(5237 S. K. m. 53, 63) (5271 S. K. m. 280, 289) (2659 S. K. m. 7, 23, 31)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık O. A. müdafiinin, sanık B. A. müdafiinin, katılan mağdure vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suç tarihinin 19/01/2015 olmasına rağmen karar başlığında iki farklı tarihin gösterilmesi,
Gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin sanıklara verilen hapis cezasından 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilmemesi,
Birlikte suç işleyen sanıklara sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, toplam yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Mağdurenin sanıklar O. A. ve B. A.'ın aynı anda kıyafetlerini çıkarıp zorla yere yatırdıklarını, öptüklerini, göğüslerini elleyip cinsel organlarını sürttüklerini beyan etmesine rağmen mağdurenin, sanık B. A.'a yönelik beyanlarına neden itibar edilmediğinin karar yerinde tartışılıp ayrıntılı olarak açıklanmadan hüküm kurulması,
Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21/01/2015 tarih ve 2015/494 sayılı raporunda mağdurenin yapılan genital muayenesinde hymende eski ve yeni yırtık bulunmadığının, Darıcı Farabi Devlet Hastanesinin 20/01/2015 tarihli raporunda ise hymende 9 hizasında 0,5 cm fissür mevcut olduğunun belirtilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkinin usulünce giderilmesinden sonra suçun vasfının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Gebze Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunun 08/07/2013 tarihli raporunda; mağdurede hafif düzeyde zihinsel yetersizlik bulunduğunun belirtilmesi karşısında, Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulu veya Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğretim Kurumlarından veya birimlerine bağlı hastanelerden, mağdurede suç tarihi itibariyle akıl hastalığı veya zayıflığı olup olmadığı, kendisine karşı işlenen eylemin ahlaki kötülüğünü idrak edip edemediği, fiile karşı mukavemete muktedir olup olmadığı, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı var ise, bunun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında rapor alınmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, dolayısıyla hükmün CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık O. A. müdafiinin, sanık B. A. müdafiinin, katılan mağdure vekilinin istinaf nedenlerine bu itibarla uygun olarak, CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 13.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)