(5237 S. K. m. 29, 53, 62, 109) (5271 S. K. m. 231)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
Gereği düşünüldü:
İDDİA: Karamürsel C. Başsavcılığının 27/10/2010 tarih ve 2010/707 esas sayılı iddianamesi ile; "Sanığın, mağdure ile evli olduğu, 06.08.2010 tarihinde iş nedeniyle kullandığı kamyonu ile eve geldiği, eşinin kullanmış olduğu 0 535 65600.. numaralı hat takılı telefona bakarken eşinin 250 adet mesaj çektiğini gördüğü, bunun üzerine neden bu kadar mesaj çektiğini ısrarla sorduğu, ancak eşinin cevap vermediği, bunun üzerine sanığın internet şubesine girerek bu mesajları ne zaman ve kime çektiğine baktığı, bu sırada temmuz ayında çekilmiş olan 570 adet mesaj olduğunu ve bu mesajların 0 536 38709..numaralı telefona çekildiğini telefonun D.K. adına kayıtlı olduğunu öğrendiği ve söz konusu telefonla eşinin telefonuna 5.000 kontör gönderilmiş olduğunu gördüğü, bunun üzerine akşam 17.30'da eve geldiğinde eşine bu telefonun kime ait olduğunu sorduğunda eşinin iş arkadaşı olduğunu söylediği, bunun üzerine sinirlenen sanığın, eşi olan mağdureyi darp ettiği ve eline küçük bir bıçak alarak mağdureyi 77 ES 02.. plakalı minibüse bindirdiği, minibüs ile bir miktar yol aldıktan sonra sanığın mağdureyi arabadan indirerek arabanın bagajına kapattığı, bir müddet daha yol aldıktan sonra sanığın durduğu ve mağdureyi bagajdan çıkartarak yine darp ettiği, mağdurenin gözlerini tülbent ile bağlayıp ellerini de ince bir halatla sardığı, sanığın mağdureyi bu şekilde ağaçların içerisine doğru götürdüğü, daha sonra mağdureyi bir ağaca bağladığı ve elindeki bıçağı mağdurenin sol ayağına sapladığı, bir müddet sonra mağdureyi çözdüğü, mağdureyi tekrar bagaja koyarak köye geri döndükleri, burada sanığın mağdureye hitaben " en eğer beni gerçekten cinsel yönden aldattın isen senin bana sözün vardı ben bu rezillikle yaşayamam intihar ederim diyordun, eğer beni aldattı isen sen intihar et" dediği ve mağdureyi eve bırakarak olay yerinden ayrıldığı bu şekilde atılı suçu işlediği anlaşılmış olmakla,, " talep ve iddiası ile kamu davası açılmıştır.
Sanık hakkında yargılama yapılarak yukarıda yazılı sevk maddeleri (TCK.) uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi" talep ve iddiası ile kamu davası açılmıştır.
YEREL MAHKEME HÜKMÜ: Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/12/2016 tarih 2016/398 Esas ve 2016/839 Karar sayılı kararı ile; "1-a)Sanığa isnat edilen, cebir ve tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun sübut bulması nedeniyle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK.’nun 109/2. maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi nazara alınarak, sanığın takdiren İKİ YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın müsnet suçu eşine karşı ve silahla işlediği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.’nun 109/3-a-e-son. maddesi gereğince sanığa verilen cezanın takdiren bir kat arttırılarak sanığın DÖRT YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA;
Haksız tahrik nedeni ile, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 29/1. maddesi gereğince takdiren 3/4 oranında indirilerek, sanığın BİR YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 62/1-2. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan NETİCETEN ON AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına;
1-b)5560 S.K. ile değişik 5271 sayılı CMK.’nun 231/7. maddesi gereğince, sanığa verilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCK.’nun 50. maddesinde belirtilen tedbirlere çevrilmesine ve 5237 sayılı TCK.’nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine YER OLMADIĞINA;
1-c)TCK'nun 53.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına,
