(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 37, 53, 158, 210) (5271 S. K. m. 34, 223, 230, 231, 280) (5411 S. K. m. 3, 48) (6102 S. K. m. 780) (YCGK 24.11.1998 T. 1998/6-280 E. 1998/359 K.) (YCGK 14.07.2009 T. 2009/6-163 E. 2009/202 K.) (YCGK 29.09.2009 T. 2009/4-130 E. 2009/213 K.) (YCGK 14.10.2003 T. 2003/6-232 E. 2003/250 K.) (YCGK 09.10.2012 T. 2011/8-335 E. 2012/1804 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar haklarındaki kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/05/2015 tarih ve 2015/1921 Soruşturma, 2015/2189 Esas, 2015/194 sayılı iddianamesi ile; sanıklar E. E. Ç. ile E. Ç. haklarında
"Haksız Kredinin Tahsisi İçin Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından eylemlerine uyan TCK.nın 210 yollamasıyla 204/1, 158/1.h, 158/1.j, 37, 53/1.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile kamu davası açılmıştır.
İSTİNAFA KONU HÜKÜM:
İlk dereceli Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 07/12/2016 gün, 2015/271 Esas, 2016/463 Karar sayılı hükümle sanıkların "Haksız Kredinin Tahsisi İçin Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik" suçlarından beraetlerine dair verilen kararlara karşı katılan D. Varlık Yönetim A.Ş vekili ile O yer C. Savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLK DERECELİ MAHKEMECE YAPILAN YARGILAMA AŞAMASINDA ALINAN TARAF BEYANLARI:
SANIK E. Ç. SAVUNMASINDA: "Mühendisler Tarım ile biz uzun yıllar çalıştık, sürekli alışverişimiz oldu, sadece davaya konu çek değil bir çok çek alışverişi oldu, çekler faturalı idi, E. E. Ç. şirketimizin sorumlusudur, mahkemesinde ilgili faturaları sunacak, biz karşılıksız olarak almadık, mal karşılığı aldık, faturasını kestik, karşılığında çeki aldık ve bu çeki de bankada teminat olarak kullandık, davaya konu çekte bulunan Mühendisler Tarım üzerindeki imza bana ait değildir, bizim şirketimiz olan G. Tarım Ltd. Şti. Kaşesi üzerinde bulunan imza bana aittir, silsile doğrudur, bizim bulunduğumuz yer Çatalca idi, Mühendis Tarımın yeri Tekirdağ'dır, çekleri bazen kargo ile bazen de pazarlama elemanlarımız getiriyordu, şu anda nasıl elimize geldiğini hatırlamıyorum ancak sürekli ticari ilişki vardı, faturalı idi, bizim şirketimiz batmadan önce Eskişehir'den mal almak için yüklü miktarda çek vermiştik, malı bize teslim etmediler ve çeklerimizi tefecilere satmışlar, tefeciler iş yerimizi bastılar, arkadaşlarımızı yaraladılar, biz bu işlerle uğraşırken bu zor durumdan faydalanan kişiler çekleri ödememek için itiraz yoluna gittiler, suçlamaları reddediyorum, beraatimi talep ediyorum, zararları varsa karşılamak istemem, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK E. E. Ç. SAVUNMASINDA: "Ben bu hususta daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, Ben Dosyanın Mahal Mahkemesinin duruşmasına Avukatım ile birlikte gidip savunmalarımı yapacağım Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
KATILAN A. Y.; "Tekirdağ Çorlu Şekerbank müdürünün bizi arayarak vadesi gelen ve ödemesi geçmiş çekiniz var, sizin bunu ödemeniz gerekiyor diyerek bizi araması ile bu çekten haberdar olduk. Söz konusu çeki düzenleyen E. Ç. ve E. E. Ç. kurdukları E. S. Sistemleri Tarım Sanayi Tic. Ltd. Şti. ve G. Tarım Ürünleri ilaç zahire ve madencilik Tic. San. Ltd. Şti. adına çek düzenleyip bizim de ticari itibarımızı kullanmak maksadıyla ilk ciranto olarak T. M. Tarım Ürünleri adını kullanmışlar ayrıca bu kısma yetkili olarak benim ismimi yazıp imzalamışlar. Zaten yapılan incelemelerde imza ve yazı örneklerinin bana ait olmadığı ortaya çıktı. Benim şikayetim devam etmektedir. Bizim bu olay sebebiyle ticari olarak itibarımız zedelendi. Ancak maddi olarak bir zararımız yoktur. Dava konusu çek ile ilgili bizim bu şahıslarla herhangi bir ticari ilişkimiz olmamıştır, bu çek tamamen hayali bir çektir. Bizimle bir alakası yoktur. Davaya katılmak istiyorum, Şikayetçiyim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN T. D.: "Biz A. Y. ile ortağız. Tekirdağ Çorlu Şekerbank müdürünün bizi arayarak vadesi gelen ve ödemesi geçmiş çekiniz var, sizin bunu ödemeniz gerekiyor diyerek bizi araması ile bu çekten haberdar olduk. Söz konusu çeki düzenleyen E. Ç. ve E. E. Ç. kurdukları E. S. Sistemleri Tarım Sanayi Tic. Ltd. Şti. ve G. Tarım Ürünleri ilaç zahire ve madencilik Tic. San. Ltd. Şti. adına çek düzenleyip bizim de ticari itibarımızı kullanmak maksadıyla ilk ciranto olarak T. M. Tarım Ürünleri adını kullanmışlar. Bizim şirketimiz olan T. M. Tarım Ürünleri adına kaşe yaptırıp kullanmışlar ve çekin arkasına bu kaşeyi yaparak bizim imzamızı taklit etmeye çalışmışlar. Biz şahıslardan şikayetçiyiz. Başkaca bir diyeceğim yoktur. Davaya katılmak istiyorum, Şikayetçiyim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK S. S.: "Ben E. E. Ç. ve E. Ç.