T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2817
KARAR NO: 2025/2947
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 25/09/2025
NUMARASI: 2025/449 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Elatmanın Önlenmesi (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ: 10/09/2025
KARAR TARİHİ:18/11/2025
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan almış olduğu lisanslar kapsamında sahip olduğu geniş bayilik ağı ile yurt genelinde akaryakıt, ... ve ... dağıtım, depolama ve satış faaliyetleri yürüttüğünü, söz konusu faaliyetleri gerçekleştirebilmek için akaryakıt/... bayilik lisansına sahip firmalar/şahıslar ile bayilik anlaşması niteliğinde İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi, ... Bayilik Sözleşmesi ve Yatırım Çerçeve Sözleşmesi gibi ticari sözleşmeler akdettiğini, ilgili ticari sözleşmelerin konusunu oluşturan akaryakıt istasyonlarının kurulu olduğu taşınmazların; müvekkili şirketin mülkiyetinde olabileceği gibi işbu ticari sözleşmelerin karşı tarafını oluşturan bayi mülkiyetinde veya tamamen üçüncü bir kişi mülkiyetinde de olabildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında; müvekkili şirketin maliki olduğu Sakarya İli, Arifiye İlçesi, Hanlı/Merkez Mahallesi, ... Ada, 47 Parsel’de yer alan akaryakıt istasyonunun işletilmesi ve “... Ofisi” markası altında akaryakıt dağıtım faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi, ... Bayilik Sözleşmesi ve Yatırım Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmelerin süresi sonunda 31.12.2024 tarihinde sona erdiğini, davalı şirketin, 01.01.2025 tarihinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatını halihazırda istasyonda akaryakıt dağıtım faaliyetlerini yürüten müvekkili şirketin yeni bayisi Ada ... ... Otomotiv İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, davalı şirket ile ticari hiçbir bağı kalmadığını, davalı şirketin fiilen ilgili mahalleri tahliye etmesi gerekirken istasyonda ''... Otomotiv'' tabelasıyla otomotiv faaliyetlerini sürdürdüğü bir iş yeri işletmekte olduğunu, davalı şirket tarafından gerek istasyonda, gerekse istasyonun giriş ve çıkışlarında istasyonun fiziki standartlarını etkileyecek şekilde hurda halinde kamyon, tır ve benzeri yük araçları ile bu araçlara ait lastiklerin tutulduğunu, dolayısıyla istasyonun ... Ofisi standartlarında faaliyet göstermesine engel olunduğunu, bu durumun müvekkili şirketin itibarının zedelenmesine, maddi ve manevi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı şirkete Üsküdar 21. Noterliği'nin 31.01.2025 tarih, 6427 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, işbu ihtarname ile; sözleşmelerin sona ermesiyle müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir hukuki ve ticari ilişkinin kalmadığını, davalı şirketin açıkça istasyonun haksız işgaline sebebiyet verdiğini, bu nedenle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde istasyonu terk ve tahliye etmesini, aksi takdirde müvekkili şirket tarafından müdahalenin men-i ve ecrimisil davaları başta olmak üzere her türlü yasal yola başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından istasyonun terk ve tahliye edilmemesi üzerine işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu nedenlerle öncelikle teminatsız veya Sayın Mahkeme aksi kanaatteyse uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek tehlike arz eden oto lastikler ve hurda araçların kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 25.09.2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "HMK 390/3 maddesi gereği davacının davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, davanın mahiyeti gereği davacının iddialarında ve talebinde haklı olup olmadığı hususunun yapılacak yargılama neticesinde belli olacağını, mevcut dosya durumuna göre kanunun aradığı yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden ve talep yargılamayı gerektirdiğinden; ayrıca talep sonucunu kapsayacak, uyuşmazlığı çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile ticari hiçbir bağı kalmayan davalının şirketin fiilen ilgili mahalleri tahliye etmesi gerekirken istasyonda ''... Otomotiv'' tabelasıyla otomotiv faaliyetlerini sürdürdüğü bir iş yeri işletmekte olduğunu, davalı şirket tarafından gerek istasyonda, gerekse istasyonun giriş ve çıkışlarında istasyonun fiziki standartlarını etkileyecek şekilde hurda halinde kamyon, tır ve benzeri yük araçları ile bu araçlara ait lastiklerin tutulduğunu, dolayısıyla istasyonun ... Ofisi standartlarında faaliyet göstermesine engel olunduğunu, araç lastikleri yapıları gereği yanıcı olup yüksek sıcaklıkta kolayca tutuşabilmekte ve söndürülmesi oldukça güç olabildiğini, hurda araçların içinde kalan yakıt, yağ ve diğer yanıcı maddeler yangın oluşumunu tetikleyebildiğini, akaryakıt buharlarıyla birleştiğinde ise lastikler ve hurda araçlardaki kalıntıların, kolayca patlayıcı bir ortam yaratabildiğini, bu durumun çalışanlar ve müşteriler açısından can güvenliği açısından büyük risk barındırdığını, yangın ve patlamanın yanında bu tür atıkların; çalışanların dolaşım alanlarını daralttığını, kayma, düşme gibi fiziksel riskleri arttırdığını ve olası bir tehlike durumunda acil çıkış yollarını kapatarak tahliyeyi zorlaştırdığını, ilgili kısım davalı tarafından haksız olarak işgal edildiğinden müvekkilinin ilgili kısmı kiraya veremeyip kira geliri elde edemediğini, ilgili kısmı işletememekte ve gelir elde edemediğini ifade ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava; müdahalenin men'i ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece 24/09/2025 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, bu karar üzerine davacı vekilince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir; "Kesin hükme kadar devam eden, yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen bir hukuki koruma" şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir, diğer fonksiyonlarının yanında, davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici nitelikte geçici bir hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili, aynı maddenin 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde şartları belirtildikten sonra, takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir.İhtiyati tedbir kararının kapsamı belirlenirken iki tarafın hak ve yarar dengesinin gözetilmesi gerekir.HMK 392. madde uyarınca ihtiyati tedbir isteyen, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde hakim teminat alınmamasına da karar verebilir.Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar davacı vekili müvekkilinin malik olduğu davaya konu taşınmazdaki tecavüzlü bulunduğu iddia edilen bölümde bulunan ve davalıya ait olduğunu iddia ettiği oto lastik ve hurda araçların kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuş ise de, men'i müdahale ve ecrimisil talebine yönelik eldeki davada davanın esasını çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün bulunmaması, ayrıca davacının taleplerinin yargılamayı gerektirmesi sebebiyle tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince tüm delillerin değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2025/449 Esas sayılı dosyasında verilen 25/09/2025 tarihli ara kararına yönelik yapılan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, HMK'nın 353/a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede HMK'nın 391/3. maddesi gereği kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/11/2025