(5271 S. K. m. 230, 324) (5237 S. K. m. 7, 103)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 324/4. maddesinde yer alan, ''Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.'' hükmü gereği, söz konusu miktarın altında kalan 21.50 TL'lik yargılama giderinin devlet hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerekirken, sanıktan tahsiline hükmedilmesi,
Bursa Devlet Hastanesi'nden alınan 28/04/2016 tarih ve 17967227 protokol numaralı raporda radyoloji uzmanının bulunmadığı, suçun vasfı ile oluşumuna etkisi bakımından, mağdureye ait yaş tespitine ilişkin grafilerin temin edilip tam teşekküllü bir hastaneden, içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor alınması, duraksama halinde, Adli Tıp Kurumundan görüş alınarak suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak saptanmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suçtan dolayı mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda usulünce rapor alınıp, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı saptandıktan sonra, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki TCK.103/2 maddesinin lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, dolayısıyla hükmün CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf nedenlerine bu itibarla uygun olarak, CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 08.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)