2-a)Sanığa isnat edilen kasten yaralama suçunun sübut bulması nedeniyle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK.’nun 86/2. maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi nazara alınarak, sanığın takdiren ve tercihen 120 GÜN BİRİMİ ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın kasten yaralama suçunu silahla ve eşine karşı işlemesi nedeni ile, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 86/3-a-e-son. maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında arttırılarak, sanığın 180 GÜN BİRİMİ ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Haksız tahrik nedeni ile, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 29/1. maddesi gereğince takdiren 3/4 oranında indirilerek, sanığın 45 GÜN BİRİMİ ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın yargılama sırasındaki hal ve tavrı lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 62/1-2. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın 37 GÜN BİRİMİ ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığa verilen 37 gün birimi adli para cezasının, beher günü TCK.’nun 52/2 maddesi gereğince, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak takdiren, 20,00-TL’den hesaplanarak, sanığın kasten yaralama suçundan NETİCETEN 740,00-TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Günün ekonomik koşulları, paranın alım gücü, sanığın ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, sanığa kasten yaralama suçundan verilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK.’nun 52/4 maddesi gereğince, taksitlendirilmesine veya ödeme için mehil verilmesine YER OLMADIĞINA;
Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacak tebligata rağmen 30 gün içerisinde hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, 5275 S.K.'nun 106/2-3-9. maddesi gereğince sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının hapis cezası olarak infaz edileceğinin sanığa ihtarına (İhtarat yapıldı);
Sanığa kasten yaralama suçundan verilen cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına;
2-b) Sanığa neticeten verilen cezanın adli para cezası olması nedeniyle, sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.’nun 53. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına;
3-a) Sanığa isnat edilen intihara yönlendirme suçunun sübut bulması nedeniyle, eylemine uyan 5237 sayılı TCK.'nun 84/1. maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi nazara alınarak, sanığın takdiren İKİ YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Haksız tahrik nedeni ile, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 29/1. maddesi gereğince takdiren 3/4 oranında indirilerek, sanığın ALTI AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek, verilen ceza 5237 sayılı TCK.’nun 62/1-2. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın intihara yönlendirme suçundan NETİCETEN BEŞ AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanığa intihara yönlendirme suçundan verilen cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına;
3-b) 5560 S.K. ile değişik 5271 sayılı CMK.’nun 231/7. maddesi gereğince, sanığa intihara yönlendirme suçundan verilen hapis cezasının, 5237 sayılı TCK.’nun 50. maddesinde belirtilen tedbirlere çevrilmesine ve 5237 sayılı TCK.’nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine YER OLMADIĞINA;
3-c) TCK'nun 53.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına,
4) Adli Emanetin 2010/112. sırasında kayıtlı bir adet bıçağın kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarında kullanılması nedeni ile 5237 sayılı TCK.'nun 54/1. maddesi gereğince müsaderesine;
5) İki adet tebligat gideri 21,00 TL, posta gideri 4,00 TL olmak üzere toplam 25,00 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye irad kaydına;
SAVUNMA:
