(AHİS. m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 210, 230, 280, 289) (YCGK 15.03.2016 T. 2014/8-698 E. 2016/135 K.) (YCGK. 25.01.2011 T. 2010/7-192 E. 2011/1 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hükmün gerekçe kısmında; Dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilerek sonuç kısmında açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmelidir(Y.C.G.K 15.03.2016 2014/4-698 2016/135)
Yargılama hakimi delilleri değerlendirmekte ve vicdani kanaatini oluşturmakta serbesttir. Ancak bunun gerekçesini mantık kurallarına göre iyi hazırlamak ve hükmünde göstermek zorundadır. Hakimin bir olayın neden gerçekleşmiş saydığını veya saymadığını gerekçelendirme zorunluluğu anayasamız ve yasalarla hüküm altına alınmıştır. Günümüzde gerekçe temel bir hak olarak kabul edilmekte ve "gerekçeli karar hakkı" olarak adil yargılanma hakkının temel unsurunu oluşturmaktadır. AİHS'in 6.maddesi kapsamında, AİHM içtihatlarıyla tanınan ve korunan gerekçeli karar hakkı, Anayasamızda ve usul kanunlarımızda yer almaktadır. Nitekim Anayasamızın 141/3 ve C.M.K'nun 34, 230 maddeleri gereğince mahkemelerin verdiği tüm kararların gerekçeli olması anayasal ve yasal bir zorunluluktur.(Doğan Gedik, İstinaf Yasa Yolunda Bir Bozma Sebebi Olarak Hükmün C.M.K 230.Madde Gereğince Gerekçeyi İçermemesi, Terazi Hukuk Dergisi Şubat 2017 sayısı, Makale S:8-9)Ayrıca maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen kararın da gerekçe olarak nitelendirilmesi mümkün değildir... tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığının anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığını denetlemesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. (Yargıtay 15.H.D 20.03.2015, 2015/143) Yine sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin yeterli ve geçerli bir gerekçe niteliği taşıdığı söylenemeyeceğinden yasal gerekçeyi içermeyen hüküm niteliğindedir(Y.C.G.K 25.01.2011 2010/7-192, 2011/1)
Açıklamalar ışığında;
Kabule göre dosya; diğer yan deliller bir yana sadece suç mağduru S. Y.'ın ifadelerine dayanılarak açılan davadır. Yargılama sürecinde mağdur dinlenmeden karara gidilmiştir. Oysa C.M.K'nun 210/1 maddesi "Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez." hükmüne amirdir.
Yukarıda açıklanan madde gözönüne alınarak olayın tek tanığı olan mağdurenin dinlenmemesi ve bu hususta yeterli ve kanuni bir gerekçe gösterilmeden karara gidilmesi,
Suç tarihi 20.05.2013 tarihi olup 102/5 maddenin yürürlükte bulunduğu dönemdir. İş bu sebeple madde gereğince "Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulup-bozulmadığının" tespiti zorunludur. Bu işlemlerin uygulanmadığı ve uygulanmama gerekçesinin de kararda gösterilmediği,
Mağdure polis merkezinde vermiş olduğu beyanında; Olay yerine ambulans gelerek kendisini hastaneye götürdüğünü belirttiğine göre, mağdureden ambulansın ne şekilde olay yerine geldiğinin sorulup açıklatıldıktan sonra doğruluğunun araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bunun yapılmayarak gerekçesinin kararda gösterilmemiş olması,
Gerek mağdurenin gerek ise sanığın ifadelerinde olay yerinde ikinci bir kişinin de bulunduğu ve olaylara tanık olduğu belirtilmektedir. Sanık bu tanığın kimliği ve çalıştığı yeri savunmasında belirtmektedir. Bu kişinin çağrılarak dinlenmesi gerekir iken bunun yapılmadığı ve dinlenmeme gerekçesinin kararda gösterilmemiş olması,
Hükmün C.M.K'nın 230 uncu maddesi gereğince yeterli gerekçeyi içermemiş olması kabul edilerek,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmüş olmakla, CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN OLARAK, 08.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)