(5237 S. K. m. 53, 54, 62, 63, 221, 314) (3713 S. K. m. 5)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince sanık …hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık ve müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, yakalama ve el koyma tutanağı, inceleme ve tespit tutanağı, fotoğraftan teşhis tutanağı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğü uzmanlık raporu, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 53/1, 63/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince TCK'nın 314/2, 221/4, 62, 53/1-2, 221/5, 58/9, 63, 54, 3717 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca neticeten 5 Yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, TCK'nın 314. maddesinde düzenlenmiş ve TCK'nın 4. kısmının dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 30.04.2015 tarih ve 2015/3344 Esas, 2015/926 Karar sayılı ilamında "Örgüt üyeliği örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. ..."denilmiştir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.04.2015 tarih ve 2015/1069 Esas, 2015/840 Karar sayılı ilamında, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları; gönüllü olarak örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmak suretiyle örgütle organik bağ kurma, eylem ve faaliyetlerde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olarak kabul edilmiştir.
Bunun yanında, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 13.01.2016 tarih ve 2015/7307 Esas, 2016/319 Karar sayılı ve 24.04.2015 tarih ve 2015/1066 Esas, 2015/1243 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; terör örgütlerine yeni eleman temin etme, barındırma, gönderme veya ulaşımını sağlama, terör örgütüne gelir sağlamanın yollarından biri olan silah ticareti yapma gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonların içinde bulunmaya yönelik eylemlerde ise söz konusu unsurların tamamı bir arada bulunmasa bile, anılan bu faaliyetlere ilişkin organizasyonların örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
PKK silahlı terör örgütüne katılmak amacıyla gittiği Irak ülkesinde silahlı- siyasi ve sağlık eğitimleri alan, kendisine kod adı verilen, silahlı terör örgütü PKK içerisinde yakalandığı tarihe kadar aralıksız olarak faaliyetlerde bulunan, daha sonra ülkemize giriş yapan ve Diyarbakır ilinden İstanbul iline geldiğinde ihbar üzerine Atatürk havalimanında yakalanan ve böylelikle silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olan sanığın bu şekilde gerçekleşen eylem ve faaliyetlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da göz önüne alındığında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Yakalandığı tarihe kadar örgüt üyeliği devam ettiği tüm dosya kapsamından anlaşılan sanığın, uzun yıllar silahlı terör örgütünün içerisinde faaliyette bulunmuş olması, dosya içeriğine göre örgüt içindeki tespit edilen faaliyet ve konumuna göre; TCK'nın 221/4. maddesinde öngörüldüğü şekilde örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yeterli bilgi ve belge vermediği, bu nedenle yasada aranan şartların oluşmadığı gözetilmeden sanığa hükmolunan cezadan TCK'nın 221/4. maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe istinaf talebinde bulunulmadığından ve yine İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğü uzmanlık raporu ile 2002 yılından bu yana kayıt altına alınan faili meçhul olaylara ait DNA profilleri ile sanığa ait DNA profilleri arasında irtibat kurulamamış olduğu yönündeki raporu, iddianame kapsamında sanığa yüklenen eylemin" silahlı terör örgütüne üye olma" olarak gösterilmiş olması göz önüne alındığında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebeplerin niteliğinin takdir kılındığı, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre sanık hakkında verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)