(5237 S. K. m. 61, 103, 109) (5271 S. K. m. 230, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kabule göre;
A-Cinsel İstismar suç yönünden:
Mahkemenin mağdure E. K.'ya karşı Cinsel istismar suçundan dolayı verilecek cezada lehe yasa değerlendirmesi yaparken lehe yasanın 6545 sayılı yasa değişikliğinden önceki yasa maddesi olduğunu belirtmiştir. Bu belirlerken 6545 sayılı yasa ile değişik hali uygularken temel ceza 8 sene iken alt sınırdan ayrılıp 9 seneden temel cezayı belirlemiş buna gerekçe olarak "mağdurun yaşının küçüklüğü ve mağdurun ruh sağlığının bozulması hususu temel cezanın belirlenmesinde gözönüne alınarak takdiren ve teşdiden" şeklinde bir gerekçe belirlemiştir.
Oysa temel cezanın belirlenmesinde hangi gerekçelerin kullanılması gerektiği T.C.K'nun 61/1 maddesinde açıklanmıştır. Bunlar yasa maddesine göre şöyledir;
"a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler"
Oysa T.C.K'nun 103. maddesinin uygulanma sebebi zaten mağdurenin yaşının küçüklüğü olup ayrıca bunun teşdit gerekçesi yapılması yasal değildir. Yine mağdurenin ruh sağlığının bozulmuş olması da alt sınırdan ayrılmak için yasal teşdit gerekçesi yapılamaz.
İş bu sebeple yasal olmayan gerekçe ile sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Yine mağdure A. B.'ın duruşmada ayrıntılı beyanın alınmaması rağmen soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanında; "beni yatak odasına götürdü, Burada benim arka tarafıma eliyle dokundu, kafamı yatağa doğru bastırarak eğdirmeye çalıştı, arka tarafımdan zorladı, ben dayanamadım, nefes almak için kafamı kaldırdım, sonra kafamı tekrar bastırdı" şeklinde eylemi tarif etmesine rağmen bu eylemlerin T.C.K'nun 103/1-1 cümle maddesindeki suçumu? yoksa 103/2, 35/2. maddesindeki suçumu? oluşturduğu hususunda gerekçede bir değerlendirmenin yapılmamış olması,
B-Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suça Yönünden:
Mahkemenin gerekçesinde "...mağdure E. K.'yı farklı tarihlerde kendisine dondurma ve para vereceği söylemi ile aldatarak(hile)" şeklinde belirleme yapması rağmen, Bu mağdura karşı T.C.K'nun 109/2 maddesi yerine T.C.K'nun 109/1 maddesinden hüküm kurması,
Diğer mağdur Azra'ya karşı yapılan fiili belirlerken mahkeme gerekçesinde "...mağdure E. K.'yı farklı tarihlerde kendisine dondurma ve para vereceği söylemi ile aldatarak(hile) ....yine sanık H.'in 27.1.22015 tarihinde benzer bir şekilde mağdure A.'yı evine alıp" şeklinde belirleme yapması rağmen, Bu mağdura karşı T.C.K'nun 109/2 maddesi yerine T.C.K'nun 109/1 maddesinden hüküm kurması,
Hükmün C.M.K'nun 230.maddesi gereğince hükmün yeterli gerekçeyi taşımaması kabul edilerek, hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı vekili ve sanık müdafiiinin ileri sürdüğü nedenler bu sebeple yerinde görülmüş olmakla, C.M.K'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN OLARAK 08.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)