ı tanırım, onların yanında 2010 yılında işe girdim, 2012 yılına kadar onların yanında şoför olarak çalıştım. Adı geçen E. S. Sistemleri Tarım San. Ltd. Şti ile benim çalıştığım G. Tarım arasındaki ilişkiyi bilmiyorum, o yüzden çek verip vermediklerini de bilmiyorum. Çekin sahte olup olmadığını da bilmiyorum. Aralarında çek verip bunun icraya düştüğünden de haberim yoktur. Olayla ilgili görgüye dayalı herhangi bir bilgim veya duyuma ilişkin herhangi bir bilgim de yoktur, ekleyecek başkaca beyanım yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK B. Ç.: "A. Y. ve T. D. ile yaprak gübresi alışverişi yaptığımız için bir ticari ilişkimiz olmuştu, ben bir süre E. ve E. Ç. ile ortak çalıştım, ben orada getir götür işleri yapıyordum, aldıkları mallar karşılığında çek verildiği oluyordu, ancak ismini söylediğimiz A. Y. ve T. D.'a verilen çekin sahte olup olmadığı hakkında bir bilgim yoktur, ikisinin arasında alışveriş vardı, ticari ilişki gereği verilmiş olabilir, olay hakkında bildiklerim bundan ibarettir, ekleyecek başkaca beyanım yoktur. Tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAİREMİZCE AÇILAN DURUŞMADAKİ BEYANLAR:
SANIK E. E. Ç. SAVUNMASINDA: "Daha önceki savunmalarımı tekrarlarım, suça konu çek bize yıllardır ticari alışverişte bulunduğumuz T. M. Tarım Ürünleri tarafından yapmış olduğumuz ticari alışveriş sonucu kargoyla gönderilmiştir, söz konusu çekte benim cirom yoktur, herhangi bir imzam söz konusu değildir, ben ve kardeşim Şekerbank'tan sözleşme yapmak suretiyle kredi almıştık, söz konusu çeki de teminat amaçlı olarak bankaya başka çeklerle birlikte vermiştik, çekin sahte olarak kimin tarafından keşideci olarak gözüken E. S. Sistemleri adına keşide edildiğini bilmiyorum, ben söz konusu şirketin ortaklarındanım, söz konusu yüklenen eylemler bizim tarafımızdan gerçekleştirilmedi daha önceki savunmalarımı tekrarlıyorum beraatime karar verilsin," " şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK E. Ç. SAVUNMASINDA: "Yüklenen suçlamayı kabul etmiyorum daha önceki savunmalarımı tekrarlıyorum suça konu olan çek bize ticari alışverişimiz olan T. M. Tarım Ürünleri tarafından kargoyla gönderilmiştir, biz de söz konusu çeki Şekerbank'tan almış olduğumuz krediye karşılık teminat amaçlı olarak vermiştik, çekteki sahtecilik bizim tarafımızdan gerçekleştirilmemiştir, beraatime karar verilsin," şeklinde savunmada bulunmuştur.
KATILAN D. VARLIK YÖNETİM AŞ.,VEKİLİ BEYANINDA;" Daha önceki beyanlarımız tekrarlıyoruz müvekkil katılan sanıklardan olan alacağını temin edememiştir zararı söz konusudur, dosya kapsamında sanıkların cezalandırılmaları talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-İddia,
2-Sanıkların savunmaları
3-Nüfus ve sabıka kayıtları,
4-Katılanlar ve tanık anlatımları,
5-Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2015/1279 sırasında kayıtlı, suça konu TEB Silivri Şubesine ait 15/08/2012 tarih,23.475TL bedelli, 6959749 numaralı çek,
6-Şekerbank AŞ. Genel Müdürlüğü'nün Dairemize verdiği cevabi yazıları ile kredi sözleşmesinin onaylı suretleri ve ekleri,
7-İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğine sunulan 04/03/2013 tarihli inceleme konusu Türk Ekonomi Bankası A.Ş Silivri Şubesine ait keşideci E. S. Sistemleri Tarım San.Tic.Ltd.Şti olan Lüleburgaz 15/08/2012 keşide tarihli 23.475 TL meblağ ve 6959749 numaralı T. M. Tarım Ürünleri emrine yazılı çekin arka yüzünde T. M. Tarım Ürünleri içerikli kaşe izi üzerinde atılı bulunan 1.ciranta imzasının T. D. veya A. Y.'ın elleri ürünü olmadığı, A. Y.'ın hakiki imzalarına benzetilerek atıldığına dair düzenlenen bilirkişi raporu.
