(5271 S. K. m. 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Cinsel Saldırı Suçu Yönünden Yapılan İncelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı,
Delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı,
İspat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği,
Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede;
Cinsel saldırı suçları işlenmekte iken cebir, şiddet suretiyle alıkoymanın cinsel saldırı için gerekli ölçü ve süre ile sınırlı kalması durumunda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığı, Yargıtay 14.Ceza Dairesinin istikrar kazanmış kararlarının da bu yönde olduğu gözetildiğinde, maddi olayda sanığın sergilediği cebir, şiddet ve alıkoymanın cinsel saldırı için gerekli ölçü ve süreyi aşıp aşmadığının denetime elverişli olacak şekilde tartışılmadan mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı ve sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Hükmün bozulmasına dair karar yönünden kesin olmak üzere,
İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21/03/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanığın mağdureye yönelik olarak olay tarihinde mağdurenin arkasına gelerek ağzını kapatarak duvara sıkıştırdığı, cebir kullanarak katılanın yere düşmesini sağladığı, yere düşen mağdurenin eteğini yukarıya doğru sıyırarak bacaklarına ve cinsel organına dokunarak cinsel saldırıda bulunduğu, mağdurenin bağırmaya başlayıp yardım istediği, sanığın mağdurenin bağırmalarına aldırış etmeyerek katılanın bacaklarına ve cinsel organına dokunarak cinsel saldırı eylemine devam ettiği şeklinde gerçekleşen olayda sanığın mağdureye yönelik olarak TCK'nun 102/1-1. Cümlede öngörülen cinsel saldırı suçunu işlediği sabit olduğundan, yerel mahkeme tarafından anılan madde gereğince en üst sınırdan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, olayın oluş şekli, sanığın kastına dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alındığında temel cezanın alt sınırından uzaklaşılması gerekir ise de en üst sınırdan ceza verilmesinin TCK'nun 3 ve 61 maddelerine uygun bulunmadığı, dairemiz tarafından duruşma açılmak suretiyle TCK'nun 3 ve 61 maddeleri gözetilerek makul bir ceza verilmesi gerektiği,
Yukarıda izah edildiği şekilde gerçekleşen cinsel saldırı suçuyla sınırlı olarak sanığın kullanmış olduğu cebir ve şiddetin ve mağdureyi alıkoyma suçunun ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmayacağının dairemiz tarafından duruşma açılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği, yerel mahkemenin bu suç yönünden CMK'nun 230. maddesi kapsamında suçun neden oluştuğuna ilişkin gerekçesini yazdığı, aksi görüşte olunması halinde bozma kararı verilmeyerek suç vasfının tayini ve delillerin değerlendirilmesi açısından dairemiz tarafından duruşma açılarak bir karar verilmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan cinsel saldırı suçundan üst sınırdan ceza verilmesine ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bozma kararı verilmesine yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)