(5271 S. K. m. 34, 230)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı sanıklar Müdafii Av. R.K. tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılamanın aşamalarında sanık S.E. ve Müdafiinin dosyada suç tarihi olarak gösterilen Mart 2012 tarihinden önce iş yerini kapatıp yurtdışına (Kıbrıs) gittiğini savunmaları ve belge ibraz etmeleri karşısında, Emniyet Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak sanık S.E.'nin denetime açık bir şekilde Ocak-Haziran 2012 tarihleri arasında yurtdışına çıkış ve giriş kayıtlarının getirtilmeden suçun subütuna etki edebilecek bu hususun araştırılmadan karar verilmesi ve dolayısı ile bu durumun sanığın savunma haklarının kısıtlandığı kabul edilerek,
Yine kabule göre;
Hükmün gerekçe kısmında; Dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilerek sonuç kısmında açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmelidir. (Y.C.G.K 15.03.2016 2014/4-698 2016/135)
Yargılama hakimi delilleri değerlendirmekte ve vicdani kaanatini oluşturmakta serbesttir. Ancak bunun gerekçesini mantık kurallarına göre iyi hazırlamak ve hükmünde göstermek zorundadır. Hakimin bir olayın neden gerçekleşmiş saydığını veya saymadığını gerekçelendirme zorunluluğu anayasamız ve yasalarla hüküm altına alınmıştır. Günümüzde gerekçe temel bir hak olarak kabul edilmekte ve "gerekçeli karar hakkı" olarak adil yargılanma hakkının temel unsurunu oluşturmaktadır. AİHS'in 6.maddesi kapsamında, AİHM içtihatlarıyla tanınan ve korunan gerekçeli karar hakkı, Anayasamızda ve usul kanunlarımızda yer almaktadır. Nitekim Anayasamızın 141/3 ve C.M.K'nun 34, 230 maddeleri gereğince mahkemelerin verdiği tüm kararların gerekçeli olması anayasal ve yasal bir zorunluluktur.(Doğan Gedik, İstinaf Yasa Yolunda Bir Bozma Sebebi Olarak Hükmün C.M.K 230.Madde Gereğince Gerekçeyi İçermemesi, Makale S:8-9)Ayrıca maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen kararın da gerekçe olarak nitelendirilmesi mümkün değildir...tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığının anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığını denetlemesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür.(Yargıtay 15.H.D 20.03.2015, 2015/143) Yine sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin yeterli ve geçerli bir gerekçe niteliği taşıdığı söylenemeyeceğinden yasal gerekçeyi içermeyen hüküm niteliğindedir(Y.C.G.K 25.01.2011 2010/7-192, 2011/1)
Açıklamalar ışığında; hangi delillerin ve hangi tanık anlatımlarının suçun sübutu için delil kabul edildiğinin ayrıntıları ile denetime açık şekilde gerekçe de gösterilmemiş olması hükmün C.M.K'nun 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi kabul edilerek,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafiisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmüş olmakla, C.M.K'nın 289/1-g,h 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN OLARAK, 28.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)