(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 253, 254, 264, 279, 280, 289) (5235 S. K. m. 46) (5237 S. K. m. 58, 157, 264) (YCGK 15.05.2012 T. 2012/10-8 E. 2012/193 K.) (YCGK 14.06.2011 T. 2011/2-60 E. 2011/126 K.) (YCGK 13.04.2011 T. 2011/9-100 E. 2011/127 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; CMK.nın 264.maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, temyiz şeklindeki talebini içeren dilekçesinin istinaf başvurusu olarak kabulü ile, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurunun kapsamına göre sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarı etkileyebileceği de gözetilerek, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 5237 sayılı TCK.nın 58.maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren erteli mahkumiyete ilişkin adli sicil kaydına konu ilamla ilgili olarak hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamış ise mahkemesince uyarlama yapılmasının sağlanması ve sonucuna göre sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması koşulları bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği düşünülebilirse de; belirtilen araştırmanın hüküm kesinleştikten sonra infaz aşamasında yapılmasının da olanaklı olduğu ve Cumhuriyet savcılığınca tekerrüre esas alman ilam ile ilgili gerektiğinde uyarlama yapılmasının mahkemesinden istenebileceği kabul edilmelidir. Bu kabul, davaların sabıka kaydında yer alan ilamların uyarlama yargılamalarının sonuçlarının beklenmesi nedeniyle yargılama sürecinin uzamasının, bunun sonucunda da zamanaşımına uğramasının ve sabıkası olan sanık ile sabıkasız sanıklar arasında yargılama sürecine ilişkin olarak oluşacak adaletsizliklerin önlenebilmesi açısından da gereklidir. Nitekim Yargıtay Genel Kurulunun 15/05/2012 gün ve 2012/10-8 Esas, 2012/193, 14/06/2011 gün ve 60-126, aynı gün ve 100-127, 13/12/2011 gün ve 214-270 ile 20/12/2011 gün ve 215-279 sayılı kararları ile; “sanık hakkında tekerrüre esas alman önceki hükümlülüğün uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması yönünden bozulmasının gerekmediği” sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, somut olaydaki gibi sanığın sabıkasında yer alan mahkûmiyet hükmü ile ilgili olarak, sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması ve yapılmamış ise mahkemesince uyarlama yapılmasının sağlanmasının bu aşamada gerekli olmadığı ve bu konuda infaz aşamasında değerlendirme yapılmasının olanaklı olduğu kabul edilmesi gerektiğinden bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Hükümden sonra 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6. bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre, dolandırıcılık suçuyla ilgili olarak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
İDO İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin “özel şirket” niteliğinde bulunması nedeniyle sanığın İDO gemi kaptanı kıyafetini giymesi şeklindeki eyleminde TCK.nın 264. maddesinde düzenlenen özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak suçunun “Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye..” şeklindeki maddi unsurlardan “hangisi veya hangilerinin olayda ne şekilde gerçekleştiği” ile İDO gemi kaptanlığı elbisesinin “neden kamu görevi ve mesleğinin resmi elbisesi olarak kabul edildiği”nin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılıp, gösterilmesi zorunluluğuna uyulmadan, gerekçeden yoksun şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa’nın 141, 5271 sayılı CMK.nın 34/1. ve 230.maddelerine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve başvuruda bulunan sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK.nın 289/1 -g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 06/01/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)