(2709 S. K. m. 13, 14, 26) (5237 S. K. m. 43, 53, 62, 63, 220) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık ... hakkında Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, suça konu twitter isimli sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımların içerikleri, 01.09.2016 ve 24.08.2016 tarihli tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında örgütün veya amacının propagandasını yapma suçundan TCK'nın 220/8-1, 53/1, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda;
İlk derece mahkemesince; "Sanık savunması, ön inceleme ve tespit tutanağı, kolluk tutanakları ve sair dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; sanık ...'in twitter isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden "insan-ı kamil" isimli profil oluşturduğu ve bu profilden; 16 Temmuz 2016 günü, “Hep diyorduk: Kürt düşmanlığının gözünü kör ettiği, laik Türkler gün gelecek PKK ve YPG’ye yalvaracak bizi kurtarın diye! O günler geldi” 18 Temmuz 2016 günü “Cudi’de PKK’nin elindeki esir askerler şuan en mutlu ve insani muamele görenler” şeklinde, 30 Temmuz 2016 günü …isimlitwitter kullanıcısının paylaştığı “#HPG: Hakkari Çukurca’da Kaybımız Yok. TSK Yine Gool Yedi:) insan biraz utanır” şeklindeki gönderiyi retweetlemek şeklinde, 31 Temmuz 2016 günü, “Ahali Meydanlarda Demokrasi şerbeti ile mest olmuşken, TSK’nın defteri dürüldü. Hitler Faşizmi başladı, Tek umut Kürdistan Özgürlük Ateşi!” şeklinde, 31 Temmuz 2016 günü, …isimlitwitter kullanıcısının paylaştığı “PKK Türkiyeleşmeye devam ediyor. Giresun, Gümüşhane, Trabzon derken bu sefer Ordu semalarında göründüler” ibareli fotoğrafını retweetlemek şeklinde, 3 Ağustos 2016 günü, … isimli twitter kullanıcısının paylaştığı “Umudun adı, Halkı için düğüne gider gibi ölüme koşan gerilladır” ibareli ve terör örgütü mensuplarının bulunduğu fotoğrafını retweetlemek şeklinde, 3 Ağustos 2016 günü …isimli twitter kullanıcısının paylaştığı “Burası Şengal görkemli tören düzenleniyor. Nerden nereye bir avuç yiğit cesur adam insanlığa umut oldular” ibaresi ile terör örgütü mensuplarının ve sözde bayraklarının bulunduğu fotoğrafı yine 4 Ağustos 2016 günü, …isimlitwitter kullanıcısının paylaştığı “#HPG: #Şemdinli’de 1’i rütbeli 1-4 asker daha öldürüldü. Aynı bölgede üç günde toplam 36 asker öldürüldü#TwitterKurds” şeklindeki haberi retweetlemek şeklinde, 5 Ağustos 2016 günü, .... isimli twitter kullanıcısının paylaştığı “SondDakika - Minbic kent merkezinin büyük bölümü özgürleştirildi. Kentin yüzde 90’ı özgürleştirildi. ANF” ibareli YPG terör örgütünün fotoğrafının bulunduğu haberi, 5 Ağustos 2016 günü …isimli twitter kullanıcısının paylaştığı “Sabri Ok:Tecrid devam ederse kesintisiz bir savaşın ilanı olur” şeklindeki haberi retweetlemek, 7 Ağustos 2016 günü, …isimlitwitter kullanıcısının paylaştığı “SAVAŞ YAYILIYOR… Cemil Bayık: Artık savaş dağ, ova, şehir demeden her tarafta yürütülecek” şeklindeki haberi retweetlemek, 8 Ağustos 2016 günü …isimlitwitter kullanıcısının “Adıyaman’da gerilla ile korucu-tc askeri arasında çatışma var. Şu ana kadar 2 korucu telef oldu” şeklindeki gönderisini retweetlemek, 10 Ağustos 2016 günü …isimlitwitter kullanıcısının “Toros Sorpiyan’ın dediği gibi TC meclisi değil, aksine bir kürt meclisi hedeflenmelidir. TC ordusu dağılmış durumda, bu durum uygundur” şeklinde paylaşımını retweetlemek, 15 Ağustos 2016 günü …isimlitwitter kullanıcısının paylaştığı “12-Ama bugün YPG safları ile birlikte 60-70 bin tecrübeli kadroyu gözardı etmek büyük yanılgı doğuracaktır” şeklindeki haberi “YPG’yi hedef göstermeyin lütfen. O YPG olmasaydı Urfa, Antep, Kilis, Hatay çoktan İŞİD’in eline geçmişti” ibaresiyle paylaştığı ayrıca “...” kullanıcı adlı Facebook hesabının herkese açık paylaşımlarında 28 Haziran 2016 tarihinde, PKK/KCK terör örgütünün Suriye ülkesindeki uzantısı ve yapılanması olan PYD/YPG (Halk Savunma Birlikleri) sözde bayrağının ve YPG’li teröristin bulunduğu fotoğrafı profil resmi yaparak güncellediği ve paylaştığı, sanık savunmalarında sosyal medya hesaplarının kendisine ait olduğunu ancak paylaşımları kendisinin yapmadığını, telefonunu ve bilgisayarını izinsiz kullanan kişilerce yapılmış olabileceğini beyan etmiş ise de sanık tarafından aktif olarak kullanılan hesaplardan sözkonusu paylaşımların başkaları tarafından yapılması durumunda bunun sanık tarafından kısa sürede anlaşılabileceği hesabın kendisi tarafından açılıp kullanıldığının anlaşılması karşısında hayatın olağan akışına aykırı savunmasına itibar edilmediği, terör örgütü mensuplarının silahlı şekilde faaliyetlerini, bayraklarını, örgütün eylemlerinin haklı olduğu, terör örgütü ele başlarının halkın örgüt yanında sözde savaşa ve direnişe katılması yönündeki açıklamalarını içeren paylaşımlarda bulunması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin sanığın propagandasını yaptığı terör örgütünün amacı, bu amacı gerçekleştirmek için yaptığı eylemlerin cebir, tehdit ve yoğun şiddet içeren niteliği de göz önüne alındığında silahlı terör örgütü PKK ve bağlı örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek, teşvik edecek nitelikte olduğu ve silahlı terör örgütünün propagandası suçunu oluşturduğu, sanığın paylaşımlarında görsel ve yazılı unsurların bir arada yer alması yine bir kısmının ise şiddet eylemlerini övücü bir kısmının ise teşvik edici ve meşru gösterecek nitelikte olduğu" gerekçesiyle; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 sayılı Kanunun 7/2-1, 7/2/2-2, TCK'nın 43, 62, 53/1-2, 63. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçunun düzenlendiği 11.4.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 3713 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi; "Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." şeklindedir.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde propaganda; "Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca" şeklinde tanımlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26/1. maddesine göre, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar..." şeklindedir.