Sanık M. A., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından 06/04/2017 tarihinde 1 nolu celsede sanık sıfatıyla alınan savunmasında: " Ben bu hususta mahkemesinde ayrıntılı savunmada bulunmuştum. Orada da belirttiğim gibi eşimin D. K. adlı kişi ile birçok mesajını gördüm ve beni aldattığını anladım. Bunun üzerine kendisiyle tartıştık. Kendisine tokat attım. Bana karışamazsın deyince kendimi kaybettim. Meyve bıçağını alıp kalçasına dayadım. Dönüş yaptığında bıçak kendisine isabet etti. Hastaneye götürmek için araca bindirdim ancak hastaneye gitmek istemedi. Bu nedenle götürdüğüm yerde kendisi ile bir süre konuştum. Pişman olduğunu söyledi. Sonrasında köye döndük. Bende eğer beni aldattın ise intihar et dedim ve evden ayrıldım, " şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M. A., Karamürsel Ceza Mahkemesi tarafından 29/12/2010 tarihinde 1 nolu celsede sanık sıfatıyla alınan savunmasında: Ben bu konuda Altınova İlçe Emniyet Amirliğinde vermiştim ifademin okunmasını istiyorum, doğrudur, okunmasını istiyorum, aynen tekrar ederim, ekleyecek bir husus yoktur, eğer cezalandırılmam yoluna gidilecekse hakkımda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini isterim," şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M. A., Karamürsel Ceza Mahkemesi tarafından 21/12/2016 tarihinde 2 nolu celsede sanık sıfatıyla alınan savunmasında: "Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/356 E. 2010/448 K. Sayılı ilam doğrudur bana aittir, ben Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinde talimat ile beyanda bulunmuştum, o beyanımı aynen tekrar ederim," şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M. A., Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 02/12/2016 tarihinde sanık sıfatıyla alınan ifadesinde: "O zamanlar cahildik kendimizi pek savunamadık, eşim beni aldatmıştır, halen beni aldatması devam etmektedir, ikinci kez aldatmıştır, şuan boşandık, çocuklarımın velayeti bendedir, boşanma kararımızı mahkemeye sunuyorum, üzerime atılı suçlamalar ile ilgili olarak aramızda tartışma oldu, eşim bana D.K.’ın iş arkadaşı olduğunu söylemişti ancak İstanbul’da oturduğu mahallede komşusuymuş, aramızda geçen tartışmada karşılıklı olarak birbirimize vuruşmalarımız oldu, iddianamede belirtilen müştekiyi arabanın bagajına koyduğum, daha sonra darp ettiğim, halatla sardığım, ağaçların içerisine götürdüğüm bıçağı sol ayağına sapladığım sonra tekrar köye döndüğüm suçlamalarını kabul etmiyorum böyle bir şey olmamıştır, yine iddianamede belirtilen intihar etmesi yönündeki sözleri söylemedim, bu olay 2010 da olmuştur, evliliğimiz 2016 şubat ayına kadar devam etti, 2010 yılında bu olayla ilgili konuştuk anlaştık, müşteki bana "senden korktuğum için o şekilde beyanda bulundum, rezil olmak istemiyorum, etrafa yayarsın diye bu şekilde ifade verdim" demişti, biz şuan ayrıldık, müştekinin beyanı alınsa bu dediklerimi itiraf eder, beraatimi isterim, suçlamaları kabul etmiyorum, 7 ve 15 yaşında olmak üzere çocuklarım vardır, velayetleri bendedir, suçu kabul etmiyorum, ceza verilecekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
ESAS HAKKINDA MÜTALÂA: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı esas hakkındaki mütalaasında; "Mağdure M. A.'ın geçici raporu, mağdurenin BTT ile iyileşeceğini belirtir kesin doktor raporu, olay tutanağı, sanığın 07/08/2010 tarihli kollukta alınan ifadesi, sanığın 29/12/2010 tarihli mahkeme ifadesi, mağdurenin 07/08/2010 tarihli kollukta alınan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık M. A.'ın mağdure M. A.'ın suç tarihinde evli oldukları, 06/08/2010 günü Karamürsel'de ki evde sanığın eşi olan mağdurenin başka erkeklerle çok sayıda mesajlaştığını farketmesi üzerine mağdureyi dövdüğü, bıçakla tehdit ettiği, zorla araca bindirip ıssız bir yere götürdüğü, burada aracın bagajına mağdureyi kilitlediği, aracı bir süre sürüp durduğu, mağdureyi bagajdan çıkarıp tekrar dövdüğü, ölümle tehdit ettiği, elini, ağzını ve gözlerini bağladığı, ayrıca mağdureyi bir ağaca bağladığı, baldırından bıçakladığı, mağdurenin ellerini çözüp eşine kendisini evine götürmesi için yalvardığı, mesajlaşmaları kabul ettiği, sen elini kana bulama, ip getir ben kendimi asayım dediği, sanığın mağdureyi tekrar bagaja kilitleyip köy evlerine geri götürdüğü, bagajı açtığı, mağdureye hitaben kimse sorumlu değildir diye bir not yaz sonrada kendini as dediği, sanığın evden uzaklaştığı, eve giden mağdurenin daha sonra polise başvurarak şikayetçi olduğu, mağdurede olay nedeniyle mağdurenin ifadesi ile uyumlu olacak şekilde çok sayıda darp izi olduğunun geçici raporla belirlendiği, kesin rapora göre de mağdurenin BTT ile iyileşecek şekilde yaralandığının tespit edildiği,