8-İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuvarının 06/01/2015 BLG-2014/14723 sayılı tetkik konusu 6962599 seri numaralı çekin arka yüzü 1.ciranta hanesindeki G. Tarım ibareli kaşe izi üzerindeki imza ile E. E. Ç. isimli şahsın mevcut mukayese imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu belirlenmekle, bahse konu ciranta imzasının E. E. Ç. isimli şahsın eli mahsulü olduğu, tetkik konusu 6959749 seri numaralı çekin arka yüzü 2.ciranta hanesindeki G. Tarım ibareli kaşe izi üzerindeki imza ile E. Ç. isimli şahsın mevcut mukayese imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu belirlenmekle, bahse konu ciranta imzasının E. Ç. isimli şahsın eli mahsulü olduğu, tetkik konusu 6962599 ve 6959749 seri numaralı olmak üzere iki adet çekin ön yüzlerindeki tanzimle ilgili el yazıları ve keşideci imzaları ile 6959749 seri numaralı çekin arka yüzü 1.ciranta hanesindeki T. M. Tarım Ürünleri ibareli kaşe izi üzerindeki ciranta imzası ile B. Ç., E. Ç., E. E. Ç., T. D. ve A. Y. isimli şahısların mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediğine dair düzenlenen ekspertiz raporu.
9-Tüm dosya kapsamı,
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
İddia makamı "sanık E. E. Ç. B. Ç. isimli şahıs ile yetkilisi olduğu E. S. sistemleri tarım sanayi Tic. Ltd.Şti'nin Teb Silivri şubesindeki çekin keşide edilen Lüleburgaz 15/08/2012 keşide yer ve tarihi 23.475TL bedelli çekin üzerindeki ilk ciranta olarak gözüken A. Y. ve T. D.'ın yetkileri oldukları T. M. Tarım Ürünleri isimli işyeri sahte cirosu oluşturularak bu kez sanık E. E. Ç.'ın diğer sanık E. Ç. ile birlikte ortak oldukları G. Tarım Ürünleri İlaç Zahire ve maddeleri Tic.San.Ltd.Şti adına Şekerbank Çorlu şubesinden genel kredi sözleşmesi kapsamında almakta oldukları kredinin teminatı olarak bankaya sundukları, bilahare kredi borcunun ödenmemesi üzerine bu çek sebebiyle birinci ciranta olarak gözüken A. Y. ve T. D. haklarında icra takibi yapıldığı, yapılan icra takibi sonucu imzaya itiraz işlemi kapsamında çekteki adlarına atılan ciranta imzasının kendilerine ait olmadığının, icra hukuk mahkemesince kabul edilip bu hususta kesin hüküm kurulduğu, bu şekilde söz konusu çekte sahte ciro işleminin yapıldığı sabittir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre sahte cirolu bu çekin hayatın olağan akışı ve ticari akışına göre öncelikle E. S. Sistemi şirket tarafından düzenlendikten sonra ticari ilişki kapsamında T. M. Tarım Ürünleri şirketine dolayısıyla bu şirket kayıtına girmesi, bilahare aynı şirketin söz konusu çekin aldığı firmaya ticari ilişki kapsamında iade etmesi gibi ticari hayatın işleyişinde gereksiz karşılığı olmayan bir işlem niteliği taşıdığı, bu kapsamda T. M. Tarım Ürünleri firmasının bu işlemi yapmasını gerektirir ticari faaliyet veya basiretin olmadığına dair bir hususun bulunmadığı açıktır.
Buna göre; her ne kadar sanıklar yetkileri oldukları şirketin T. M. Tarım Ürünleri firmasıyla ticari ilişki içerisinde olduklarını belirtmiş ve bu kapsamda ve bazı belgeler sunmuş iseler de, söz konusu belgelerin yargılamaya konu çeki ve faaliyetin karşılamadığı açıktır. Sahte cirolu çek sanıkların yetkilisi olduğu Şekerbank Çorlu şubesindeki kredinin genel sözleşmesi kapsamında sanıklarca bankaya verilmiştir. Kredi sözleşmesini her iki sanık imzalamıştır. Buna göre; söz konusu sahte cirolu çekin sanıkların yetkilisi olduğu son ciranta gözüken firmanın faaliyet kapsamında kullanıldığı açıktır. Bankaca verilen cevabi yazıya göre söz konusu çekin kredinin tahsisini sağlar ve bu kapsamda hile oluşturacak şekilde kullanıldığına dair kesin, şüpheden uzak delil elde edilememiştir. Toplanan deliller ve oluşan bu kanaat çerçevesinde sanıklar hakkında kurulan Çorlu 1 Ağır Ceza Mahkemesinin sahtecilik suçuna ilişkin beraat hükmünün kaldırılarak sanıkların TCK.nın 204/1, 53.maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin istinaf talebinin ise anılan gerekçelerle CMK.nın 280/2. Maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalada bulunmuştur.
