(5271 S. K. m. 38, 105, 260, 273, 275, 276)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı O yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İstinaf Başvurusunun Süresinde Olup Olmadığı:
O yer Cumhuriyet savcısı 12.01.2017 tarihinde vermiş olduğu dilekçesi ile yerel mahkeme kararını istinaf etmiştir. Yerel mahkeme 12.01.2017 tarihli ek kararı ile mahkeme gerekçeli kararının 04.01.2017 tarihinde yazılıp onaylandıktan sonra UYAP üzerinden cumhuriyet savcısının ekranına atıldığını, iş bu sebeple istinaf etme süresinin 11.01.2017 tarihinde sona erdiğini bu süreden sonra verilen istinaf dilekçesinin reddine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı istinafın süresinde olduğunu ileri sürerek bu red kararını istinaf etmiştir.
C.M.K'nun 260.maddesi kanun yollarına başvuru hakkını düzenlemiştir. Maddenin 1.fıkrası: "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır" Şeklinde düzenleme ile cumhuriyet savcısının verilmiş karara karşı yollarına başvurabileceğini hüküm altına almıştır.
C.M.K'nun 273/1 maddesi istinaf istemi ve süresini düzenlemiştir. Buna göre : "1. İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
2. Hüküm, istinaf yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar."
C.M.K'nun 275/2 maddesi "Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir." şeklinde bir düzenleme ile gerekçeli kararların tebliğ edilmesine zorunluluk getirmiştir.
C.M.K'nun 276/1-2 maddesi ise istinaf isteminin reddi ve sonraki işlemler hakkında bir düzenleme getirmiştir.
Açıklanan düzenlemeler ışığında cumhuriyet savcılığına tebligatın nasıl yapılacağı sorunun temelini teşkil etmektedir.
Bu husus ise "Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat" başlığını taşıyan C.M.K'nun 38. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre; "Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır" şeklinde özel düzenleme ile tebliğin Başsavcılığa kararın aslının verilmesi suretiyle olacağının ve başsavcılığında sürenin başlangıcının belirlenmesi amacıyla evrakın aslına bu günü yazması gerektiğini hüküm altına almıştır.
C.M.K'nun 38/A maddesi ise "Elektronik işlemler" başlığını taşımakta olup UYAP üzerinden yapılacak işlemler ile ilgili düzenlemeler getirmiştir. Getirilen bu düzenlemeler C.M.K.'nun 38. Maddesindeki tebligat hükümlerini ile ilgili özel düzenlemeleri ortadan kaldırmadığı gibi, kararın savcılık ekranına atılması da tebligat yerine de geçmeyecektir.
Bu durumda, yerel mahkemenin o yer cumhuriyet savcısının 12.01.2017 tarihinde vermiş olduğu istinaf lahiyasının süresi içinde olmadığı yolundaki 12.01.2017 tarihli EK kararının yerinde olmadığı, istinafın süresi içinde olduğu anlaşıldığından, yerel mahkemenin 12.01.2017 tarihli EK kararının kaldırılmasına karar verilerek, yerel mahkemenin kararının istinaf dilekçesi gereğince incelemesine geçildi.
Yerel Mahkeme Kararının İncelenmesi:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kabule göre:
Sanığın işlediği iddia olunan suç ile ilgili iddianamede T.C.K'nun 105/1, 105/2-d maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği, yargılama aşamasında müştekinin şikayetinden vazgeçtiği, yerel mahkemenin müştekinin vaki şikayetinden vazgeçtiğinden bahisle yargılamaya son vererek işin esasına girmeden düşme kararı verildiği, incelenen karardan anlaşılmış ise de; iddianamede ki sevk maddeleri arasında geçen ve şikayete tabi olmayan T.C.K'nun 105/2-d maddesinin ne şekilde düşme kararında dikkate alınmadığının gerekçeli kararda açıklanmadığı, bu hususun da hükmün C.M.K'nın 230 uncu maddesi gereğince yeterli gerekçeyi içermemiş olması kabul edilerek,
Bozmayı gerektirmiş, İstinaf başvurusunda bulunan O yer Cumhuriyet Savcısının istinaf istekleri bu nedenle yerinde görüldüğünden,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiisinin ileri sürdüğü nedenler bu nedenle yerinde görülmüş olmakla, C.M.K'nın 289/1-g 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN OLARAK, 20.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)