Sanığın eyleminin eşinin silahla cebir ve tehdit kullanarak hürriyetinden yoksun kılınması suçunu oluşturduğu, mağdurenin BTT ile sonuçlanan yaralanmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli halinin maddi unsuru olduğundan bu suç yönünden ayrıca ceza verilemeyeceği, mağdurenin başka erkekle ilişkisi nedeniyle sanığını duymuş olduğu kızgınlıkla atılı suçları işlemesi nedeniyle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin de uygulanması gerektiği sanığın mağdurenin intihar etmesi ile ilgili sözlerinin mağdure üzerinde bu yönde bir etki yapacak nitelikte olmadığı, bu itibarla intihara teşvik suçunun da oluşmadığı anlaşılmakla,
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ilk derce mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan bu suç yönünden istinaf talebinin CMK'nun 280/1-a ve 280/2 maddesi gereğince esastan reddine, intihara teşvik suçu yönünden sanığın cezalandırılmasına dair Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2016 gün ve 2016/398 esas 2016/839 karar sayılı kararının CMK'nun 280/2. Maddesi gereği kaldırılarak sanık M. A.'ın intihara teşvik suçundan beraatine, sanığın kasten yaralama suçu yönünden ilk derce mahkemesince verilen ceza hükmünün niteliği itibariyle istinaf yargılaması dışında bulunduğundan bu suç yönünden yazılı emre gidilmek üzere Karamürsel C. Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
A) BEYANLAR:
Müşteki M. A., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından 06/04/2017 tarihinde 1 nolu celsede müşteki sıfatıyla alınan beyanında: "Ben daha önce ifade vermiştim ancak boşanma olayı da gündeme gelince olayları biraz abarttım. Sonrasında boşandık. Bana ve çocuklarıma kendisi yardım etmektedir. Benim yüzümden ceza almasını istemiyorum. Şikayetçi değilim. Benim Davut adlı şahıs ile ilişkim vardı. Eşim bunu öğrendi. Bende kendimi haklı göstermek için bazı şeyleri abarttım. Bana bu nedenle vurdu, yaralandım. Beni hastaneye götürmek istedi, arabaya aldı ancak ben gitmek istemedim. Götürdüğü yerde beni ağaca bağlamadı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki M. A., Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29/12/2010 tarihinde 1 nolu celsede müşteki sıfatı ile alınan beyanında: "Benim İlçe Emniyet Amirliğinde vermiş olduğum ifadem doğrudur, okunmasını istiyorum aynen tekrar ederim, ben olayı o günün heyecanı ile abartarak anlatmışım, eşimin ifadesinde anlattığı şekilde olaylar gelişmiştir, sanıktan davacı ve şikayetçi değilim, zaten eşim öyle birşey yapacak birisi değil, ben kelimelerimle onu kızdırdım, olay nedeni ile herhangi bir maddi zararım meydana gelmemiştir, kamu davasına da katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. K. Karamürsel C. Başsavcılığı tarafından tanık sıfatıyla alınan yeminli beyanında:"53450096.. nolu telefon bana aittir.12.08.2010 günü 555 42260.. nolu telefon abonesi beni aradı. Ancak benim telefonum kapalı olduğu için bana ulaşamadı müştekinin beni arama sebebi benim aracım arka camında satılıktır yazısı altında cep telefonum yazılı olduğu için bu numaradan beni aramış ancak aramızda görüşme olmamıştır. Ben müştekiyi de tanımam benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
B) BELGELER:
1. Mağdurenin ekip otosunun önüne atlayarak olayı anlattığına dair 07/08/2010 tarihli olay tutanağı.
2. Mağdurenin isteği üzerine Yalova Sosyal Hizmetlere teslim edildiğine dair tutanak.
3. Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/112 sırasında kayıtlı bıçak.
4. Mağdurenin sol kalça ortasında 0,5x0,5 cm'lik yara mevcut olduğunun ve basit bir tıbbi müdahaleyle iyileşebileceğinin belirtildiği Karamürsel Devlet Hastanesi'nin 01/10/2010 tarihli ve 2558 sayılı raporu.
