgütünde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren üyelerin tam bir gizlilik içerisinde hareket ettikleri, yargılaması yapılan her iki sanığın da bu doğrultuda kimliklerini gizlemiş olmaları, yakalandıklarında dahi üzerlerinde cep telefonu bulunmayışı bu kanaati güçlendirmiş, ayrıca her iki sanığın aynı yerde yakalanmaları, üzerlerinden ele geçen belgelerin ve şifrelemelerin benzer mahiyette olması nedeniyle birbirlerini tanımadıklarına yönelik savunmalarına da itibar edilmemiştir." içeriğindeki kabul ile;
Sanık Z. S.'ın; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan neticeten 7 yıl 6 ay hapis,
Sanık Z. Ç.'in; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis, 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 9 ay hapis ve 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca her iki sanığın 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraatlerine ilişkin hüküm kurulmuştur.
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde;
1- Sanık sanık Z. Ç. hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma ve 6136 sayılı Kanunun 15/1. maddesine aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf incelemesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 30.04.2015 tarih ve 2015/3344 Esas, 2015/926 Karar sayılı ilamında "Örgüt üyeliği örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. ..."denilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.04.2015 tarih ve 2015/1069 Esas, 2015/840 Karar sayılı ilamında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları; gönüllü olarak örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle örgütle organik bağ kurma, eylem ve faaliyetlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olarak kabul edilmiştir.
Tanıklar Z. K., H. Y., A. Ö.'in emniyette sanığın örgütsel konumuna ilişkin beyanlarının müdafii katılımı ile alınmış olması, bu beyanlarda sanığın kod adının geçmesi, sanık hakkında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2015 tarihli iddianamesinde "PKK/KCK terör örgütüyle organik bağ kurduğu, bu organik bağ içinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve etkinlik gösteren ancak vahamet arz etmeyen eylem ve faaliyetlerde bulunduğu şüphelinin PKK/KCK silahlı terör örgünün üyesi olduğu; ayrıca örgüt tabanının genişletmek ve örgüte üye temin etmek amacıyla, EÖÖ-DER adına piknik, tanışma çayı organize etmek, örgütün dağ kadrosunda ölen kişilerin mezarlarını ve ailelerini ziyaret etmek, örgütün önem verdiği günlerde gerçekleştirilen basın açıklamalarına katılmak, basın açıklaması sırasında örgüt lehine slogan atmak veya örgüt ile özgülenen marşlar eşliğinde halay tutup, ölen örgüt mensuplarına ait fotoğraflarını taşımak yüz yüze veya telefonla konuşma yapmak suretiyle terör örgütüne üye olduğu ve terör örgütünün stratejisi doğrultusunda propaganda da bulunduğu, yol kapatmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu ve yasaya aykırı gösteri ve yürüyüş yaparak 2911 sayılı kanuna aykırı davrandığı" iddiasıyla açılan kamu davasının Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/25 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, sanığın 06.01.2015-11.06.2015 tarihleri arasında Erzincan T Tipi kapalı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunduğu, tahliyesinden sonra istinaf incelemesine konu bu dosyaya ilişkin soruşturma kapsamında 24.07.2016 tarihinde yakalandığı, böylelikle temadinin kesilmiş olduğu, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada sanığın terör örgütüne müzahir öğrenciler tarafından kurulduğu belirtilen (ADÖDER)'de yapılan aramada parmak izlerinin bulunmuş olması ve dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; Mahkemece sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve suç tarihinde 6136 sayılı Kanun kapsamındaki bıçağı taşıması nedeniyle 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçları yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerinin usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, incelenen dosyaya göre silahlı terör örgütüne üye olma ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından verilen hükümlerde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, suçun niteliği, sanığa verilen ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tahliye talebinin reddine,
2- Sanık Z. S. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf incelemesinde;
CMK'nın "Hukuka Kesin Aykırılık Halleri" başlıklı 289. maddesinin 1/g bendine göre; “Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.” hukuka kesin aykırılık halidir. CMK’nın 230/1-b bendine göre de hükmün gerekçesinde; “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.” gerekmektedir. Bu hükümler dikkate alındığında;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.05.2016 tarih ve 2016/441 Esas, 2016/3062 Karar sayılı ilamında da" Temadi eden suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olma suçunda sanığın mütemadi suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olma suçunda temadinin yakalanma ile kesileceği, örgüte katılma tarihi ile yakalanma tarihi arasında silahlı terör örgütünün amaçladığı suçu gerçekleştirmeye elverişli olan ve vehamet arz eden eylemlerin gerçekleşmesi halinde tüm eylemlerin geçitli suça ilişkin kurallar ile fikri içtima hükümleri de nazara alınıp hukuken birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" yolundaki ilamı ile birlikte değerlendirildiğinde....; " şeklinde değinildiği üzere silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olup yakalanma anına kadar vahamet arz eden eylemlerin gerçekleşmesi durumunda tüm eylemlerin birlikte değerlendirilmesi gerekeceği,
Buna göre;
Sanık Z. S. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/68895 sayılı soruşturma dosyası üzerinden mahkemeye hitaben yazılan 12.01.2017 tarihli yazı ile birleştirme talepli dava açılabileceğinin bildirildiği, bu soruşma kapsamında sanığın beyanının 12.01.2017 tarihinde alınmış olduğu, soruşturma dosyasının duruşmada yapılan incelemesi sonucunda; sanık Z. S.'ın daha önce çalıştığı 3. havaalanı inşaatında şantiye bölgesindeki kaldığı evde yapılan 01.06.2016 tarihli tespitlerde 1 adet dizüstü bilgisayar ve Kobane ile başlayan, heval M. isimli yazılı kağıtlar nedeniyle soruşturmaya başlandığı, M. Ç.'un jandarmalar tarafından 01.06.2016 tarihinde ifadesinin alındığı, Ele geçirilen kağıtlar, tutanak, M. Ç.'un ifadesi, el koyma ve inceleme yapılmasına dair Sulh Ceza Hakimliği'nin kararı, Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından düzenlenen rapor ve Z. S.'ın ifadesinden birer örnek alınarak okunup dosyaya konulduğu, soruşturma evrakının iadesine karar verildiği anlaşılmakla;
Hukuki ve fiili bağlantı, suç tarihleri ve sanığa atılı suçun niteliğine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/68895 sayılı soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılarak, öncelikle sanık hakkındaki anılan soruşturma evrakı ile istinaf incelemesine konu bu dosyaya konu suça ilişkin olaylar arasında hukuki kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ve nedenleri gösterilerek gerekçeye yansıtılması, soruşturma dosyasında dava açılıp açılmadığının ve halen derdest olup olmadığının belirlenmesi, dava açılmış ise yargılamanın birlikte yürütülmesi gerektiği de göz önüne alınarak birleştirilmesi ve sonucuna göre maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından her iki dosyada yer alan tüm delillerin birlikte ele alınarak gerekçeye yansıtılıp değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre sanığa isnat edilen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiğinden hükmün bu yönüyle Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, CMK'nın 283. maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, suçun niteliği, sanığa verilen ceza miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tahliye talebinin reddine,
Tahliye talebinin reddi kararlarına yönelik olarak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 104/3, 105/son cümle uyarınca dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Dairemize İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,
Sanık Z. Ç. hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme ilişkin istinaf talebinin esastan reddine ve sanık Z. S. yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin bozma kararları yönünden CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,
Sanık Z. Ç. hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen hükme yönelik isitnaf talebinin esastan reddine ilişkin karar karşı CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağı geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak, veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek sureti ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 13.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)