(5271 S. K. m. 230, 268, 279, 280, 289, 308/A) (5235 S. K. m. 46) (YCGK 22.04.2014 T. 2013/11-397 E. 2014/202 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Yapı Kredi Bankasına ait çekin tahsili için ibrazı sırasında sahte olduğunun anlaşılması ve ödeme yapılmaması şeklinde yüklenilen "nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik" suçlarından doğrudan doğruya zarar görenin çek hamili olması, müşteki Yapı Kredi Bankası olmaması karşısında, kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, 14/06/2016 tarihli duruşmada verilen ve anılan suçlar açısından usulsüz olmakla, hukuken geçersiz olan katılma kararı hükümleri istinaf etme hakkı vermeyeceğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 279/1-b maddesi uyarınca, "nitelikli dolandırıcılık" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından sanık hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olarak müşteki Yapı Kredi Bankası vekilinin yaptığı İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268.maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere yazmana (zabıt kâtibine) beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK.nın 279.maddesinin son cümlesi uyarınca itiraz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle,
Duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre O yer Cumhuriyet Savcısının resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 tarih, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” ve "özel belgede sahtecilik" suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği gözetilerek;
Sanığın, suça konu çeki açık kimlik bilgilerini bilmediği Erol isimli şahıstan aldığını, bu şahıstan aldığı başka çeklerin de sahte ve çalıntı olduğunu öğrendiğini beyan etmesi, bu şahsa ait olduğu belirtilen Avina isimli şirketin ticaret sicili kaydının bulunmaması, çek üzerinde şahıs ya da şirkete ait cironun yer almaması, sanık hakkında benzeri iddialar kapsamında sahtecilik suçundan Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/438, İstanbul Anadolu 12.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/356, Antalya 6.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/86, İstanbul Anadolu 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/135, İstanbul Anadolu 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/285 Esas sayılı dosyalarının bulunması karşısında, ayrıntıları Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 16/05/2013 gün, 2011/24234 Esas, 2013/9140 Karar; 02/05/2016 gün, 2016/1440 Esas, 2016/4197 Karar; 23.Ceza Dairesinin 18/04/2016 gün, 2016/6878 Esas, 2016/4794 Karar sayılı ilamları ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/04/2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, sanığın suç kastının, fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi ve farklı sonuçlara varılmasının engellenebilmesi için derdest ve olanaklı ise ilgili dosyalar ile birleştirilmesinden, kesinleşmişler ise delil olarak dosya arasına konulmalarından sonra, iddia ve kanıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre mahkemenin ulaştığı sonuç ile bunu destekleyen tüm delillerin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde birlikte değerlendirilip gösterilmeden, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle CMK.nın 230.maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan O yer Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 03.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)