(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 279, 280, 283, 289, 308/A) (5235 S. K. m. 46) (YCGK 14.10.2008 T. 2008/8-49 E. 2008/219 K.) (YCGK 14.10.2003 T. 2003/6-232 E. 2003/250 K.) (YCGK 09.10.2012 T. 2011/8-335 E. 2012/1804 K.) (21. CD. 03.02.2016 T. 2015/6259 E. 2016/819 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280. maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık müdafiin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu "yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının" dosyaya konulması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/1072003 gün ve 232-250 sayılı, 09/10/2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 Karar ilamlarında da açıklandığı üzere, belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerekir. Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için düzenlenen veya değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu yönünde kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği bu suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte (nesnel) olup olmadığı ve ilk bakışta anlaşılabilir olup olmadığı, şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini yargıca ait olup, suça konu ve sahte olduğu kabul edilen çekin aldatıcı olup olmadığının ve Türk Ticaret Kanununda sayılan çekte bulunması zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığının tespiti yönünden, çek aslının özellikleri duruşma tutanağına yazılıp, unsurlarının ve aldatıcılık niteliğinin irdelenmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdir edilmesinin zorunlu olduğu, çek aslının bulunamaması halinde ise fotokopi belge üzerinde suç unsurlarının tespit edilemeyecek olması nedeniyle sanıkların beraatine karar verilmesi gerekeceği hususları gözetildiğinde;
Yargıtay 21.Ceza Dairesinin 25/01/2016 gün, 2014/6987 Esas, 2016/529 Karar; 03/02/2016 gün, 2015/6259 Esas, 2016/819 Karar ve 20/04/2016 gün, 2015/6963 Esas, 2016/3633 Karar; Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 19/06/2017 gün, 2015/4234 Esas, 2017/4727 Karar; Yargıtay 15.Ceza Dairesinin 14/06/2017 gün, 2014/24855 Esas, 2017/15267 Karar sayılı ilamlarında ayrıntıları açıklandığı gibi, sahteciliğe konu bononun nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, fotokopi üzerinde, mahkemece söz konusu belgenin objektif olarak aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespitinin mümkün olmaması karşısında;
Öncelikle, 19/03/2014 günlü celsede katılan tarafından dosyaya ibraz edilen ve mahkeme kasasına alınan suça konu 28/08/2011 keşide tarihli 5.175TL tutarında B. A. Y. keşideli, Z5896123 nolu çek ''aslı yerine fotokopisi üzerinden'' inceleme yapılarak verilmiş bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı gözetilerek, bu çekin keşidecisi olarak görünen B. A. Y.'ın tanık olarak beyanına başvurularak bu çekin kendisi tarafından keşide edilip edilmediği ile çekin rızası dışında elinden çıkıp çıkmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulmasından sonra, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/04/2016 tarih ve 2015/11-20 esas 2016/214 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin yargıca ait olduğu cihetle, suça konu ''çeklerin'' duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve 28/08/2011 keşide tarihli 5.175TL tutarlı çekteki yazı ve imzaların sanık ile çek keşidecisi görünen Barış'ın eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi raporu da alındıktan ve 5.175TL tutarlı bu çek ile ilgili olarak resmi belgede sahtecilik suçu açısından aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak kanaate göre, zincirleme suç hükümleri şartlarının oluşup oluşmadığının ve nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından ise bu çek bedelinin temel adli gün para cezasına dahil edilip edilmeyeceği hususunda mahkemenin ulaştığı sonuç ile bunu destekleyen delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağı kurularak gösterilip açıklanmadan ve denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde tartışılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması suretiyle Anayasanın 141, CMK.nın 34, 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, CMK.nın 283.maddesi gereğince kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla, hükümlerin CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)