(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 157) (5271 S. K. m. 34, 230, 231, 253, 254, 264, 279, 280, 289) (5411 S. K. m. 4) (YCGK. 22.04.2014 T. 2013/11-397 E. 2014/202 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 gün, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişide haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetildiğinde, üzerinde kendi resminin yapışık olduğu M. D., M. Ö., İ. D., O. A. adlarına düzenlenen sahte pasaportları ibraz etmek suretiyle Şekerbank AŞ. Üsküdar Şubesinden sözkonusu kişilere gönderilen suça konu paraları çekmesi ve son eyleminde yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçundan doğrudan doğruya zarar görenin Şekerbank AŞ. olmayıp, suça konu paraların gönderildiği gerçek kişiler olması karşısında, bu suç ile ilgili kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, "suç ayırımı yapılmaksızın" 29/06/2016 tarihli duruşmada verilen ve anılan suç açısından usulsüz olmakla, hukuken geçersiz olan müdahillik kararı hükmü istinaf etme hakkı vermeyeceğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 279/1-b maddesi uyarınca, Şekerbank AŞ. adına vekilinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan sanık hakkında bu suçtan kurulan beraat hükmüne yönelik yaptığı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere yazmana (zabıt kâtibine) beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK.nın 279.maddesinin son cümlesi uyarınca itiraz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile,
5271 sayılı CMK.nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı Kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup, istinaf kanun yoluna başvurma olanağı bulunmadığı, 5271 sayılı CMK.nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranların haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanık hakkında mağdur O. A.'a yönelik işlediği "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik sanık müdafiin ve katılan Şekerbank AŞ. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma dilekçelerinin itiraz başvurusu olarak kabulü ile görevli merciince değerlendirilip karar verilmesi hususu gözetilerek;
CMK.nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, Yargıtay ve temyiz şeklindeki talebini içeren dilekçesinin istinaf başvurusu olarak kabulü ile, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre, müdafiin ve katılan Şekerbank AŞ. vekilinin sanık hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüyle sınırlı istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak,
Karar verilerek gereği düşünüldü:
Üzerinde kendi resmi olan M. D., M. Ö., İ. D. ve O. A. adına düzenlenen sahte pasaportları ibraz etmek suretiyle Üsküdar Şekerbank Şubesinden toplam 13.000Euro'yu çekmek suretiyle gerçekleştiği oluşa uygun kabul edilen olayda; bankanın mevduat kabul etmek, kredi vermek, çek ve diğer kambiyo senetlerinin iştirası (alım satımı), kredi kartları, banka kartları ve seyahat çekleri gibi ödeme vasıtalarının ihracı ve bunlarla ilgili faaliyetlerin yürütülmesi şeklindeki 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4.maddesinde sayılan hangi olağan faaliyetlerinden yararlanıldığına veya bankanın olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş olduğu dekont, teminat mektubu, basılı evrak, kimlik belgesi, giriş kartı, banka cüzdanı, çek, kredi kartı gibi ilgili bankada etkin işlevi bulunan hangi maddi varlıklarının suçta araç olarak kullanıldığı ve bu suretle haksız çıkarın elde edildiği, bir başka deyişle bankanın ne şekilde, hangi mal ve hizmet ile fonksiyonlarının araç olarak kullanıldığı, bankanın rolünün ne olduğu ile kamu davasına konu sanık eylemlerinin adlarına para gönderilen suçtan zarar gören gerçek kişi sayısınca suç oluşturup oluşturmadığı ve neden tek bir suç kabul edilip zincirleme suç hükümleri gereğince arttırım yapılmak suretiyle ceza tayin edildiği hususlarının dosya kapsamına uygun, delillerle sonuç arasındaki mantıksal ve hukuksal bağı kurularak, denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılıp, gösterilmesi zorunluluğuna uyulmadan, yeterli gerekçeden yoksun yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 141,5271 sayılı CMK.nın 34/1. ve 230.maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Sanığın Moldova Devleti tarafından düzenlenmiş gibi gösterilen sahte pasaportların suçta kullanılması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerinin, pasaportların kamu kurumu olan Emniyet Müdürlüğü'nün maddi varlıklarından sayılıp sayılamayacağı hususu üzerinde durulup, sayılması halinde eyleminin TCK.nın 158/1-d maddesinde öngörülen "kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturacağı; sayılmaması halinde ise, somut olayda, bankanın maddi bir varlığının da kullanılmaması ve ödeme vasıtası olması nedeniyle işlenen dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılmadığı da gözetilerek kamu davasına konu edilen sanık eyleminin adlarına para gönderilen ve suçtan zarar gören gerçek kişilere yönelik 5237 Sayılı TCK.nun 157/1 maddesinde yazılı "dolandırıcılık" suçunu oluşturacağı, bu suçun zarar göreninin Şekerbank AŞ. olmaması ve geçersiz şekilde verilen katılma kararı nedeniyle lehine vekalet ücretine de hükmolunamayacağı hususları da gözetilip, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilerek CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiin ve katılan Şekerbank AŞ. vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 03.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)