KABUL VE GEREKÇE;
5237 sayılı TCK.nın 158/1-j bendinde; dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için kredi elde eden kişinin, banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu'nun 3.maddesinde banka; 48.maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi halinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Malvarlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
a)Fail tarafından hile ve desise (hileli davranış) yapılması,
b)Yapılan hile ve desisenin (hileli davranış) bir kimseyi kandırabilecek nitelikte olması,
c)Mağdurun veya başkasının zararına, kendisi veya başkası lehine haksız bir çıkar sağlanması gerekmektedir.
Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlarda bulunmalı, verilen zarar ile sanığın eylemi arasında uygun nedensellik bağı olmalı, mağdur menfaat (yarar) temin edilmesinden önce yanıltılmalıdır.
Birden çok hukuki konusu olan dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olması, başka bir deyişle de, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve G.in ortadan kaldırılarak, irade özgürlüğünün aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle ihlal edilmesi zorunluluğudur. Kanun koyucu anılan maddede "hilenin" tanımını yapmamış, suçun maddi konusunun hareket kısmını oluşturan "hileli davranışların" nelerden ibaret olduğunu belirtmemiş, bilinçli olarak bu hususu öğreti ve uygulamaya bırakmıştır.
Nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşumunda aranan hile kavramı TCK.da tanımlanmamış olup, “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika” anlamına gelmektedir.(Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s.891)
Uygulamadaki yerleşmiş kabule göre hile; “Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez” olarak tanımlanmaktadır.
Öğretide hile ile ilgili olarak, hilenin maddi veya manevi nitelikteki eylemlerle bir kimsenin hataya düşürülmesi anlamına geldiği(Erem F., TCK Şerhi Özel Hükümler, Ankara, 1993, s.588) ifade ediliş ve sergileniş tarzı açısından yöneldiği kimsenin denetim yapma yetkisini elinden alması ve doğurduğu G. ortamıyla kişiyi istediği yöne çekmesinin zorunlu olduğu (Selçuk S., Dolandırıcılık Cürmünün Kimi Suçlardan Ayrımı ve Çeklerle İlgili Suçlar, Ankara, 1986, s.106-110), gösterilen davranışın hile niteliğini taşıyabilmesi için aldatmaya elverişli olması gerektiği(Özgenç İ., Ekonomik çıkar amacıyla işlenen suçlar, Seçkin yayınevi, 2004, s.26), hilenin öznel ve nesnel koşulları sömürerek ve gerçeği örterek mağdurun yargılama gücünü etkilemesi gerektiği, kaba, çıplak ve kolayca anlaşılabilen bir yalanın hile kavramına girmediği(Savaş V.-Mollamahmutoğlu S., TCK Yorumu, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, C.4, s.5155-5157) şeklinde görüşler bulunmaktadır.
Yine öğretide hile ile ilgili olarak; “olaylara ilişkin yalan açıklamaların ve sarf edilen sözlerin doğruluğunu kuvvetlendirecek ve böylece muhatabın inceleme eğilimini etkileyebilecek yoğunluk ve güçte olması ve bu bakımdan gerektiğinde bir takım dış hareketler ekleyerek veya böylece var olan halden ve koşullardan yararlanarak, almayacağı bir kararı bir kimseye verdirtmek suretiyle onu aldatması, bu suretle başkasının zihin, fikir ve eylemlerinde bir hata meydana getirmesidir” (Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler 2004, sf. 453), “objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki meydana getiren her türlü davranıştır” (Tezcan/Erdem/Önok, Teorik ve Pratik Ceza Hukuku 2006, sf. 558), “hile, oyun, aldatma, düzen demektir. Objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki doğurucu her davranış hiledir” (Centel/Zafer/Çakmut, Kişilere Karşı Suçlar 2007, Cilt I. sf. 452) biçiminde tanımlara yer verilmiştir.
