(5271 S. K. m. 231) (5235 S. K. m. 46) (YCGK 03.03.1998 T. 1998/6-8 E. 1998/69 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin kararlara karşı aynı Kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup, istinaf kanun yoluna başvurma olanağı bulunmadığı gözetilerek, sanık müdafiin "resmi belgede sahtecilik" suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik istinaf başvurusunun itiraz dilekçesi olarak kabulü ile merciince her zaman karar verilmesinin mümkün olduğu değerlendirilerek, CMK.nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanık müdafiin temyiz şeklindeki talebini içeren dilekçesinin istinaf başvurusu olarak kabulü ile, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık müdafiin nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/03/1998 gün, 8/69 sayılı ilamı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, önceden doğan bir borç veya önceden doğan bir zarar nedeniyle sonradan çek düzenlenip verilmesi halinde, borç daha önce oluştuğundan çek ile arasında nedensellik bağı bulunmayacağı, zarar veya borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle;
Suça konu çekin mağdur A. Ö.'e "önceden doğan borcu" nedeniyle sonradan sanık tarafından verildiğinin dosya kapsamına göre anlaşılması karşısında; sahte çekin önceden doğan borç karşılığı verilmesi nedeniyle "bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunun "unsurlarının" somut olayda oluşmadığı gözetilerek, “yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması” gerekçesi ile sanığın CMK.nın 223/2-a maddesi gereğince beraetine hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK.nın 280/1-a ve 303/1-a. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bu aykırılık sözkonusu Kanunun aynı maddeleri gereğince, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektirmemesi nedeni ile yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin gerekçe ile hüküm fıkrasının çıkartılarak yerine “Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık fiilinin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması (suçun yasal unsurlarının oluşmaması) nedeniyle CMK.nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün CMK.nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 27/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)