(5271 S. K. m. 223, 279, 280, 303, 308/A) (5235 S. K. m. 46) (YCGK 03.03.1998 T. 1998/6-8 E. 1998/69 K.) (YCGK 30.03.1992 T. 1992/6-80 E. 1992/98 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280. maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4. bölümünün ortak hükümler başlıklı 46. maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/03/1998 gün, 8/69 sayılı ilamı ile buna uyumlu Daire kararlarında da açıklandığı üzere, önceden doğan bir borç veya önceden doğan bir zarar nedeniyle sonradan çek düzenlenip verilmesi halinde, borç daha önce oluştuğundan çek ile arasında nedensellik bağı bulunmayacağı, zarar veya borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı cihetle;
Suça konu çekin katılana alınan dairelerin karşılığı peşinat sonrası kalan miktar için "önceden doğan borç" nedeniyle sonradan sanık tarafından verildiği anlaşılan olay karşısında; sahte çekin önceden doğan borç karşılığı verilmesi nedeniyle "bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunun "unsurlarının" somut olayda oluşmadığı gözetilerek “yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması” gerekçesi ile sanığın CMK.nın 223/2-a maddesi gereğince beraetine hükmolunması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Sanığın eşi E.'nin verdiği genel vekaletname uyarınca suça konu çekin kullanılmasına "rıza göstermesine" bağlı olarak çeki imzalayarak katılana vermesi şeklinde gerçekleşen somut olayda; ayrıntıları Yargıtay 15.Ceza Dairesi'nin 22/11/2017 gün, 2017/2083 Esas, 2017/24203 Karar; 10/05/2017 gün, 2014/23287 Esas, 2017/10681 Karar; Yargıtay 11.Ceza Dairesi'nin 21/11/2017 gün, 2017/5265 Esas, 2017/7990 Karar; 04/10/2017 gün, 2015/3781 Esas, 2017/6275 Karar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/03/1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında "önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği" ve bu halde suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK.nın 280/1-a ve 303/1-a.maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık sözkonusu Kanunun aynı maddeleri gereğince olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektirmemesi nedeni ile yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin tüm bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Her ne kadar sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de, atılı suçların unsurlarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle CMK.nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı BERAATİNE "sanık hakkında atılı suçlardan yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin CMK.nın 303/1-a. ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kamu davasının tarafları bakımından Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 21/11/2017 gün, 2017/28535 Esas, 2017/23876 Karar sayılı ilamı uyarınca kesin, CMK.nın 308/A maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı bakımından itiraz yolu açık olmak üzere, 12.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)