Bunun yanında; Anayasanın çeşitli hükümlerinde de ifade özgürlüğünün kullanılmasına ilişkin sınırlamaların ne şekilde olabileceği gösterilmiştir.
Anayasa'nın 26/2. maddesine göre, bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Yine Anayasa'nın 13. maddesine göre; temel hak ve hürriyetler, ancak Anayasa'da belirtilen sebeplerle ve kanunla sınırlanabilir. Anayasa'nın 14. maddesine göre ise, Anayasa'da belirtilen hak ve hürriyetlerden hiçbiri Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz, Anayasa hükümleri Anayasa ile tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini ve Anayasa'da belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunulmasını mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
11.4.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2. maddesi kapsamında "terör örgütünün propagandasını yapma" suçunun oluşabilmesi için, terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancın başkalarına tanıtılması, benimsetilmesi ya da yayılması amacıyla terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerinin meşru gösterilmesi veya bu yöntemlerin övülmesi ya da bu yöntemlere başvurmanın teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, failin eylemini oluşturan yazı, konuşma, video, açıklama veya sözler ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.
Bu bağlamda;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 22.03.2016 tarih ve 2015/7871 esas, 2016/1811 karar sayılı kararında; "... örgüte müzahir internet sitelerinden yapılan çağrılar doğrultusunda... organize edilen basın açıklaması ve gösteri yürüyüşü için toplanan, “Dişe diş kana kan seninleyiz Öcalan” şeklinde terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte slogan atan grup içinde bulunan, grubu yönlendiren ve grupla birlikte slogan atan sanıkların eylemlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği", belirtilmiştir.
Yine; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 17.03.2016 tarih ve 2015/2276 esas, 2016/1947 karar sayılı kararında da; "... kolluk tutanaklarına göre kanuna aykırı olarak gerçekleştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşünde cebir ve şiddet içeren sloganlar atan grupla bütünleşip slogan atan sanığın, sarf ettiği sözler tekdüze ve doğrudan cebir ve şiddet içermeyen nitelikte olsa dahi atılan sloganların etkisiyle kitle içinde bir grubun "belediye otobüsüne saldırma girişiminde" bulunmaya yönelttiği dikkate alındığında bu açıdan açık ve yakın bir tehlikeye vücut verdiği ..." kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın kullanmakta olduğu twitter sosyal medya hesabı üzerinden terör örgütü mensuplarının silahlı faaliyetlerine ilişkin fotoğraf ve görüntüleri ile birlikte terör örgütlerinin simgelerini ve şiddet, cebir içeren yöntemlerini benimsetmeye çalışan, iyi göstermeye yönelik ve övücü mahiyetteki suça konu yazıları paylaşması şeklinde gerçekleşen eyleminin silahlı terör örgütü PKK'nın ve PKK terör örgütü ile iltisaklı PYD/YPG silahlı terör örgütünün propagandası mahiyetinde olduğu; sanığın propagandasını yaptığı terör örgütlerinin amacı, bu amacı gerçekleştirmek için yaptıkları eylemlerin cebir, tehdit ve yoğun şiddet içeren niteliği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere; "silahlı terör örgütü PKK ile irtibatlı olan PYD/YPG yapılanmasının da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunduğu" göz önüne alındığında, eylemin silahlı terör örgütleri PKK ve PYD/YPG'nin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek, teşvik edecek nitelikte olduğu ve silahlı terör örgütünün propagandası suçunu oluşturduğuna yönelik kabul ve yine suça konu paylaşımların gerçekleştiği tarihler, sürekliliği, sosyal medya hesabının sanığa ait olması, tespit tutanağına konu twitter hesabının cep telefonunda kullandığı twitter hesabı ile aynı hesap olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, sanığın twitlerden bir kısmını kendisinin paylaşmadığı, ameliyata girdiğinde hastane personelinin odaya çıkabileceği yolundaki savunmasına itibar edilmeyerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesine dair yerel mahkemece verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)