(5271 S. K. m. 8, 34, 230, 268, 279)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
İbraz edildiğinde Türkiye Finans Katılım Bankasına ait 4021217 nolu 16.800 TL. Bedelli suça konu çekin tamamen sahte olarak oluşturulmuş çek olduğunun belirlenmesi şeklinde gerçekleşen olayda;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 gün, 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişide haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetildiğinde, Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 16/02/2015 gün, 2015/1854 Esas ve 2015/20582 sayılı ve Yargıtay 23.Ceza Dairesinin 07/03/2016 gün, 2016/1316 Esas ve 2016/2396 saylı Kararlarında da belirtildiği gibi sanıklara yüklenen "resmi belgede sahtecilik" ile "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından doğrudan doğruya zarar görenin Türkiye Finans Katılım Bankası olmayıp, çekin yasal hamilleri olması karşısında, bu suçlar ile ilgili kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, 05/10/2015 tarihli duruşmada verilen ve anılan suçlar açısından usulsüz olmakla, hukuken geçersiz olan müdahillik kararı hükmü istinaf etme hakkı vermeyeceğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 279/1-b maddesi uyarınca, Türkiye Finans Katılım Bankası adına vekilinin "nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" suçlarından sanıklar haklarında kurulan beraat hükümlerine yönelik yaptığı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere yazmana (zabıt kâtibine) beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK.nın 279.maddesinin son cümlesi uyarınca itiraz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile,
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenmek suretiyle, O. yer Cumhuriyet savcısının ise sadece sanık R. A. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yaptığı sınırlı istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince esas hakkında inceleme yapılmasına,
Karar verilerek gereği düşünüldü:
Mahkeme tarafından kimlik bilgileri de tespit edilmek suretiyle yargılama aşamasında beyanı alınan O. E. hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunun sonucunun araştırılarak suça konu eylemle ilgili hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılıp, açılmış ise, iş bu dava ile arasında CMK.nın 8/1.maddesinde yer aldığı şekilde hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gözetilip, kanıtların birlikte değerlendirilebilmesi ve farklı sonuçlara varılmasının engellenebilmesi için birleştirilmesinden sonra, iddia ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre mahkemenin ulaştığı sonuç ile bunu destekleyen tüm delillerin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde birlikte değerlendirilip gösterilmeden yazılı şekilde yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1 ve 230.maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere, 23.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)