(5237 S. K. m. 109) (5271 S. K. m. 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden yapılan incelemede;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu yönünden yapılan incelemede:
Mağdurun 15 yaşından küçük olması ve ayırt etme gücünün bulunmaması nedeniyle, alıkonulması eyleminin TCK'nun 109. maddesinde tanımlanan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasının da bu doğrultuda olduğu halde, yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile sanığın, çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasından mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı ve istinaf nedenleri yerinde görülmekle CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Hükmün bozulmasına dair karar kesin olmak üzere,
İstinaf başvurusunun esastan reddine dair karara karşı ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize, bir başka bölge adliye mahkemesine ya da bir başka ilk derece mahkemesine başvurmak koşulu ile Yargıtay ilgili ceza dairesinde yapılacak TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 12/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla (üye K. E.'ın karşı oyu ile) karar verildi.
KARŞI OY
Mağdurun, gerçekleştiğini söylediği suçlar nedeniyle olayın hemen akabinde suçu soruşturmakla görevli makamlara başvuru imkanı varken bunu yapmamış olması, sürüntü örneklerinde sanığa ait genotip özelliğe rastlanmaması, sanığın tüm aşamalarda istikrarlı savunma ile suçlamayı reddetmesi, dinlenen tanıkların savunmayı doğrulaması, mağdurun tanık A.'yı arayıp cinsel istismarı anlattığını belirtmesine karşın adı geçen tanığın bunu doğrulamaması, yine mağdurun tanık A.'ya sanığın telefonundan mesaj gönderdiğini belirtmesi nedeniyle getirtilen HTS kayıtlarında bu mesajlaşma görünmekte ise de, sanığın A.'ya mesajı kendisinin gönderdiğini ve konu ile ilgisinin olmadığını belirten açıklamasının aksini gösteren yan delil bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde sanığın her iki suçtan mahkumiyetine yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı ve beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)