(5271 S. K. m. 8, 230, 279, 280, 289) (5235 S. K. m. 46) (5237 S. K. m. 3) (YCGK 22.04.2014 T. 2013/11-397 E. 2014/202 K.) (15. CD. 02.05.2016 T. 2016/1440 E. 2016/4197 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık M., sanık L. ve müdafii, sanık U. müdafiin istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezalarının kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, başvuruda bulunan sanık M., sanık L. ve müdafii, sanık U. müdafiin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca, oybirliğiyle İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca kabul edilen ve dairemizce de benimsenen, 22/04/2014 gün ve 2013/11-397 sayılı kararda açıklandığı üzere; gerek 765 sayılı TCK.nın, gerekse de 5237 sayılı TCK.nın belgede sahtecilik suçlarının düzenlendiği madde metinlerinde suçun mağdurunun kim olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesi, belgede sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamunun güveni olması ve bu suçların kamu güvenine karşı suçlar bölümünde düzenlenmiş bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; bu suçların mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğunun, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, somut olayda olduğu gibi birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan sahtecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları gözönünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK.nın “Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi” başlıklı 3.maddesinin gerekçesinde, "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir" şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacaktır.
Öğretide, belgede sahtecilik fiilinin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde ilgili kişinin de mağdur sayılacağı yönünde bir kısım görüşler olmakla birlikte, çoğunluk itibarıyla, anılan suçların mağdurunun kamu olduğuna ilişkin, "Sahtekarlık suçlarının mağduru daima Devlettir. Bu suçlar dolayısıyla maddi ya da manevi bir zarara uğrayan kimse ise, mağdur olmayıp, 'suçtan zarar gören kişi' sayılır ve böyle bir veya bir kaç kişinin bulunması, suçun hukuki konusunu etkilemez" (Sahir Erman, Ticari Ceza Hukuku Cilt III, Sahtekarlık Suçları, İstanbul 1981, 4.Baskı, s.10), "Resmi evrakta sahtecilik suçları TCK.da topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olduğu için bu suç tiplerinin toplumu oluşturan bireylerin tamamına karşı işlenmiş olduğunun kabulü gerekir." (Veli Özer Özbek, Mehmet Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 4.Baskı, 2012, s.759) şeklinde görüşler bulunduğu da gözetilerek;
Sanıklardan U. K.'in, katılan İ.. D.'nin kimlik bilgilerini kullanarak düzenlediği sahte kimlik belgesi ile ………. İnşaat Doğrama Oto Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğu, kurduğu bu şirket adına Yapı Kredi Bankası Bolu Şubesi'nde ………. nolu çek hesabı açıldığı, bu çekleri düzenleyip piyasaya sürdüğü, bu eylemleri diğer sanıklar L. K. ve M. A.'un azmettirmesi ile yaptığı, sanıklar hakkında benzeri iddialar kapsamında dolandırıcılık, sahtecilik ve suç örgütü kurma ve üyeliği suçlarından yargılama yapıldığı ve mahkumiyet kararları verildiği ve derdest davalar da bulunduğu anlaşılmakla, ayrıntıları Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 16/05/2013 gün, 2011/24234 Esas, 2013/9140 Karar; 02/05/2016 gün, 2016/1440 Esas, 2016/4197 Karar; 23.Ceza Dairesinin 18/04/2016 gün, 2016/6878 Esas, 2016/4794 Karar sayılı ilamları ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanıkların fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, benzer nitelikteki Konya 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/472, Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/617 Esas sayılı dava dosyaları ile iş bu dava arasında CMK.nın 8/1.maddesinde yer aldığı şekilde hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gözetilip, kanıtların birlikte değerlendirilebilmesi ve farklı sonuçlara varılmasının engellenebilmesi için derdest ve olanaklı ise birleştirilmesinden, kesinleşmiş ise delil olarak dosya arasına konulmasından sonra, iddia ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre, yüklenen suçu bir suç işleme kararı cümlesinden olmak üzere değişik zamanlarda işleyip işlemediğine dair mahkemenin ulaştığı sonuç ile bunu destekleyen tüm delillerin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde birlikte değerlendirilip gösterilmeden, savunma hakkının sınırlandırılması sonucu doğuracak yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması suretiyle CMK.nın 230.maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık M., sanık L. ve müdafii, sanık U. müdafiin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMK.nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 18/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)