(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 53, 289) (5271 S. K. m. 223)
DAVA: Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, dosya görüşüldü:
KARAR: İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, haciz tutanakları, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Yediemin sıfatıyla teslim edilen malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğinin tespit edilmesi halinde TCK'nın 289/1. maddesinde düzenlenen ve dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olunduğunun tespiti halinde ise; TCK'nın 289/3. maddesinde tanımlanan suç oluşacaktır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 23.10.2015 tarih ve 2015/5688 Esas, 2015/3483 Karar sayılı ilamında "Borçlu şirkette çalıştığı sırada haciz işlemi yapılıp mallar kendisine teslim edildikten sonra işten ayrıldığını iddia eden ancak İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olan sanığın eyleminin TCK'nın 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adlî para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı nazara alınıp hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK 289/1 maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi, ..." denilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan TCK'nın 289/1-1. cümle, 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
10.08.2015 tarihinde haczedilerek iş yerinde çalışan sanığa yediemin olarak teslim edilen mahcuzların muhafazası için 07.12.2015 tarihinde haciz mahalline gidildiğinde mahcuzların yerinde olmadığı, adresin boş olduğunun görüldüğü ancak kapı kapalı olduğundan haciz mahallinde herhangi bir mahcuzun bulunup bulunmadığının tespitine yönelik bir bilginin haciz tutanağında bulunmadığı, anahtar deliğinden bakılarak içerisinin boş olduğunun görüldüğünün haciz tutanağına yazıldığı, sanığın savunmasında; 05.01.2016 tarihinde işten çıkarıldığı, hacizli malların iş yerinde kaldığı, daha sonra firmanın başka bir adrese taşındığını beyan etmesi ve 26.05.2016 tarihli duruşmada tanık olarak beyanı alınan .....'nın emniyet araştırmasının kendisinin bulunmadığı ve işyerinin kapalı olduğu bir zamanda yapıldığı, mahcuzlardan klimanın halen haciz mahallinde bulunduğu, diğerlerini de uhdesinde muhafaza ettiğini beyan ettiği, kolluk görevlileri tarafından 20.05.2016 tarihinde yapılan araştırmada "işyerinde kapıyı açan olmadığının" belirtildiği, ancak mahcuzların bulunup bulunmadığına dair bir tespit yapılamadığının anlaşılması karşısında;
Mahkemece mahcuzlardan klimanın eski haciz mahallinde ve diğerlerinin ise taşındıkları belirtilen yeni adreste halen bulunup bulunmadıkları ve bu husustaki kabule ilişkin somut deliller gösterilerek, karar yerinde açıklanıp gerekçeye yansıtılmadan, "Haciz yapılan adreste malları bulundurmamanın tek başına suçun oluşumuna sebebiyet vermeyeceği, malların akıbeti araştırılarak bulunamaması halinde suçun oluşabileceği" şeklinde yetersiz gerekçe ile sanığın yüklenen suçu işlemediğinin sabit olduğu kabul edilerek CMK'nın 223/2-b. maddesi uyarınca beraatine dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkeme kararlarının dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre sanığa isnat edilen ve suç oluşturduğu ya da oluşturmadığı kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK'nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
SONUÇ: Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 284. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 16.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)