5. Nüfus ve adli sicil kayıtları
6. Dosyada mevcut tüm tutanak ve belgeler
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılamadan, toplanan bütün delillerin birlikte değerlendirilmesinden ve tüm dosya kapsamından; sanığın, eşi olan mağdurenin, D. K. isimli kişiyle çok sayıda mesajlaştığını ve böylece aldatıldığını görüp bu konuda mağdureyle tartıştığı, mağdureyi bıçakla tehdit edip, dövdüğü, zorla minibüsün bagajına kapatıp ıssıs bir yere götürdüğü, mağdureyi bagajdan çıkarıp yine darp ettiği, gözlerini tülbentle bağladığı, ellerini ince bir halatla sardığı, ölümle tehdit ettiği, daha sonra mağdureyi ağaçların içerisine doğru götürüp bir ağaca bağladığı, elindeki bıçağı sol bacağına sapladığı, bir müddet sonra mağdureyi çözüp tekrar bagaja koyarak köye döndüğü, mağdureye "sen beni gerçekten cinsel yönden aldattıysan bana sözün vardı, ben bu rezillikle yaşayamam, intihar ederim diyordun, eğer beni aldattıysan intihar et, kimse sorumlu değildir diye bir not yaz, sonra kendini as" diye söyleyip evden ayrıldığı, mağdurenin dışarı çıkıp yolda gördüğü polis ekiplerine olayı anlattığı, mağdurenin soruşturma aşamasında olayın sıcağı sıcağına alınan beyanları, yine sanığın soruşturma aşamasında ve dairemizdeki duruşma sırasında kısmi kabule dayalı savunmaları, mağdurenin sol kalça ortasında 0,5x0,5 cm'lik yara mevcut olduğunun ve basit bir tıbbi müdahaleyle iyileşebileceğinin belirtildiği Karamürsel Devlet Hastanesi'nin 01/10/2010 tarihli ve 2558 sayılı raporu, ele geçirilen ve Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2010/112 sırasında kayıtlı bıçak, hayatın olağan akışı ve olayın oluş şekli gözetildiğinde sabit kabul edilmiştir.
Sanık kovuşturma aşamasında suçlamaları kabul etmeyip, "aralarında geçen tartışma sırasına karşılıklı olarak birbirlerine vurduklarını, mağdureyi arabanın bagajına koyduğunun, darp ettiğinin, halatla sardığının, ağaçların içeresine götürdüğünün, bıçakla sol ayağını bıçakladığının, intihar etmesi yönünde sözler söylediğinin doğru olmadığını" ileri sürmüş̧ ise de, sanığın soruşturma aşamasında "sen bana karışamazsın deyince kendimi kaybettim, mutfak tezgahının üzerindeki mevye bıçağını alıp, korkutmak amacıyla kalçasına dayadım, ters dönüp düşünce bıçak bacağına hafif bir şekilde saplantı, köye gelince babam görmesin diye kendi rızasıyla aracın bagaj kısmına koydum" şeklinde; dairemizce yapılan duruşma sırasında ise "eşimin D. K. adlı kişi ile birçok mesajını gördüm ve beni aldattığını anladım. Bunun üzerine kendisiyle tartıştık. Kendisine tokat attım. Bana karışamazsın diyince kendimi kaybettim. Meyve bıçağını alıp kalçasına dayadım. Dönüş yaptığında bıçak kendisine isabet etti. Hastaneye götürmek için araca bindirdim ancak hastaneye gitmek istemedi. Bu nedenle götürdüğüm yerde kendisi ile bir süre konuştum. Pişman olduğunu söyledi. Sonrasında köye döndük. Bende eğer beni aldattın ise intihar et dedim ve evden ayrıldım." şeklinde kısmi kabule dayalı savunmaları karşısında sanığın kovuşturma aşamasında suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına ve mağdurenin kovuşturma aşamasındaki sanığı kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir.
Sanığın sabit kabul edilen ve mağdureyi bıçakla ölümle tehdit edip, darp ederek zorla aracın bagajına bindirmek, ıssız bir yere götürüp gözlerini ve ellerini bağlamak, ağaca bağlayıp sol bacağını bıçakla yaralamak şeklinde cebir ve tehditle gerçekleşen eyleminin TCK'nın 109/2 maddesinde unsurları gösterilen ve yaptırımını bulan Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunu oluşturduğu, sanığın bu eylemi eşine karşı ve silahtan sayılan bıçakla işlemesi nedeniyle cezasının TCK'nın 109/3-a-e maddesi uyarınca yarı oranında artırılması, mağdurenin başka bir erkekle mesajlaşmak ve bu şekilde sanığı aldatması şeklindeki haksız fiilinin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında bu suçu işlemesi nedeniyle cezasından TCK'nın 29/1 maddesi uyarınca takdiren 3/4 orasında indirim yapılması, sabıkasız oluşu, duruşmadaki tutum ve davranışları lehine takdiri indirim nedeni sayılarak cezasından TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak hakkında TCK.53/1 maddesinin uygulanması, kasıtlı suçun işlenmesinde kullanılan ve Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2010/112 sırasında kayıtlı bıçaığın TCK.54/1 maddesi uyarınca müsaderesi, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış̧ bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç̧ işlemeyeceği hususunda dairemizce kanaate varılması, verilen cezanın miktarı ve niteliği