Hileli davranışlar kavramının ne anlama geldiği konusunda 5237 sayılı TCK.da her hangi bir açıklık bulunmadığından, bu husus 765 sayılı TCK dönemindeki uygulama ve içtihatlarda ortaya konulan ve öğretideki görüşlerle de desteklenen ilkeler göz önünde bulundurularak çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu bağlamda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24/11/1998 gün ve 280-359 sayılı kararında; “Hile ve desisenin kandırıcılık niteliği, yöneldiği kişi veya kişilerin aldanma yeteneği diğer bir deyişle subjektif durumları itibariyle olaysal olarak değerlendirmelidir. Objektif bir değerlendirme ile kandırıcılık niteliği belirlenmeye çalışıldığı takdirde herkes için genel ve objektif bir ölçütün bulunmasındaki zorluk yanında daha çabuk kandırabilecek zeka seviyesine sahip insanlar hukuki korunmadan yoksun kalacaklardır. Bu nedenle hile ve desisenin kandırıcılık niteliğine ulaşıp ulaşmadığı her somut olayda, olayın özelliği, mağdurun durumu, faille olan ilişkisi, kullanılan hile, desise vb. kriterler ayrı ayrı ele alınarak yargıç tarafından değerlendirilmelidir” görüşüne yer verilmiş olup, Genel Kurul ve Özel Dairelerin bu ve benzeri kararlarında ortaya koyduğu ilkeler göz önünde bulundurulduğunda, esasen, hangi davranışların hileli olup olmadığı ve bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği yolunda genel bir kural koymak oldukça zor olmakla birlikte, olaysal olarak değerlendirme yapılmalı, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.
Failin davranışlarının hileli olup olmadığının belirlenmesi noktasında öğretide şu görüşlere yer verilmiştir; “Hangi hareketin aldatmaya elverişli olduğu somut olaya göre ve mağdurun içinde bulunduğu duruma göre belirlenmelidir. Bu konuda önceden bir kriter oluşturmak olanaklı değildir” (Prof. Dr. Özbek, Veli Özer- Yrd. Doç. Dr. Kanbur, M.Nihat- Dr. Doğan, Koray- Arş. Gör. Bacaksız, Pınar- Arş. Gör. Tepe, İlker, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler 2010, sf.687), “Hileli davranışın anlamı birtakım sahte, suni hareketler ile gerçeğin çarpıtılması, gizlenmesi ve saklanmasıdır” (Prof. Dr. Soyaslan, Doğan, Ceza Hukuku Özel Hükümler 6. Baskı, sf.343), “Hilenin, mağduru hataya sürükleyecek nitelikte olması yeterlidir; ortalama bir insanı hataya sürükleyecek nitelikte olması aranmaz. Bu nedenle, davranışın hile teşkil edip etmediği muhataba ve olaya göre değerlendirilmelidir.”(Centel/Zafer/Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar 2007, Cilt I. sf.457)
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; nitelikli dolandırıcılık suçundaki hileli davranışların, fiilin ortaya çıkmamasını sağlamaya yönelik olmasının yanında bu sonucu gerçekleştirmeye elverişli olacak nitelikte yoğun ve aldatıcı olması gerekir. Kaba, herkes tarafından anlaşılabilir ve özünde aldatıcı niteliği bulunmayan bir davranış hileli bir davranış olarak değerlendirilemeyecektir. Eylemin açığa çıkmaması için kullanılan bir yöntemin, denetim ve gözetim görevi verilmiş kişilerin dikkatsizliği ve özensizliğinden kaynaklanan nedenlerle bu suçun ortaya çıkmasını engellemesi bu tür davranışlara hileli davranış vasfını kazandırmayacağı gibi nitelikli dolandırıcılık suçunun da oluşmasına yol açmayacaktır.
Bu aşamada "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müesssesine de değinmek gereklidir.
5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a-Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli
para cezası olması,
b-Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2)Sanığa ilişkin olarak;
a-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d-Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda re'sen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilmelidir.
Anılan bu objektif koşullar ile birlikte 'Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına' ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.07.2009 gün ve 163-202 ile 29.09.2009 gün ve 130-213 sayılı kararlarında da gösterildiği üzere; sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak, kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesi gereğince düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' müessesesi objektif koşulların varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve resen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmak zorundadır.
