(5237 S. K. m. 157, 158) (5271 S. K. m. 253) (15. CD. 02.03.2016 T. 2013/27537 E. 2016/2291 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280.maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre suça sürüklenen çocuklar müdafiin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten ve hükümden önce 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK.nın 158/1.maddesine eklenen (l) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin düzenlemenin suç tarihi itibarı ile suça sürüklenen çocuklar "aleyhine" düzenleme içerdiği hususu gözetilmek suretiyle, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
TCK.nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilerek, söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi ile bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılması ağırlaştırıcı neden olarak öngörülmüş olup, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, "bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp" bunlara ait maddi varlığın veya bu tüzel kişiliklerle bağ kurulmasını sağlayan somut başka olguların kullanılması, bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evrak ve makbuzların sunulması, taşıtın kullanılması, mağdur üzerinde bentte sayılan tüzel kişiliklerden gelinildiğine veya buralardan aranıldığına dair bir düşünce oluşturulması ve mağdurun aldatılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;
Kimlik bilgilerinin dolandırıcılıkta kullanılmış olduğunu ve operasyon yapacaklarını söyledikleri mağdura kendilerini savcı, polis ve banka yetkilisi olarak tanıtmak suretiyle aldatarak kendilerine haksız 43.084TL paranın teslim edilmesini sağlayarak menfaat temin etmeleri şeklindeki suça sürüklenen çocukların eylemlerinde; savcı, polis ve banka yetkilisi olarak kendilerini tanıtmaları dışında, Emniyet Müdürlüğünün veya Adliyenin veya hangi kamu kurum ve kuruluşunun kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evrak ve makbuzların sunulması, taşıtın kullanılması suretiyle araç olarak kullanıldığının, maddi varlığının veya bu tüzel kişilikle bağ kurulmasını sağlayan somut hangi olguların kullanılması suretiyle katılanların aldatıldığının denetime imkan verecek şekilde karar yerinde gösterilip bunu destekleyen hukuka uygun delillerin dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağı kurularak gösterilip açıklanmadan ve kendilerini savcı, polis ve banka yetkilisi olarak tanıtmak suretiyle gerçekleştirdikleri kamu davasına konu suça sürüklenen çocukların eylemlerinin Yargıtay 15 Ceza Dairesi'nin 02/03/2016 gün, 2013/27537 Esas, 2016/2291 Karar, Yargıtay 15 Ceza Dairesi'nin 22/06/2016 gün, 2014/7135 Esas, 2016/6643 sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi, "suç tarihi itibarıyla" lehlerine olan 5237 Sayılı TCK.nın 157/1.maddesinde yazılı "basit dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu da gözetilmeden hüküm kurulmuş ise de; hükümden önce 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34.maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, "CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması", sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve başvuruda bulunan suça sürüklenen çocuklar müdafiin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMK.nın 289/1-g-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere, 21.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)