(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 279, 280, 289, 308/A) (5235 S. K. m. 46)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280. maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Özel Dikilitaş Tıp Merkezinde doktor olarak çalışan H. Y. tarafından suça konu 27/07/2007 tarihli 831 ve 832 protokol sayılı reçetelerin muayene edilmeden ve bilgileri olmaksızın H.T. ile N. T. adlarına sahte olarak düzenlendikten sonra V.. Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olan S.O.H. tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna ibraz edilerek bedellerinin SGK.dan tahsil edilmesi sureti ile nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, dosyada mevcut 12/01/2015 günlü adli Tıp Uzmanı (Grafoloji) tarafından verilen bilirkişi raporunda "reçete asıllarındaki imzaların H. Y.'in eli ürünü olduğu"nun bildirilmesine karşılık, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 09/06/2016 tarihli raporda ise "reçetelerdeki yazıların H. Y.'in eli ürünü olmadığı"nın ve "reçetede kaşe üzerinde H. Y.'e atfen atılı imzanın ....eli ürünü olup olmadığı hususunun tesbit edilemediği"nin bildirilmesi ile ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/04/2016 tarih ve 2015/11-20 esas 2016/214 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin yargıca ait olduğu cihetle, suça konu ''reçetelerin'' duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, alınmış bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması ve reçeteler üzerindeki imza ve yazıların diğer sanık S. O. H.'a ait olup olmadığı yönünde de herhangi bir incelemenin yapılmamış olması hususu da gözetilerek, maddi gerçeğin şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılmasını sağlamak bakımından, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 27/02/2012 gün,2016/1586 Esas,2017/1371 Karar sayılı ilamında ayrıntısı açıklandığı üzere, suça konu reçetelerde "ilaçları teslim alan bölümündeki" imza ve yazıların sanıkların eli ürünü olup olmadığının araştırılarak H. Y. bakımından verilen daha önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, suça konu reçetelerin düzenlendiği sağlık kuruluşundan suç tarihlerindeki poliklinik defterleri getirtilip incelenerek, reçetelerde adı geçen hastaların kayıtlı olup olmadıkları, muayene edilip edilmedikleri, uygulanan tedavilerin reçetelerde belirtilen teşhis ve yazılan ilaçlar ile uyumlu olup olmadığının belirlenmesi bakımından üniversitelerin reçetelere konu hastalıklarla ilgili uzman hekimlerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna dosya ve ekleri tevdi edilerek ayrıntılı bilirkişi raporu alınmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini ile her bir sanık yönünden varılan kanaatin dayandığı verilerin gerekçeye yansıtılması gerekirken, dosya kapsamına uygun, delillerle sonuç arasındaki mantıksal ve hukuksal bağı kurularak gösterilmeden, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması suretiyle Anayasa'nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1 ve 230.maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 04.12.2017 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)