Anayasanın 141, CMK.nın 34, 230, maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi denetimine olanak verecek şekilde açık ve gerekçeli olması ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu işlevini yerine getirebilmesi için gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, kanıtlarla sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği ilkelerine uyulmadan, suça ilişkin çek ile ilgili ekspertiz ve bilirkişi raporu ile suça konu ciro yolu ile sanıklara verdiği iddia edilen T. M. Tarım Ürünleri şirketi yetkisi olan A. Y. ile T. Y.'ın ilk dereceli mahkemece alınan beyanları irdelenip reddedilmeden, sanıklar tarafından kredi alınan Şekerbank T.A.Ş Çorlu şubesi ile yaptıkları kredi sözleşmesinin imzalandığı 02/04/2012 tarihinden önce mi yoksa sözleşme imzalanıp kredi alındıktan sonraki bir tarihte mi teminat olarak suça konu çekin sunulduğu hususu ilgili bankadan sorulup şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmadan "eksik soruşturma " ve sadece soyut şekildeki teorik açıklamalara yer verilerek " Sanıkların T. M. Tarım Ürünleri Şirketi'ne ait ciroyu sahte olarak düzenlediklerine dair katılanların soyut iddialarından başka sanıkları cezalandırmaya yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği" şeklindeki "yetersiz gerekçe" ile sanıkların "beraetlerine" dair karar veren İlk dereceli Mahkeme kararı "isabetli olarak görülmediğinden" Dairemizce "duruşma açılmasına" karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Bu bilgilerle birlikte, İlk dereceli yargılama aşamasında beyanlarına başvurulan T. M. Tarım Ürünleri şirketi yetkisi olan A. Y. ile T. Y.'ın beyanları ile "kamu davasına konu" keşidecisi E. S. Sistemleri Tarım San. Tic. Ltd. Şti, Lüleburgaz, 15/08/2012 keşide yer ve tarihli, 23.475 TL bedelli, 6959749 numaralı, T. M. Tarım Ürünleri lehtarlı suça konu sahte çek ile ilgili olarak, İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğine sunulan 04/03/2013 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuvarının 06/01/2015 BLG-2014/14723 sayılı ekspertiz raporları ile Şekerbank T.A.Ş Genel Müdürlüğü'nün Dairemize verdiği 17/0472017 tarihli cevabi yazıları ile ekindeki vadeli çek portföy raporu ile kredi sözleşmenin onaylı suretleri ve ekleri birlikte somut olay incelendiğinde;
Haksız Kredinin Tahsisi İçin Dolandırıcılık suçu bakımından yapılan değerlendirmede;
G. Tarım Ürünleri İlaç Zahire ve Madencilik Tic. San. Ltd. Şti. yetkileri olan sanıklar E. E. Ç. ve E. Ç.'ın. Şekerbank Şekerbank T.A.Ş Çorlu şubesi Şubesine kredi almak amacıyla başvurup birlikte "02/04/2012 tarihinde" sözleşme imzaladıktan sonra, bir başka deyişle, borcun doğmasından sonra, keşidecisi E. S. Sistemleri Tarım San. Tic. Ltd. Şti, Lüleburgaz, 15/08/2012 keşide yer ve tarihli, 23.475 TL bedelli, 6959749 numaralı, T. M. Tarım Ürünleri lehtarlı suça konu sahte çekin sanıklar tarafından bankaya "15/07/2012 tarihinde" teminat olarak verilmesi şeklinde gerçekleşen sanıklar eylemlerinde, önceden doğmuş borç için verilen çek nedeni ile "Bankaca Tahsis Edilmemesi Gereken Krediyi Sağlamak Suretiyle Dolandırıcılık" suçunun somut olayda gerçekleşmediği Dairemizce de kabul edilerek, bu suç bakımından sanıkların beraetlerine dair ilk dereceli mahkeme hükmünde bir isabetsizlik görülmemiş, bu suça ilişkin olarak O. yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, kesin ve oybirliğiyle CMK.nın 280/1-a.maddesi uyarınca" istinaf başvurularının esastan reddine" dair karar verilmiştir.
Resmi belgede sahtecilik suçu bakımından yapılan değerlendirmede ise;
Sanıklar suça konu çekin kendilerine birinci ciranta olarak görünen T. M. Tarım Ürünleri firmasınca gönderildiği şeklindeki savunmaları, ilk dereceli mahkemece yapılan yargılama aşamasında beyanlarına başvurulan T. M. Tarım Ürünleri firması yetkilileri A. Y. ve T. Y. tarafından suça konu çek üzerinde 1.ciranta olarak görünen kaşe üzerindeki imzanın kendilerine ait olmadığını ifade etmeleri suretiyle doğrulanmamıştır.
T. M. Tarım Ürünleri firması yetkilileri A. Y. ve T. Y.'ın suça konu çek üzerindeki 1.ciranta imzasının kendilerine ait olmadığı yönündeki beyanları ise, "Türk Ekonomi Bankası A.Ş Silivri Şubesine ait keşideci E. S. Sistemleri Tarım San.Tic.Ltd.Şti olan Lüleburgaz 15/08/2012 keşide tarihli 23.475 TL meblağ ve 6959749 numaralı T. M. Tarım Ürünleri emrine yazılı çekin arka yüzünde T. M. Tarım Ürünleri içerikli kaşe izi üzerinde atılı bulunan 1.ciranta imzasının T. D. veya A. Y.'ın elleri ürünü olmadığı, A. Y.'ın hakiki imzalarına benzetilerek atıldığı"na dair İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğine sunulan 04/03/2013 günlü bilirkişi raporu ile "tetkik konusu 6959749 seri numaralı çekin arka yüzü 2.ciranta hanesindeki G. Tarım ibareli kaşe izi üzerindeki imza ile E. Ç. isimli şahsın mevcut mukayese imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden uygunluklar bulunduğu belirlenmekle, bahse konu ciranta imzasının E. Ç. isimli şahsın eli mahsulü olduğu, tetkik konusu ... 6959749 seri numaralı olmak üzere .... çekin ön yüzlerindeki tanzimle ilgili el yazıları ve keşideci imzaları ile 6959749 seri numaralı çekin arka yüzü 1.ciranta hanesindeki Tekirdağ Mühendislik Tarım Ürünleri ibareli kaşe izi üzerindeki ciranta imzası ile B. Ç., E. Ç., E. E. Ç., T. D. ve A. Y. isimli şahısların mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediği"ne dair düzenlenen İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuvarının 06/01/2015 BLG-2014/14723 sayılı ekspertiz raporu ile doğrulanmıştır.
