(AİHS. m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 289) (5237 S. K. m. 103)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı S.S.Ç Müdafii Av. K. İ. D. ve Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. S. K. Ö. tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kabule göre:
Hükmün gerekçe kısmında; Dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilerek sonuç kısmında açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmelidir(Y.C.G.K 15.03.2016 2014/4-698 2016/135)
Yargılama hakimi delilleri değerlendirmekte ve vicdani kanaatini oluşturmakta serbesttir. Ancak bunun gerekçesini mantık kurallarına göre iyi hazırlamak ve hükmünde göstermek zorundadır. Hakimin bir olayın neden gerçekleşmiş saydığını veya saymadığını gerekçelendirme zorunluluğu anayasamız ve yasalarla hüküm altına alınmıştır. Günümüzde gerekçe temel bir hak olarak kabul edilmekte ve "gerekçeli karar hakkı" olarak adil yargılanma hakkının temel unsurunu oluşturmaktadır. AİHS'in 6.maddesi kapsamında, AİHM içtihatlarıyla tanınan ve korunan gerekçeli karar hakkı, Anayasamızda ve usul kanunlarımızda yer almaktadır. Nitekim Anayasamızın 141/3 ve C.M.K'nun 34, 230 maddeleri gereğince mahkemelerin verdiği tüm kararların gerekçeli olması anayasal ve yasal bir zorunluluktur.(Doğan Gedik, İstinaf Yasa Yolunda Bir Bozma Sebebi Olarak Hükmün C.M.K 230.Madde Gereğince Gerekçeyi İçermemesi, Terazi Hukuk Dergisi Şubat 2017 sayısı, Makale S:8-9)Ayrıca maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen kararın da gerekçe olarak nitelendirilmesi mümkün değildir...tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığının anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığını denetlemesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür.(Yargıtay 15.H.D 20.03.2015, 2015/143) Yine sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin yeterli ve geçerli bir gerekçe niteliği taşıdığı söylenemeyeceğinden yasal gerekçeyi içermeyen hüküm niteliğindedir(Y.C.G.K 25.01.2011 2010/7-192, 2011/1)
Açıklamalar ışığında;
Hükmün gerekçesinde "ssç A.'ın da katılan Y.'e yönelik cinsel istismar eyleminde bulunduğu fakat Abdullah'ın yaşının küçük olması nedeniyle hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği" şeklinde bir belirleme yapılmasına rağmen, her iki S.S.Ç'in birbirlerinin eylemlerine katılıp destek vermeleri gözönüne alındığında, T.C.K'nun 103/3-a ve 43.maddelerinin uygulanmama sebebinin hükmün gerekçesinde açıklanmaması,
Yine hükmün gerekçe kısmında: "ssç H.'in katılana yönelik zor kullanarak Nitelikli Cinsel İstismar suçunu işlediği anlaşılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur" şeklinde bir belirleme yapılmasına rağmen, T.C.K'nun 103/4 maddesinin uygulanmama sebebinin hükmün gerekçesinde açıklanmaması,
Hükmün C.M.K'nun 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi kabul edilerek,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan S.S.Ç Müdafii Av. K. İ. D. ve Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. S. K. Ö.'ün ileri sürdüğü nedenler bu sebeplerle yerinde görülmüş olmakla, C.M.K'nın 289/1-g 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN OLARAK, 07.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)