(5271 S. K. m. 268, 279) (7201 S. K. m. 20, 21) (5237 S. K. m. 43)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
28/09/2016 tarihinde yokluğunda verilip 24/10/2016 tarihinde tebliğ edilen hükme karşı, CMK.nın 273/1.maddesinde öngörülen yedi günlük yasal süreden sonra 01/11/2017 havale tarihli dilekçeyle istinaf başvurusu yaptığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanunun 279/1-b maddesi uyarınca sanık Y. Ş.'in yasal süresinde olmayan İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aynı Kanunun 268.maddesi uyarınca dosya üzerinden verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere yazmana (zabıt kâtibine) beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK.nın 279.maddesinin son cümlesi uyarınca itiraz kanun yolu açık olarak, oybirliğiyle,
Sanık Lokman müdafiin tebligatın usulsüz olduğundan bahisle eski hale getirme talebi ile birlikte istinaf talebinde de bulunduğu ve bu konuda karar verme yetkisinin Dairemize ait olduğu nazara alınarak yapılan incelemede; Tebligat Yasası'nın 20, 21 ve özellikle Tüzüğün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini, bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiği, gösterilen şeklin geçerlilik koşulu olduğu, somut olayda; sanığın sorgu sırasında bildirdiği adrese gerekçeli kararın tebliğine ilişkin mazbatada "muhatap çarşıda olduğundan evrakın mahalle muhtarına tebliğ edilerek kapısına yapıştırıldığı" ibaresinin yazılı olduğu, mazbatada sanığın çarşıda olduğunun kimden sorulduğunun yazılmadığı, bu haliyle sanığa yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olup, bu durumun savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatası olduğu gözetilip CMK.nın 40.maddeye göre eski hale getirme istemi yerinde görülerek 14/11/2016 günlü dilekçeyle yaptığı istinaf isteminin de süresinde yapıldığının kabulü ile duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık Lokman müdafiin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 43/1.maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, haksız menfaatin baştan belirlenmeyip, değişik tarihlerde aynı kast altında menfaat talep edilmesi halinde TCK.nın 43/1 maddesinin uygulanacağı; baştan belirlenen haksız menfaatin değişik zamanlarda mağdurdan istenmesi halinde, zincirleme suç koşullarının oluşmayacağı hususları gözetildiğinde, somut olayda suça konu haksız menfaatin baştan belirlenmediği, değişik tarihlerde çeşitli gerekçelerle menfaat temin edildiği, yine bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılanlara karşı aynı suçu birden fazla işlediğinin anlaşılması karşısında, dolandırıcılık suçundan bir kez hüküm kurulduktan sonra TCK.nın 43/2. maddesi tatbik edilip, akabinde tekrar 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi karşı istinaf olmadığından duruşma açılmasını gerektirir bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, yukarıda eleştirilen husus dışında mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, başvuruda bulunan sanık Lokman müdafiin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK.nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 23/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)