Böylece sanıkların bu suçtan kurtulmaya yönelik savunmada bulundukları Dairemizce kabul edilerek inkara yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 gün 2011/8-335 Esas 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin yargıca ait olduğu cihetle, suça konu maaş yazılarının duruşmada incelenip özellikleri denetime imkan verecek şekilde duruşma tutanağına yazılarak "aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı" nın tesbiti 07/10/2015 gün ve 1 nolu celsede ilk dereceli mahkemece yapılmıştır. Buna göre; dava konusu adli emanetin 2015/1279 sırasında kayıtlı çek üzerinde yapılan incelemede; dava konusu çekin, TTK.nın 780. maddesinde düzenlenen zorunlu unsurlarından çek kelimesini, kayıtsız ve şartsız muayyen 22.000 TL'yi ödenmesi için havaleyi, ödeyecek kimse olan muhattap olan Türk Ekonomi Bankası A.Ş Silivri Şubesi isimli bankanın adının ( Şirket ünvanını ) ödeme yerini, keşide tarihi olarak 25/07/2012 keşide yeri olarak Lüleburgaz ve çek keşide eden keşideci E. S. Sistemleri Tarım San.Tic.Ltd.Şti'nin imzasını, ayrıca hesap numarasının TR95 0003 2000 0000 0002 0791 52, çek numarasının 6962599 ve vergi kimlik numarasının 3770441891 olduğu, çekin bütün unsurlarını taşıdığı, lehtar olarak G. Tarım Ürünleri Ltd.Şti'ne yazıldığı, ilk cirantanın G. Tarım Ürünleri İlaç Zahire ve Madencilik Ticareti Sanayi Ltd.Şti, ikinci cirantanın Şekerbank A.Ş Çorlu Şubesi olduğu, görünüş itibari ile iğfal kabiliyetine haiz olduğu hususları söz konusu duruşma tutanağına yazılmıştır.
G. Tarım Ürünleri İlaç Zahire ve Madencilik Tic. San. Ltd. Şti. yetkileri olan sanıklar E. E. Ç. ve E. Ç.'ın, keşidecisi E. S. Sistemleri Tarım San. Tic. Ltd. Şti, Lüleburgaz, 15/08/2012 keşide yer ve tarihli, 23.475 TL bedelli, 6959749 numaralı, T. M. Tarım Ürünleri lehtarlı çek arkasında 1.ciranta olarak görünen T. M. Tarım Ürünleri yetkilisi adına sahte imza ile ciro edilmiş gibi gösterilen suça konu çekin 2.ciranta hanesindeki G. Tarım ibareli kaşe izi üzerindeki
imza ile E. Ç. tarafından ciro edilmek suretiyle, fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıklar E. E. Ç. ile E. Ç.'ın birlikte Şekerbank T.A.Ş Çorlu şubesi Şubesine kredi almak amacıyla ibraz edip kredi sözleşmesini de birlikte imzalamak sureti ile" suça konu sahte çeki kullandıkları" Dairemizce kabul edilmiş, bu suçtan kurtulmaya yönelik sanıkların inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiş, ilk dereceli Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 07/12/2016 gün, 2015/271 Esas,2016/463 sayılı Kararı ile Resmi Belgede Sahtecilik suçundan sanıkların beraetlerine dair verilen hükümde "isabet görülmediğinden" kaldırılmasına karar verilerek, sanıkların 1.ciroda sahtecilik yapılmış suça konu sahte çeki "kullanmaları" sebebiyle üzerlerine atılan Resmi Belgede Sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
5237 sayılı TCK.nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, sanıkların sabıkasız oldukları ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK.nun 231/6-a maddesinde gösterilen "kasıtlı suçtan mahkum olmama" nesnel (objektif) koşuluna aykırılık olmadığı, aynı Yasanın 231/6-c maddesinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda sanıklara yüklenen ''resmi belgede sahtecilik'' suçu neticesinde herhangi bir somut zarar doğmadığı gözetilerek, sanıklar haklarında 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen," sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması" öznel (sübjektif) koşulunun oluştuğu hususu Dairemizce değerlendirilerek sanıklar haklarında kurulan "mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmiştir.