de gözetilerek CMK'nın 231/5-6 maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması, yerel mahkeme tarafından sanık hakkında basit yaralama suçundan TCK'nın 86/2 maddesi uyarınca sonuç olarak 740,00 TL doğrudan adli para cezasına hükmedilmiş ise de, TCK'nın 42/1 maddesi uyarınca basit yaralama suçunun Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunun unsuru olduğu, bileşik suç hükümlerine göre basit yaralama suçundan ayrıca ceza verilemeyeceği, sanığın, mağdureye "sen beni gerçekten cinsel yönden aldattıysan bana sözün vardı, ben bu rezillikle yaşayamam, intihar ederim diyordun, eğer beni aldattıysan intihar et, kimse sorumlu değildir diye bir not yaz, sonra kendini as" diye söyleyip evden ayrılması ve mağdurenin kendisine bir şey yapacağını düşünüp hemen eve geri dönmesi, mağdurenin de sanığın evden ayrılmasından sonra dışarı çıkıp yolda gördüğü polis ekiplerine olayı anlatması şeklinde gerçekleşen olayda suça konu sözlerin sanık tarafından kızgınlıkla tepkisini göstermek için söylendiği, mağdurenin de sanığın sözlerini önemsemediği anlaşılması karşısında sanığın suç işleme kastının bulunmadığı, dolayısıyla TCK'nın 84/1 maddesinde düzenlenen İntihara Yönlendirme suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, CMK'nın 223/2-a-c maddeleri uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçelerle;
1-) Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/398 esas 2016/839 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve intihara yönlendirme suçlarından verilen hükümlerinin CMK'nun 280/2 maddesine göre KALDIRILMASINA,
A-) Sanığın sabit olan eylemine uyan TCK'nun 109/2 maddesinde öngörülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suçun işleniş biçimi ve özellikleri dikkate alınarak takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık eylemini eşine karşı ve silahla işlediği anlaşıldığından TCK'nun 109/3-a-e maddesine göre cezasından bir kat artırım yapılarak 4 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık eylemini haksız tahrik altında işlediğinin kabulü ile TCK'nun 29/1 maddesine göre cezasından takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sabıkasız oluşu, duruşmadaki tutum ve davranışları lehine takdiri indirim nedeni sayılarak TCK'nun 62 maddesine göre cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 10 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında kanunen ve takdiren başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında dikkate alınmak suretiyle sanık hakkında TCK'nun 53/1-2-3 maddesinin uygulanmasına,
Suçun işleniş biçimi, sanığın kişilik özellikleri, yeniden suç işlemeyeceğine dair oluşan kanaat dikkate alındığında CMK'nun 231. Maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK'nun 231/8 maddesi gereğince 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına, kişilik özellikleri itibariyle denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden geçirmesine, CMK'nun 231/10 maddesine göre denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılacağı ve davanın düşmesine karar verileceğinin aksi halde hükmün açıklanacağının ihtarına ( ihtar edildi),
B-) Her ne kadar sanık hakkında intihara yönlendirme suçundan TCK'nun 84/1 maddesine göre cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de CMK'nun 223/2-a maddesine göre eylemin kanunda suç olarak tarif edilmemiş olması nedeniyle BERAATİNE,
C-) Sanık hakkında basit yaralama suçundan TCK'nun 86/2 maddesine göre sonuç olarak ve doğrudan 740 TL adli para cezası verildiği, adli para cezanın miktarı itibariyle kesin olduğu, yaralama suçunun TCK'nun 42 maddesi gereğince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru niteliğinde bulunduğu, yaralama suçundan kesin nitelikte verilen kararın kanun yararına bozma yoluyla gereğinin takdir ve ifası için ihbarda bulunulmasına,
Karamürsel Adli Emanetinin 2010/112 sırasında kayıtlı bıçağın TCK'nun 54. Maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aşağıda dökümü yapılan (47) TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, sanık ve müştekinin yüzüne karşı, cumhuriyet savcısı Güven ÖZTÜRK'ün katılımıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden HAGB Kararına karşı İTİRAZ yasa yolu ve itirazın 5271 sayılı CMK'nun 291 maddesi gereğince huzurdakiler yönünden hükmün açıklanmasından itibaren 7 günlük süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine yapılabileceğinin, intihara yönlendirme suçu yönünden verilen hüküm yönünden KESİN olmak üzere talebe kısmen uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06.04.2017 (¤¤)