(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230) (5326 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 53,179, 204, 206, 268) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.) (16.CD. 31.03.2016 T. 2015/8151 E. 2016/2093 K.)
Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesince sanık Hasan İslamoğlu hakkında Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre,
Dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanığın 23.01.2017 günü durumundan şüphenilerek polis memurları tarafından durdurulduğu, kimlik kontrolünde kardeşi Mesut Beyhan İslamoğlu'na ait sürücü belgesini ibraz ettiği, şüphe üzerine karakola götürülüp alınan beyanında sürücü belgesinin kardeşine ait olduğunun beyan etmesi üzerine sanık hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla TCK'nın 268/1, 204/1, 53/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahkemece sanığın kardeşine ait gerçek sürücü belgesini kendisine ait olduğunu söyleyip kullanması şeklinde gerçekleşen eyleminin; başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturduğu tespiti ile TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1, 53/1-2-3, 58/6, 63. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine ilişkin hüküm kurulmuştur.
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu TCK'nın 268/1. maddesinde; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 17.02.2016 tarih ve 2015/6713 Esas, 2016/1017 Karar sayılı ilamında; "İftiranın özel bir şekli olan “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” suçunun oluşabilmesi için, failin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerektiği, somut olayda ise; sürücü belgesine, daha önceki tarihlerde alkollü araç kullandığından beş yıl süre ile el konulan sanığın araç kullandığı sırada kimlik kontrolü nedeniyle görevli trafik ekibinin hakkında trafik idari para cezası tutanağı düzenlenmesini engellemek amacıyla iş ortağı olan mağdurun sürücü belgesini ibraz etmesi üzerine hakkında hız sınırını ihlalden idari para cezası tutanağı düzenlenen olayda, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla sürücü belgesini vermemiş olması ve kimliği kullanılan kişi hakkında bir soruşturma ve kovuşturma yapılmamış olması hususları gözönüne alındığında, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşmayacağı, eylemin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması..." denilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 31.03.2016 tarih ve 2015/8151 Esas, 2016/2093 Karar sayılı ilamında;" İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde öngörülen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, bunun dışında hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği;
Somut olayda; alkollü araç kullanırken yakalanan sanığın, kolluk kuvvetlerine ağabeyi mağdur Gökhan Karabina'nın sürücü belgesini ibraz ederek kendisini bu şekilde tanıtması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan herhangi bir soruşturma işleminin yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa buna ilişkin soruşturma evrakları ile sonucunun araştırılıp, denetime olanak sağlayacak şekilde dosyaya eklendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği........" belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde;
1-Sanık hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmadığı ve resmi bir belgenin düzenlenmesini gerektiren bir durum da olmadığı halde rutin kontrol sırasında polis memurlarının görevleriyle bağlantılı olarak kimlik sorması üzerine kardeşine ait sürücü belgesini ibraz eden sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinde belirtilen kimlik bildirmeme kabahatine uyup uymayacağının gerekçede tartışmasız bırakılması suretiyle yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümde kurulması,
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre sanığa isnat edilen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
2-Kabule göre,
a-) Gerekçeli karar başlığında suç adının “Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine “İftira” olarak yazılması,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesinin gerekmesi,
c) Sanığın karakoldaki beyanında kendiliğinden gerçeğe dönmesi şeklinde gerçekleşen eylemde sanık lehine TCK'nın 269. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca hükmün öncelikle bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 283. maddesi uyarınca sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)