Bu bağlamda, sanıkların " resmi belgede sahtecilik" suçu sabit görülerek aşağıdaki şekilde hükümler kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A-1-Haksız Kredinin Verilmesi İçin Dolandırıcılık suçundan sanıklar E. E. Ç. ve E. Ç. haklarında İlk dereceli Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 07/12/2016 gün, 2015/271 Esas, 2016/463 Karar sayılı beraet hükümlerinin KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA,
A-2-Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m.38/4, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m.11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m.14/2) de nazara alınarak; sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları, tüm dosya kapsamı ile sanıkların leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında Haksız Kredinin Verilmesi İçin Dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, kesin ve oybirliğiyle CMK.nın 280/1-a.maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
B-1-Resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar E. E. Ç. ve E. Ç. haklarında İlk dereceli Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 07/12/2016 gün, 2015/271 Esas, 2016/463 Karar sayılı beraat hükümlerinin KALDIRILMASINA,
B-2-Sanık E. E. Ç. "Resmi Belgede Sahtecilik" suçu sabit görülmekle; fiiline uyan TCK.nın 204/1.maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, dosyaya yansıyan kişiliği, kasta dayalı kusurun yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmadığından takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın duruşma sırasındaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak TCK.nın 62.maddesi uyarınca lehine takdiri indirim sebebi kabul edilmiş ve cezasında 1/6 oranında indirilmesi ile sanığın 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA
4-Şartları oluşmadığından cezasında başkaca artırım veya indirim yapılmasına yer olmadığına
5-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, gözlenen ve tespit edilen kişiliği, duruşmadaki tutum ve davranışı ile bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate varılmış olması nedeniyle CMK.nın 231/6.maddesi gereğince hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın 5271 sayılı CMK.nın 231/8.maddesi gereğince şartsız olarak 5 yıl süre ile denetime tabii tutulmasına,
Sanığın şahsi hali ve sosyal durumu dikkate alınarak hakkında takdiren serbestlik tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına,
CMK.nın 231/10.maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine,
CMK.nın 231/1.maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde kurulan hükmün açıklanmasına,
CMK.nın 231/13.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin iş bu kararın özel sisteme kaydı için karar örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
C-1-Sanık E. Ç. "Resmi Belgede Sahtecilik" suçu sabit görülmekle; fiiline uyan TCK.nın 204/1.maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, dosyaya yansıyan kişiliği, kasta dayalı kusurun yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmadığından takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın duruşma sırasındaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak TCK.nın 62. maddesi uyarınca lehine takdiri indirim sebebi kabul edilmiş ve cezasında 1/6 oranında indirilmesi ile sanığın 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA
3-Şartları oluşmadığından cezasında başkaca artırım veya indirim yapılmasına yer olmadığına,
4-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, gözlenen ve tespit edilen kişiliği, duruşmadaki tutum ve davranışı ile bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate varılmış olması nedeniyle CMK.nın 231/6.maddesi gereğince hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın 5271 sayılı CMK.nın 231/8.maddesi gereğince şartsız olarak 5 yıl süre ile denetime tabii tutulmasına,
Sanığın şahsi hali ve sosyal durumu dikkate alınarak hakkında takdiren serbestlik tedbirinin uygulanmasına yer olmadığına,
CMK.nın 231/10.maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine,
CMK.nın 231/1.maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde kurulan hükmün açıklanmasına,
CMK.nın 231/13.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin iş bu kararın özel sisteme kaydı için karar örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
D-Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ilk dereceli Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1.maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım İkinci Bölümün 3.600TL ile Bölge Adliye Mahkemesinde takip edilen istinaf yoluyla görülen bir duruşması olan iş bu dava nedeniyle hüküm tarindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım İkinci Bölümün 18-a maddesi gereğince vekili için takdir olunan 1.980TL maktu avukatlık ücretinin sanıklardan payları oranında alınarak katılana verilmesine,
E-İlk dereceli mahkemece yapılan toplam 7 talimat gideri 117,6TL, 3 müzekkere gideri 17,4TL 1 tebligat gideri 11TL olmak üzere toplam 146TL ve Dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılama nedeniyle yapılan 4 adet çağrı kağıdı gideri toplam 44TL, 1 talimat gideri 11TL, 1 müzekkere gideri 5,80TL olmak üzere toplam 65,60TL olmak üzere; genel toplam 210,60TL yargılama giderinin, sanıklardan payları oranında alınarak, hazineye irat kaydına,
Dair, sanıklar ile müdafii ile katılan vekilinin yüzlerine karşı, iddia makamında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Mehmet Sıddık Çinko'nun huzuru ile talebe uygun olarak,
Yüzüne karşı hüküm açıklananlar yönünden; hükmün tefhiminden itibaren,
Verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerine karşı ise; tefhimden itibaren CMK.nın 268/2.maddesi gereğince 7 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere yazmana (zabıt katibine) beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK.nın 231/12.maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvuru hakları açık olmak üzere, oybirliğiyle verilen karar 5271 sayılı CMK.nın 231/1.maddesi uyarınca açıkça okunup, gerekçesi ana çizgileri ile anlatıldı. 24/05/2017 (¤¤)