(5271 S. K. m. 35, 238, 260) (6284 S. K. m. 2, 20)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı S.S.Ç Müdafii Av. S. K. ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. B. K. tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemece verilen hükmün 5271 sayılı C.M.K.nun 35/2, 260, 6284 sayılı Yasanın 2/1-d ve 20/2. maddeleri gözetilerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliği üzerine anılan kurum vekili tarafından suçların sübutuna ve sanığın mahkumiyetine dair karar verilmesi gerektiğine ilişkin ve davaya katılmasıyla yararlanabileceği kanundan kaynaklı haklardan yararlandırılmaması nedeniyle hükme yönelik istinaf dilekçesi verildiği anlaşılmakla;
20/03/2012 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 2/1-d.maddesi gereğince "Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,”
Aynı kanunun 20/2 maddesi gereğince "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." hükümleri ile;
5271 sayılı Yasanın “kamu davasına katılma” başlıklı 237. maddesinin birinci fıkrasındaki ;“(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler” şeklindeki hüküm uyarınca mağdur, suçtan zarar gören ve malen sorumlu olanların kamu davasına katılabilecekleri;
5271 sayılı Yasanın 238/2. maddesinde yer alan; “Duruşma sırasında şikayeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur” şeklindeki emredici hükmü;
5271 sayılı Yasanın 260/1. maddesindeki; “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır...” biçimindeki düzenleme ile de katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olanların da yasa yoluna başvuru haklarının bulunduğu açıkça kabul edilmiştir.
İstinaf incelemesi yapılabilmesi için, istinaf yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluktur. Nitekim 5271 sayılı CMK’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur” hükmü yer almaktadır.
Yine; Ceza Genel Kurulunun 28/05/2013 tarih, 2012/7.MD - 1423 esas -2013/260 karar, 23/09/2014 tarih, 2014/13-113 esas-2014/399 karar, 09/12/2014 tarih 2013/14-215 esas -2014/547 karar, 17/03/2015 tarih, 2013/11-602 esas- 2015/44 sayılı kararları ile 7. Ceza Dairesinin 27/01/2014 tarih ve 2013/7406 esas -2014/1996 karar, 29/01/2014 tarih, 2013/7539 esas -2014/1172 karar, 11. Ceza Dairesinin 24/02/2014 tarih, 2009/21774 esas- 2010/1866 karar, 5. Ceza Dairesinin 25/04/2014 tarih, 2013/454 esas -2014/4590 karar ile 1. Ceza Dairesinin 29/02/2016 tarih, 2015/4976 esas-2016/861 karar ve 30/03/2016 tarih, 2016/832 esas - 2016/1629 sayılı kararlarında belirtildiği üzere;
Suça sürüklenen çocuklar haklarında Çocuğun Cinsel İstismarı ve Konut Dokunulmazlığını İhlal suçlarından açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasanın 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak C.M.K.nun 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, diğer yandan aynı kanunun 260/1. maddesine göre de kamu davasından haberdar edilmemiş ya da haberdar olmamış bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına iddianame tebliğ edilip davadan haberdar edilmesi, sonucuna göre talebi halinde, aynı kanunun 237 ve devamı maddelerine göre davaya katılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına davaya katılma ve C.M.K’nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan ayrıca katılma talebinde bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin katılma dilekçesinde belirttiği nedenler yerinde görüldüğünden hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin C.M.K'nın 289/1-e,g 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
KESİN OLARAK, 21.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)